Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop, inadına isyan, inadına isyan, inadına özgürlük…

16:01

 


Pınar Aytekin / JINHA


ANKARA – Ankara’da 8 Mart Feminist kadınların gece eylemi, birçok farklı ilde olduğu gibi kadınların geceleri de sokakları da terk etmeyeceklerini haykırmalarıyla gerçekleşti.


Bu bir isyan, bu bir haykırış. Kadınlar da tıpkı erkekler gibi yaşamın her alanında kendilerini güvende hissetmek istiyor. Yaşamı hep birlikte var ediyorken, kadınlar için tasarlanmış özel fanuslar hiç de kadının “güvenliği” temelinde tasarlanmamış. Aksine özel ve kamusal şiddetin, sömürünün birbirini güçlendirdiği, birbirinin devamlılığına hizmet eden yapılanmaya gitmiştir.


Kadınlar çiçek değildir!


Onlar bizim “kadınlarımız, kızlarımız, analarımız” ve cennet ki “iyi, vefakâr anaların”’ ayakları altında. “Haydi, sizlere karanfiller verelim bugün sizin gününüz” gördüğünüz tüm zulmün, sömürünün ödülüdür. Bu hiç de böyle olmuyor erkekler! Sizlerle paylaş(-ama)tığımız evlerde sizler tarafından şiddete maruz kalmakta, öldürülmekte, yok sayılmakta, tacize ve tecavüze uğramaktayız.


Sizin inşa ettiğiniz bir toplumsal sözleşme; bir arada eşit yaşam haklarımızı içermesi gereken yasalar, bizleri bu eşitlik temelinde ele almıyor, bizlerin yaşam hakkını hiçe sayan kararlara imza atıyor. Bin yıllardır kadına biçilen roller, kadının iradesizleştirilmesi üzerine inşa edilmiştir. Yüzyıllar önce kadınların verdiği oy hakkı mücadelesinden, bugün verilen eşitlik mücadelesinin hiçbir farkı yoktur. Kadınlar toplumsal yaşamın her alanında güvencesizliğin her çeşidiyle karşı karşıyadır. Bu ister sokakta olsun, ister çalışma yaşamında, ister erkeklerle birebir ilişki içerisinde olduğu durumlarda; kadınların giyiminden tutun da oturup kalkmasına, cinsel yaşamına, toplumun her alanında ki olması “gereken” tutumundaki baskılar ve müdahaleler mevcutken kendi iradesiyle yaşama, karar verme hakkından söz edilebilinir mi? Ne cüret değil mi? Onlar başka roller ile var olabilir; “karımız” olurlar, “anamız” olurlar ama bir türlü kendileri olamazlar! Onlar sizlerin belirlediği, uygun gördüğü mesleklerde çalışabilirler. Örneğin ki bu meslekler evdeki daimi görevlerini aksatmadıkları sürece mümkün olabilir.


Kadınlar tüm bunlara karşı sokaklardalar ve çoğalarak sesleri yükselmekte. Çünkü kadınlar bilmekteler ki yan yana mücadele etmedikçe, tüm bu baskılar, tüm üzerlerindeki tahakkümler, tacizler, tecavüzler ve cinayetler bitmeyecek.


Kadınlar susmayacak! Sokakları, yaşamın hiçbir alanını terk etmeyecekler ve tüm toplumsal alanlarda kendi iradeleriyle, sözleriyle olacaklar; siz isteseniz de istemeseniz de bunun önüne geçemeyeceksiniz…


HAYDİ KADINLAR


HER YERİ MÜCADELE ALNINA VE HER GÜNÜ 8 MART’A ÇEVİRMEYE!


(pa/gk)