‘Bedenimiz, Hayatımız, Kararımız Bizim, Aileniz sizin olsun!’

12:20

 


JINHA


İSTANBUL – İstanbul’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle gerçekleştirilen etkinliklerde, devletin Bölge’deki kadın kurumlarına yönelik baskısına dikkat çekilerek, tutuklu Kürt kadınların serbest bırakılması istendi.


Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul Feminist Kolektif öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikler gece de birçok kentte ‘gece yürüyüşleri’ ile devam etti. İstanbul’da da kadınlar, LGBT’ler 8 Mart’ı panel, etkinlik, yürüyüş, basın açıklamaları ve mitinglerle geçirdi. Etkinliklerde kadınlar devletin kadına yönelik politikaları, şiddeti, Paris Katliamı’nı ve barış sürecini değerlendirdi. Etkinliklerde ayrıca, Bölge’deki kadın kurumlarına yönelik baskı ve tutuklamalar da protesto edilerek, tutuklu kadınların serbest bırakılması talep edildi. Kadınlar, "Aile değil kadınız, feminist isyandayız", "AKP elini bedenimden çek", "Trans cinayetleri politiktir", "Boşanmayı değil cinayeti engelle", "Erkek adalet değil gerçek adalet", "Barış için ısrar ısrar ediyoruz", "Jin jiyan azadi", "Yaşasın 8 Mart! Yaşasın örgütlü mücadelemiz" sloganları eşliğinde etkinliklerini gerçekleştirdi.


‘Aile değil kadınız, feminist isyandayız’


AKP iktidarının, ‘annelik’, ‘namus’, ‘makbul eş’, ‘3-5 çocuk’ dayatmalarıyla, kadınları eve hapseden uygulamalarıyla, kadınların bedenlerini nüfus artışı için çalıştırılacak makineler olarak gördüğüne işaret eden kadınlar, “AKP iktidarı, kürtajı yasaklamaya çalışarak, fiilen kürtaj yaptırmanın önüne engeller koyarak; bedenlerimiz üzerinde baskı ve egemenlik kuran, yaşam alanlarımızı daraltan politikalar üretiyor" dedi.


‘Aileye değil kadınlara destek’


Devletin kadını değil aileyi destekleyici politikalar güttüğünü kaydeden İstanbul Feminist Kolektif, şiddete maruz kalan kadınların haklarına erişememesinin; adliyelerde, valiliklerde, sığınaklarda, devlet kurumlarında yaşadıkları yılgınlığın, onları şiddet ortamına dönmeye mecbur bıraktığına dikkat çekti.


Devlet kadınları heteroseksüel aileye mahkum etmeye çalıştığını belirten kadınlar, var olan sistemin cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliğini, lezbiyen ve trans kadınların varlığını reddettiğini dile getirdi.


‘Aile aile dediniz, hayatımızı yediniz’


Kadına yönelik şiddeti önleme iddiasıyla kadın örgütlerinin içeriğine yönelik itirazları dikkate alınmadan çıkarılan 6284 Sayılı yasaya da değinen İstanbul Feminist Kolektif, şu açıklamalarda bulundu:


“Kadınların yaşam hakları polisin, hâkimin, savcının, valinin, kaymakamın inisiyatifine bırakılıyor. Standardı olmayan uygulamalar kadınları yargı süreçlerinde de yıldırıyor. Kararlar kadınları desteklemek hedeflenerek değil, cinsiyetçi ezberle alınıyor. Yasa kadınlara değil, erkeklere hizmet veriyor! Bakanlık, 6284 Sayılı Yasa’nın adına yerleştirdiği “Aile” kelimesinden başlayıp, teşkilatlanma biçimine varıncaya kadar her yönüyle erkek egemen yapıyı sürdürmek üzere işliyor. Oysa aileyi güçlendirerek erkek şiddetine karşı duramazsınız. Aileden tarafsanız, kadından taraf değilsiniz!”


‘Tarafız! ‘Barış hemen şimdi’ diyoruz!’


Türkiye’de yaşayan kadınlar olarak, son otuz yıldır süren savaş ve çatışma ortamı ile devlet militarizminin ve şiddetinin tüm kadınları ne denli etkilediğini defalarca haykırdıklarının altını çizen Kolektif, son bir yılda devletin milliyetçi-cinsiyetçi politikaları üzerinden özellikle Kürt kadınlarına yönelik baskıların yoğunlaştığı ifade edildi. “8 Mart mitingine katıldığı, ders verdiği, düşündüğü, düşüncesini ifade ettiği ya da sadece Kürt olduğu için kadınlar tutuklandılar ve tutuklanmaya devam ediyorlar” diyen Kolektif, tutuklamaların durmasını ve cezaevinde olanların serbest bırakılmalarını talep etti. Türkiye’nin yeni bir müzakere sürecine tanıklık ettiğine de değinen kadınlar, “Bu süreçte savaşın ve çatışmanın sonuçlarını yaşayan, mücadele eden kadınlar olarak tarafız. ‘Barış hemen şimdi’ diyoruz!” dedi.


 


Kolektif bileşeni kadınlar, açıklamaya şöyle devam etti:


“Sığınak çalışması yapan kadın danışma merkezi İŞTAR’a karşı yapılan müdahale, İŞTAR’lı kadınların tutuklanması ile feminist kadın örgütü VAKAD’a karşı açılan kapatma davası, devletin Kürt kadınlarının örgütlü mücadelesini engelleme çabasını apaçık gösteriyor. Feministler olarak hem İŞTAR’ın hem de VAKAD’ın yanında olmayı sürdüreceğiz.


Bugün 8 Mart! Kadınların mücadele ve dayanışma günü! Biz kadınlar, bize emek köleliğini, ömür boyu bakıcılığı, şiddeti ve baskıyı reva gören bugünkü aile düzeninin tek meşru ve istenmesi gereken yaşama biçimi olduğu düşüncesini reddediyoruz! Kutsal aileniz, her gün kadınların öldürülmesiyse, evlilik mahkumluğuysa, devlete çocuk doğurmaksa, biz bu dayatmaya isyan ediyoruz! Kapitalizme ve patriarkaya, erkeklere ve erkek egemen iktidara karşı eylemliliklerimizle, isyanımızla, direnişimizle, kadın dayanışmasıyla var ettiğimiz mücadelemize devam ediyoruz.”


Samsunda 8 Mart


Samsun’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitingine yüzlerce kadın katıldı. Samsun Kadın Buluşması’nın 'Savaşa, şiddete, tecavüze kadın cinayetlerine karşı yürüyoruz' pankartıyla; "Kadınlar savaş istemiyor", "Jin jiyan azadi" sloganlarıyla yürüyüşe geçti.


Dün saat 17.30’da Konak Sineması önünde biraya gelen kadınlar Çiftlik Caddesi’ni trafiğe kapattı. Yürüyüşe farklı kadın örgütleri katıldı. Kadınlar etkinlik boyunca "Namusa me azadiya me ye", "8 ê Adarê roja jinê cîhanê", "Bijî yekitiya jinan", "Ar değil zar değil mal değiliz", "Erkek vuruyor devlet koruyor", "Kürtaj haktır karar kadınların", "Kadınlar savaş istemiyor" sloganlarını atılarak pankartları taşındı. Ayrıca kadınlar, katledilen kadınların da fotoğraflarını taşıdı.


Süleymaniye Geçidi’nde basın açıklaması yapıldıktan sonra N.Ç’ye dair kısa bir tiyatro sergilendi. Tiyatronun ardından Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylar çekildi, horon oynandı.


(pi/sa/gk)