Türkçeyi bilmeyen ‘deli’ olsa gerek (!)
15:24
JINHA
HABER MERKEZİ – İstanbul’da Kürt çocukların çoğu, dil bilmediklerinden dolayı ‘hafif zeka özürlü’ teşhisi konularak rehabilitasyon merkezlerine gönderildikleri ortaya çıktı.
Yazar Kejê Bêmal tarafından 7 Mart tarihinde Evrensel gazetesinde yayınlanan haberde, Kürt çocuklarının anadil sorunu nedeniyle 'zeka özürlü' denilerek rehabilitasyon merkezlerine kapatıldığı belirtilmişti. İddialar İstanbul Milletvekili Levent Tüzel tarafından Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi olarak TBMM Başkanlığı'na sunuldu.
Konuyu, ilgili süreçlerin içerisinde yer alanlarla görüşerek aktaran Kejê'nin haberi şöyle:
“Kürtçe pis ve kötü bir dildir. Kürtçe konuştum diye bana ‘deli’ deyip buraya gönderdiler.”
Ait olduğum etnik kimliğim ve çalıştığım saha yüzünden oldukça zorlu dosyalar çalıştım. Köy boşaltmalar, yakılan ilçeler, katliamlar, sürgünler bunların bazıları. Ama hiç birinde bu dosyada ki kadar üzülüp öfkelenmedim. Ben aslında yola çıkarken “engelli çocuklarda ana dilde eğitim hakkı” adı altında bir dosya çalışmak için kolları sıvamıştım. Doğal olarak ilk uğrayacağım yer “Rehabilitasyon merkezleri” idi.
Ve şu anda göçten dolayı en fazla Kürt nüfusunun yaşadığı yer olan nerdeyse kendi başına bir ülke haline gelmiş İstanbul’daki rehabilitasyon merkezleri ilk durağımdı.
Daha ilk adımda çok kısa bir sürede ve büyük bir acıyla fark ettim ki çalışmanın yönü inanılmaz bir hızla biçim değiştirecek. Varoşlara özellikle yığılmış Özel Rehabilitasyon merkezlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan Kürt çocukları ile karşılaştığımda ve onlarla sohbet ettiğimde hemen fark ettim ki, en hafifinden ortada kocaman bir yanlış anlaşılma var.
Zaten fark etmemeniz mümkün değil, çünkü çocuklar gayet normal konuşan, her türlü fiziksel aktiviteyi gayet normal yerine getiren, neşeli, eğlenceli ve enerjik çocuklar.
Bu her gözlemci insanda yaratabileceği gibi bende de kocaman bir şüphe yarattı.
Eğitmenleriyle yaptığım ilk röportajda olayın insanın kanını donduran bölümü deşifre oldu.
Bu çocuklar kolay avdı. Çünkü yasaya göre ikinci sınıfın ikinci periyoduna kadar okuma yazma öğrenemeyen bir çocuk öğrenme güçlüğü ön tanısı için bir adaydı. Gerisi birbirini tamamlayan yanlışlar dizisi. Zaten anlamadığı ve bilmediği bir dil yüzünden ön tanısı konulan bir çocuk bir de aynı dille şaibeli zeka testlerine tabii tutulunca ortaya çıkan “zeka engelli” tanısını sözde rehabilite etmek için yine bilmediği dilde eğitimle sözde iyileştirme çabası…
Yani çözümü aslında çok basit olan bu durumun dönüp dönüp çocuğu vuran grift bir problem haline getirilmesi ve bundan nemalanan Özel Özel Eğitim merkezleri…
Ana diline küsen Sibel
Hayatımın en zor röportajıydı. Bu korkunç duruma düşürülen kim bilir kaç çocuktan biri olan Sibel’in röportajı aşağıda. Sibel 13 yaşında olduğunu söyledi. Erzurum’un bir köyünden göçen Kürt bir ailenin çocuğu;
Adın ne canım?
Sibel.
Kaç yaşındasın?
13.
Kürtçe konuşmayı biliyor musun?
Hayır. Kürtçe pis bir dildir!
Kürtçe neden pis bir dildir Sibel?
