KESK’li kadınlar iş bırakıyor
10:22
Pınar Aytekin / JINHA
ANKARA – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tatil olması gerektiğine vurgu yapan KESK Kadın Sekreteri Canan Çağlayan, “Kadınlar o gün evlerinde, işyerlerinde, toplumsal yaşamın her yerinde karşı karşıya kaldıkları eşitsizliklere, sömürüye karşı hep bir arada tüm bunları daha görünür kılacak bir gün haline getirmeli. Bu talebimiz hala yerine getirilmedi ve bu yıl da aynı taleple işe gitmeyeceğiz” dedi.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün resmi tatil ilan edilmesi için mücadele etmeye devam ediyor. Bugün iş bırakma eylemi gerçekleştireceklerini kaydeden KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan ile yine yeniden 8 Mart için gündeme getirdikleri Türk Tabipler Birliği (TTB) ve Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’in de içersinde yer aldığı “8 Martlar resmi tatil edilsin” kampanyası üzerine söyleşi yaptık.
‘8 Mart bir mücadele günü’
KESK Kadın sekreteri Canan Çalağan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün resmi tatil ilan edilmesine ilişkin yürüttükleri kampanya üzerine konuştu. Kölelik koşullarının kadın emeği için halen geçerli olduğunu belirten Canan Çağlayan, “8 Mart’ın tarihsel bir geçmişi var. Kadınlar toplumsal yaşamda, ailede, çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı ezilme biçimlerine karşı, politik mücadeleler sonucunda 8 Martları gündeme getirdiler” dedi. 8 Mart’ın bir mücadele günü olduğunu belirten Canan, şöyle devam etti:
“Egemenlerin bu tarihsel süreçlere yaklaşırken, tıpkı 8 Martlara yaklaştıkları gibi; önemini, değerini, içinde barındırdığı anlamını kendilerine göre yeniden dizayn etme mantığıyla; 8 Martları kadınlar için bir eğlence, kutlama yöntemiyle sanki bütün bir yıl karşı karşıya kaldıkları her türlü sömürü ilişkisi hiç yokmuş gibi bir izlenim yaratılmaktadır.”
‘8 Mart tatil olmalı’
8 Martlar sıradan bir tatil, bir eğlence günü olarak değerlendirmediklerini belirten Canan, “Kadınlar o gün evlerinde, işyerlerinde, toplumsal yaşamın her yerinde karşı karşıya kaldıkları eşitsizliklere, sömürüye karşı hep bir arada tüm bunları daha görünür kılacak bir gün haline getirmeli” dedi. Canan, bu talebin henüz karşılanmadığını, dolayısıyla bu yıl da aynı taleple işe gitmeyeceklerini belirtti.
‘Hükümetin öncelikle kadınları dinlemesi gerekiyor’
Kadın emeğinden, kadın istihdamından bahseden hükümetin, öncelikle kadınları dinlemesi gerektiğine işaret eden Canan Çağlayan, şöyle konuştu:
“İktidarın temel yaklaşımlarından biri şudur: ‘Herkese söylüyoruz’ diyor ama kendi ajandasını, kendi istediği biçimiyle, sanki herkesin fikri ortaklaşmış gibi gündeme getiriyor. Oysa böylesi bir şeyde ortaklaşılmak isteniyorsa, sorunların çözümüne dair bir adım atılmak isteniyorsa bu kadınların, örgütlerin ne söylediği ciddiye alınmalı. İhtiyaçlar temelinde, kadınların belirlediği demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin söyledikleri, beklentileri doğrultusunda çözümler üretilmelidir.”
‘Savaşa karşı barış diyoruz’
Barışın kadın için anlamının daha derin olduğunu kaydeden Canan, “Eşit, özgür, barış içerisinde bir toplumsal yapıya kavuşuncaya kadar, geçtiğimiz tüm 8 Martlarda olduğu gibi bu yılki 8 Mart’ta da tüm kadınlarla sesimizi daha güçlü duyurmak için hep birlikte alanlarda olacağız” ifadelerine yer verdi.
Canan, söyleşimize gönderdiği selamlarla son verdi:
“Son olarak, buradan hem cezaevindeki KESK’li kadınlara, yine cezaevlerindeki tutuklu devrimci kadınlara çok sevgilerimi, selamlarımı gönderiyorum.”
(pi/gk)

