Çadırı da ‘dişi kuş’ yapıyor (!)

11:47

 


HEYBET GÜNEŞ - JINHA


WAN - Wan depremi sonrası yardım taleplerinin geri çevrildiğini söyleyen Kewê Işık, “Dünyanın birçok yerinden yardım geldi. Buna rağmen deprem sonrası yemek bulamayan Wan halkına, yemek yerine, biber gazı verildi.  Yardım isteğimize, tazyikli su ve copla karşılık geldi” diyor. Zozan Özgökçe ise, “Nasıl ki toplumda ‘Yuvayı yapan dişi kuştur’ anlayışı varsa, çadır ve konteynırda da aynı anlayış hâkimdi. Bu deprem, zihinlerin altındaki erkek egemen bakış açısı ve tahakkümü, daha çok gün yüzüne çıkardı” diyor.


 


Wan’ da 24 Ekim günü gerçekleşen depremin, Wan halkına yaşattığı manevi ve maddi kayıpların üzüntüsü hâlâ sürüyor. Halkın kayıplarının yanında, depremzedelerin yardımlara ulaşma sıkıntısı yaşaması, barınma, beslenme gibi sorunları da getiriyor. Üzerinden yedi buçuk ay geçen depremin izlerini silmeye çalışan Wan’a, bölge halkı, çeşitli kurumlar ve sivil toplum örgütleri destek veriyor.


‘Sorun üretenlerin suçuna ortak olmayacağız!’


Wan depremi sonrası yaşanan sorunlardan elektrik ve su sorunlarına işaret eden Cahide Ölmez, depremzedeler için verilen sözlerin tutulmadığını söylüyor. Cahide Ana, depremden sonra yetkililerin halka yaptığı açıklamada, 6 - 8 ay arası bir sürede çadır, konteynır, ev ve işyerlerindeki elektrik ve su faturalarının devlet tarafından karşılanacağı yönünde bilgi verdiğine değinerek, “Tüm sözlere rağmen daha dördüncü ayda, su ve elektrik faturaları yüksek fiyatlarla geldi. Bu faturalar, vicdana aykırı bir olaydır. Evlerinde aylarca kalmamış olan insanlara bu tür oyunların oynanması insanlık suçudur. Bizler asla bu oyunlara gelmeyeceğiz. O faturaları ödemeyecek ve bu zulmü kabul etmeyeceğiz. Çözüm yerine sorun üreten insanların suçuna ortak olmayacağız” diyor.


‘Önce, sorunlarımızı dinlesinler’


Wan’da depremzede çadırlarını ziyaret eden Barış Anneleri İnisiyatifi Üyesi Kewê Işık, depremzede olarak yaşadıkları sorunları dile getiriyor. “Depremden sonra, 4 gün boyunca çadırsızlıktan dolayı çocuklarımla sokakta kaldık”  diyen Kewê Ana, dünyanın her yerinden çadır yardımlarının geldiğini, fakat birçok insana verilmediğini söylüyor. Halkın yardım taleplerine tazyikli su, copla cevap verildiğini dile getiren Kewê Ana, “Deprem sonrası yemek bulamayan Wan halkına, yemek yerine, biber gazı verildi” diyor. “Wan’ a yapılan trilyonlarca yardıma karşın, halka bu yardımların çoğunun ulaştırılmadığını vurgulayan Kewê Ana, “Buradan Valiye ve Başbakana sesleniyorum. ‘Biz Müslümanız’ diyorlar, ama Müslümanlıklarını göremedik” şeklinde konuşuyor. Halkla ilgilenmenin sadece konteynır temin etmek olmadığına dikkat çeken Kewê Ana, “Vali yardım etmek istiyorsa, halkın arasına karışıp sorunları dinlemeli, talepleri dikkate alıp buna yönelik çalışmalarını başlatmalıdır” diyor. Wan depremi sonrasında bir felaketin de Rize’de yaşanan sel olduğunu hatırlatan Kewê Ana, tek istediklerinin “Rize’ ye gösterilen duyarlılığın Wan’ a da gösterilmesi” olduğunu belirtiyor.