Şey hocam, çünkü çok kötü bir dildir. Ben onun için konuşmayacağım!
Neden canım kötüdür?
Çünkü çok şey oluyor hocam...
Ne?
Yani mesela okulda konuşunca arkadaşlarınız sizinle konuşmuyor. Sizi öğretmene söylüyorlar. Herkes bizimle dalga geçiyor. Neden öğrenmemişsiniz Türkçeyi diyorlar. Arkadaşlarım benimle dalga geçtiği için ben de artık istemiyorum Kürtçeyi. Pis bir dil!
Peki annen baban Kürtçe mi konuşuyor evde?
Evet.
Sen eve gittiğinde annenle Kürtçe mi konuşuyorsun?
Şey hocam ben artık asla Kürtçe konuşmak istemiyorum! Pis ve kötü bir şey. Kürtçe konuştum diye bana “deli” deyip buraya gönderdiler.
‘10 çocuktan 5’i dil problemi yüzünden burada’
Yine bir rehabilitasyon merkezinde başka bir hocamızla, U. D. ile konuştuk bu konuyu.
Eğitim durumunuzu öğrenebilir miyiz?
Sınıf öğretmenliğinden mezunum. 2007’de “zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği” kursuna gittim ve o yıldan beridir çeşitli kurumlarda bu konuda çalışıyorum.
Şu an bulunduğunuz merkezde eğittiğiniz çocukların çoğunluğunun tanısı nedir?
Genellikle “hafif zihinsel engelli” tanısı olan çocuklar yoğunlukta.
Hocam şu an bulunduğunuz semt Kürt göçmenlerin yoğunlukla bulunduğu bir semt ve rehabilitasyon merkezinizde oldukça fazla Kürt çocuğu var. Acaba diyorum dil bariyeri yüzünden bu çocuklara yanlış tanı konulup, buraya gönderilmiş olabilirler mi?
Yani benim karşılaştığım; örneğin on Kürt çocuğu diyelim, beşi büyük olasılıkla dil problemi yüzünden burada. Kürt göçmenler bulundukları varoşlarda çoğu zaman izole bir hayat oluşturdukları için ve mahallenin çoğunluğunun da aynı kökenden olmasından dolayı sosyal hayatta yine kendi dillerini konuşuyorlar. Yani buranın İstanbul olması bu sebepten dolayı Kürt nüfusunun yoğun olduğu yerlerdeki gibi bazen okulda ilk defa eğitim dili olarak yabancı dile maruz kalan çocuklarla karşılaşmanıza sebep oluyor. Bu da öncelikle uyumsuzluk ve yabancılaşma, sonra da öğretmeni anlamadığı için dersi de anlamamaya sebebiyet veriyor. Diğer çocuklarla iletişim kuramadığı için bu anlamda içe kapanıklık ve uyum problemi yaşıyor. Bunların hepsi birbirini tetikleyerek olumsuz anlamda bir sinerji yaratıyor ve maalesef bu sinerjinin sonunda çocuk çeşitli kurumlarda yine yabancı olduğu dili konuşan uzmanlar tarafından değerlendirilmeye tabii tutularak “zihinsel engelli” raporu alınarak damgalanıyor. Çocuk buraya geldiğinde biz ona önce Türkçe öğretmek, sonra akademik kazanımları çocukta gerçekleştirmeye çalışmak gibi nafile ve baştan eşitsiz bir çabanın içine giriyoruz. Bu da çocukta en az iki-üç sene gibi bir kayba neden oluyor. Çocuk iki-üç sene geriden kendi yaşıtlarını ve akranlarını takip etmeye çalışıyor. Olay bu.
Bu raporlar bu çocukların ileride yapacağı bir işte, edineceği bir meslekte önlerine çıkacak mı hocam?
Raporlar her sene değerlendirmeye tabii tutuluyor ve eğer öğrenci kazanımları yerine getirmişse raporu iptal ediliyor. Ama bu kadar travmayı yaşayan çocuğun bu yanlışlıklar zinciri içinde kendi akranlarını ne kadar yakalayabileceği de muamma. Bu noktada rapor kendini sürdürecek ve elbette ki her alanda çocuğun önüne çıkacak.
(zd)

