8 Mart’ın yaratıcısı: Clara Zetkin

14:31

Eylem Daş/JINHA


Uyanın, harekete geçin, savaşın! Bugünkü büyük tarihi durum sizleri cesaretsiz bulmasın. Dünün bilinmeyen milyonlarca köle kadınları, bugünün savaşçıları meydana çıkın ve ileri yürüyün…


Yaşamı var eden, ona can veren toprağı işler gibi yaşamı işleyen kadındır. Ancak kadın tarihin karanlığına gömülmüştür. Erkek, kadına karşı yürüttüğü kirli savaşı kazanmıştır. Tarihin gerçek kahramanı olan kadın tarihi erkeklerin yazması nedeniyle görünmez bir kahraman olmuştur. Kadın, yürütülen bu 5 bin yıllık kirli savaşa direnmiş ve kadın direniş tarihine ismini kazımış isimler yaratmıştır. Bu isimlerden biri de hiç şüphesiz Clara Zetkin’dir. Clara, yaşamı boyunca  kadınların onurlu direnişinin ve mücadelesinin simgesi olmuştur.


 ‘Yaşamın olduğu her yerde savaşmak istiyorum’


Kadının özgürlük ve eşitlik mücadelesini simgeleyen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yaklaştığı şu günlerde neredeyse herkesin karşısına çıkan isimdir Clara Zetkin.


1857’ de Saksonya eyaletindeki bir köyde dünyaya gelen öğrenmeye hevesli, her yerde hep en önde olan, eyleme susamış bir çocuktu. Günün birinde babasının kütüphanesinde bulduğu Papa’ya karşı ayaklananların, inançları uğruna ölen kadın ve erkeklerin hikayesini anlatan bir kitap onu çok etkiler. O da babası gibi öğretmen olmak istemektedir, ancak Almanya’da kız çocuklarının yüksek öğrenim görmesi zordur. Bunun sebebi ise; kadının zihinsel yeteneklerinin bu anlamda yeterli görülmemesidir. Ancak Clara kararlıdır; sonunda kendisine özel bir öğretmenlik kursunda yer bulur. Komünizm ve sosyalizm kavramlarıyla okuldaki Rus arkadaşları sayesinde tanışır. Marx ve Engels’in yapıtlarını okumaya başlar. Öyle ki sosyalist düşünceyi savunduğu için okulunda sakıncalı bir öğrenci olarak görülür.


Clara, 1889’da Paris’te yapılan 2. Enternasyonal’in kuruluş kongresinde konuşma yapar. “Kadın işçiler, kadının özgürlüğünün ayrı değil, büyük sosyal sorunun bir parçası olduğundan tamamen emindirler. Bu sorunun bugünkü toplumda çözülemeyeceğinin, ancak toplumun köklü değişiminden sonra bunun mümkün olabileceğinin de bilincindedirler. Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi yalnızca emeğin sermayenin boyundurluğundan kurtulmasıyla mümkün olacaktır. Sadece sosyalist toplumda, kadınların işçiler gibi haklarının tam sahibi olması mümkündür” derken, savunduğu davanın kürsüdeki iradesi olmuştur. Bu, Clara’ nın  uluslararası bir topluluk önünde ilk konuşması değildir sadece; bu konuşma aynı zamanda kadın özgürlüğü için direnen kadınların tarihteki ilk konuşmasıdır.


 Clara’ nın büyük bir inanç ve tutkuyla dile getirdiği sorunlar ve bu sorunlar karşısında talep edilenler önemli bir yankı yaratır. Bu yankı, o dönemin sosyalist işçi sınıfı partisi olan Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin bir sonraki yıl hazırladığı programda kadının ekonomik, siyasal ve hukuksal eşitliği olarak yerini alır. Yapmış olduğu bu “ilk ve büyük” konuşmadan sonra Clara Zetkin birçok parti toplantısında ve uluslararası kongrelerde yüzlerce konuşma yapar. Clara, sosyalist partilerde hakları için savaşmak isteyen kadınlara tercüman olmaktadır. "Erkeğin desteği olmadan," diye açıklar, "evet, hatta genellikle erkeklerin iradesine karşın, kadınlar yaşamın her alanında var olacaktır.


8 Mart’ın Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanması onun önerisiyle 1910 yılında yapılan 2. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda kabul edilir. Bu tarihin seçilmesi elbette ki tesadüf değildir. 8 Mart 1857’de, New York’lu 40 bin kadın dokuma işçisi 12-14 saati bulan çalışma saatlerine karşı, 8 saatlik işgünü talebiyle kitlesel bir biçimde greve gitmiştir, fakat polisin kadınları fabrikaya kilitlemesi ile çıkan yangında 129 kadın katledilmiş ve “8 Mart 1857” eylemi, kadınların tarihteki ilk kitlesel grevi olarak yerini almıştır.


Tam da burada, seçilen bu tarihin rastlantı olmadığı, aksine Amerikalı kadın işçilerin, dolayısıyla işçi sınıfının mücadelesiyle doğrudan bağlantılı olduğu ortaya çıkmaktadır. 8 Mart işçi-emekçi kadınların direnişinin sembolüdür. Bizler ,bu günü Clara  önderliğindeki büyük tarihsel mücadeleye borçluyuz. Clara, kendisinin de belirttiği gibi yaşamın olduğu yerde savaşmak istiyorum demiş ve  tüm yaşamı boyunca örnek bir kadın önder olmuştur.


(la)