‘Bu deprem, toplumdaki çatlakları ortaya çıkardı’


Van Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi  (VAKASUM) yöneticisi Ceyhan Tîmur, Wan’da yaşanan depremler sonrası tespit ettikleri sorunlar ve dernek olarak kadınlara yönelik yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi veriyor. Yaşanan iki büyük depremden sonra ciddi bir koordinasyon eksikliği olduğunu dile getiren Ceyhan, fiziksel boyutun yanı sıra maddi ve psikolojik tahribatın, hükümet politikasından kaynaklanan eksikliklerden dolayı yaygınlaştığını söylüyor. Ekonomik sıkıntısı olanların, maddi sıkıntısı olmayanlara göre, kadının ise erkeğe göre daha dezavantajlı durumda olduğuna işaret eden Ceyhan, “Deprem ile birlikte bu farklılıklar daha da derinleşti. Aile üyelerini ve ihtiyaçlarını en iyi bilenler, kadınlardır. Deprem sonrası sorunları kadınlardan dinledik. Çadırlardaki en ciddi sorun, sağlık problemlerinin baş göstermesi oldu. Sorunun çözümüne ilişkin sağlık merkezleriyle iletişime geçtik. Deprem bölgesinde depremzedelerin yaşadığı travmaların atlatılması sürecinde, çeşitli bölgelerden gönüllü gelen psikolog, sosyolog ve sağlık eğitmenleri ile kadınlara psikolojik destek verdik. Deprem, sadece doğal afet olmakla kalmadı. Wan depremiyle, toplumsal çatlaklarımız açığa çıktı” diyor.


Deprem sonrası yaşanan kadın intiharlarına da değinen Ceyhan, kadın intiharlarının ‘şüpheli ölüm’ler olduğunu belirtiyor. Ceyhan, “Wan’ ın Erciş ilçesinde 28 günlük bir gelinin, sonra Bahçeşehir, Başkale ve Özalp’ta da 18 yaş altı intiharlar, aslında kadına, toplumsal yapıda biçilen rollerin sonucudur” diyor.


‘Çadırı da diş kuş yapıyor(!)’


Wan’da, deprem sonrası ekonomik durumu kötü olanların daha çok kötüleştiğinin, kadın ve erkek arasındaki cinsiyet rollerinin daha çok belirginleştiğinin altını çizen Van Kadın Derneği (VAKAD) Yöneticisi Zozan Özgökçe, “Nasıl ki toplumda ‘Yuvayı yapan dişi kuştur’ anlayışı varsa, çadır ve konteynırda da aynı anlayış hâkimdi. Bu deprem, kişilerin zihinlerinin altındaki erkek egemen bakış açısı ve tahakkümü daha çok gün yüzüne çıkardı” diyor. Depremden en çok etkilenen kesimin ekonomik sıkıntı yaşayan halk olduğunu da hatırlatan Zozan, çadır ve konteynırlarda kalanların, çoğunlukla maddi imkânsızlık yaşayan kalabalık aileler, eşlerinden boşanmış ya da eşleri cezaevinde kalan kadınlar olduğunu belirtiyor. Zozan, Wan’ın iki noktasına kurdukları çadırlardan, depremzedelere verdikleri desteklerin devam ettiğini aktarıyor: “Kurduğumuz çadırlarda kadınlara hijyen, kadın hakları, insan hakları, üreme ve cinsel sağlık konularında eğitimler veriyoruz. Kadınlar burada kendilerine ait sorunlardan, mutluluklardan, acılardan bahsediyorlar. Mesela, geçen toplantıda kadınlar, nasıl evlendiklerini anlattılar. Bu çadırlarda kadın ve çocuklarla bir nevi iç boşaltma, acılarını paylaşma tonunda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.”


Fotoğraf: Heybet GÜNEŞ


(hg/gk/hp)