Zamana direnen kadın: Alice Poul
10:48
Zehra Doğan / JINHA
Amerika Birleşik Devleti, kadını birçok temel hak ve özgürlüğünden mahrum ettiği gibi, 1900'lü yıllara kadar da seçme ve seçilme hakkını elinden almıştı. Kadını, erkeğin gölgesi altında yaşamaya zorlayan eril zihniyet, yine erkeğin isteği doğrultusunda seçtiği liderin sunduğu yaşam koşulları altında hareket etmesine zorluyordu…
Kadının, toplumdaki statüsü anneliğin ötesine gidilmezken, ekonomik anlamda kendi yaşamını kazanmaya çalışan kadının yeri ise, İhtişam budalası ev sahiplerinin egolarına hizmet etmenin ve cinsiyetçi ücretlendirme yapan fabrikaların köleci çalışma stiline boyun eğmenin dışına çıkmıyordu…
Kadınlar artık buna dur demek istiyordu. Erkek zihniyete hizmet eden bir toplumun içinden kadının başkaldırması o kadar kolay olmadı. Bu ancak örgütlü mücadeleyle gerçekleşecek bir şeydi ve kadınlar bunu başaracaktı…
Ulusal Kadınlar Partisi (National Woman’s Party/NWP) 1916 Haziran ayında Alice Poul öncülüğünde kurularak kadının, seçme ve seçilme hakkını eline alması için birçok çalışmalarda bulundu. Kadının özgürlüğünü tekrar eline alması için bu adım büyük önem taşıyordu.
Alice, birkaç kadınla kurduğu partinin ilk çalışmalarının startını vermeye başladı. Arkadaşlarıyla beraber, ünlü Fransız mücadeleci kadın, Jan Dark’ın cesaretini tüm kadınlara örnek göstermek için ata binerek caddede tüm erkeklere meydan okudu. Erkeğin egoist hazımsızlığı bu olayı hoş göremezdi ve bu etkinliği provoke ederek kadınları hırpaladı. Erkekler, bu yanlış hareketin, ileride kendilerine pahalıya patlayacağını tahmin etmemişlerdi… Kadınlar bu çirkin olaya tepki oluşturmaya başlamıştı bile…
Alice, tek başına bu mücadeleyi sürdüremeyeceğini biliyordu. Bu yüzden en başta fabrikalarda, ekonomik tutsaklıkla mücadele içinde olan kadını uyandırmakla yola çıktı. Alice artık az sayıda bir kadın partinin öncülüğünü yapmıyordu. Onunla beraber, içinde burjuvazinin çılgın ihtişamı içinde boğulmak üzere olan kadınlar gibi sayısız kadın, bu yolda mücadele ediyordu… Erkeğin Provoke girişimi ters tepmişti…
Amerika Birleşik Devletleri’nde ‘Kral Wilson’ unvanı verilen Amerika başkanı Woodrow Wilson’a karşı Alice ve arkadaşları birçok eylem düzenledi. Bunun içinde bildiri dağıtmak, sabahlara kadar sokakta nöbet tutmak ve kendilerini adalet sarayının önünde zincirlemek gibi eylemler de yer alıyordu. Bu sebepten ötürü Alice ve arkadaşları başta olmak üzere 1917-1919 yılları arasında birçok kadın tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kadınların esaret altına girmekten korkarak kabuğuna çekileceklerini düşünen eril yönetim yanılmıştı. Kadınlar, örgütlü mücadelelerini zindanlarda ve dışarda devam ettiriyordu. Sayısız işkence yöntemleriyle karşı karşıya kalan kadınlar düşmanın istediği yenilgiye asla kapılmadı. Mücadelenin ilk tohumlarını toprağa eken kadınların, kazanmaktan başka alternatifi yoktu… İçeride olan kadınlar açlık grevine girerek tepkilerini dile getiriyor, dışardakiler de kampanyalar düzenleyerek bu olayı tüm dünyaya bildiriyordu.
Dünya Savaşı nedeniyle oluşan kayıplar ve devletin yaşadığı büyük hasar, kadınların bu direnişiyle oluşacak herhangi bir olumsuz sonucu karşılayacak güçte değildi. 1919- 1920 yılları arasında kadınların seçme ve seçilme hakkının değiştirilmesiyle kadın hareketi amacına ulaştı. Böylece, erkeğin kirli kanına bulaşan toprak ana, kadının 5 bin yıl önce yer altında sakladığı mis kokulu çiçeklerin ilk filizlerini tekrar gün ışığına doğru göndermeye başladı.
(la)

