‘Benim Çocuğum’ belgesel filmi İzmir’de izleyiciyle buluştu

16:43

Pelin İktüeren / JINHA


İZMİR- 5. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası kapsamında Siyah Pembe Üçgen Derneği’nin organize ettiği etkinler, LGBTT ailelerinin anlatan “Benim Çocuğum” belgesel filminin İzmir Galası ile son buldu. İzmir Forum Bornova’da düzenlenen Galaya ilgi büyüktü. LGBTT Aileleri İstanbul Grubu (LİSTAG)’nun da katıldığı Galada duygusal anlar yaşandı.


Çocukları LGBT (lezbiyen, gay, biseksüel, trans) bireyler olan bir grup anne-babanın hikâyelerini seyirciye taşıyan “Benim Çocuğum” belgesel filmi Ocak ayında tamamlandı. Yönetmenliğini Can Candan’ın üstlendiği belgesel filimde, muhafazakar, homofobik, bir toplumda bir yandan aile, bir yandan da aktivist olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlayan yedi ebeveynin deneyimleri aktarılıyor.


‘Yeniden öğrendik’


İzleyiciyi beş eve götüren belgeselde, LGBT bireylerin aileleri kendi ebeveynlik deneyimlerini, çocuklarının büyüme ve kendilerine açılma dönemlerini, bu süreçle baş ederken geçtikleri zorlu yolları, kendi aileleriyle bu durumu nasıl paylaştıklarını ve ebeveyn olmanın neler getirdiğini yeniden öğrendikleri süreçleri anlatıyor.


Yönetmen Can Candan, “Mümkün olduğu kadar fazla insana ulaşamaya çalışıyoruz. Şimdilik iyi bir başlangıç yaptık. Bir haftanın içinde 2 binin üzerinde seyirciye ulaşmış olduk. Bundan sonra da devam etmeyi ümit ediyoruz. Bugün burada İzmir’de olmaktan çok mumununum.” dedi.


‘Umuyorum çok iyi şeyler olacak’


LİSTAG grubundan konuştuğumuz ailelerden Şule Ceylan, “ Bir eşcinsel oğlum var. Bundan yaklaşık 5 yıl önce aileler bir araya geldik, birbirimizi bulduk ve birbirimize çok iyi geldik. Bir şeyleri ve aynı şeyleri paylaşmak hepimize çok iyi geldi. Başlangıçta buralara geleceğimizi hiç düşünmüyorduk. Sadece birbirimize tutunmak ve dokunmak isterken, çok büyük bir ivme kazandı hareketimiz. Belgeselimiz sonuçlandı, bunun için bir aradayız.  Umuyorum çok iyi şeyler olacak” değerlendirmesini yaptı.


Ömer Ceylan, “Şule ile bu süreci yaklaşık 10 sene içimizde yaşadık. Bir süre sonra birçok ailenin bizim yaşadıklarımızı yaşadığını gördük. Onlara destek olabilmek, onların süreçlerinde yanlarında olmak istedik. Diğer ailelerin aynı süreçte sıkıntı çekmelerini istemediğimiz için bir aradayız. Bu belgesel de umuyorum tüm ailelere ulaşır” dedi.


‘Işığa şimdi karanlıktan insanlar çıkıyor geliyor’


Ailelerin görünür olmasının, bu çocukları biz doğurduk, buradayız demenin önemine vurgu yapan Sema Yakar, “Biz bir ışık yaktık, o ışığa şimdi karanlıktan insanlar geliyor. Benim çocuğum eşcinsel, benim çocuğum transseksüel, size nasıl ulaşabilirim diyor” değerlendirmesini yaptı.


LGBTT ailelerinin birbirlerine destek olduklarını, örgütlenerek seslerini yükselttiklerini ileten Sema, içinde yaşadığımız toplumda, bu konu hiç yokmuş gibi görülüyor, böyle bir toplumda yaşarken kendiniz çok yalnız hissediyorsunuz ifadelerine yer verdi.


‘Bu çocukları biz dünyaya getirdik’


Sema şunları ifade etti:


“Yıllardır çocuklarımız sokaklarda dövüldü, hakları ellerinden alındı. Tacize ve tecavüze uğradı, öldürüldü ama kimse onlara kulak vermedi. Ta ki biz aileler de buradayız, bu çocukları biz dünyaya getirdik deyinceye kadar. Belgeselle birlikte toplumda transfobi, homofobi kırılsın istiyoruz. Belgesele “Benim Çocuğum” adını verdik. Ailedeki anne baba çocuk ilişkisinde biraz kendilerini sorgulasınlar istiyoruz.”


Film gösterimi ardından izleyenlerin görüşleri alındı, eşcinsel bir birey filmle birlikte kardeşine eşcinsel olduğunu açıkladı, tüm salon alkışlarla destek verdi. "Benim Çocuğum" belgesel filmi akıllarda iz bıraktı.


(pi/la)