‘Barışın savaşçılarına sözümüz var’
15:26
JINHA
AMED – Türkiye’deki PAJK’lı tutuklu ve hükümlüler yazılı bir açıklama yaparak 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı. Kadınlar, “150 yıl önce kadınlar tarihe yeniden bir not düştüler. O gün, kadınları diri diri yakanlar sandılar ki kadının direnişini ve umudunu da yaktılar. Ancak kadınlar kendilerini küllerinden yeniden yarattılar.” açıklamasında bulundu.
Türkiye’deki PAJK’lı tutuklu ve hükümlüler yazılı bir açıklama ile 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladı. PAJK’lı kadınların yaptığı yazılı açıklama da şunlar ifade edildi:
“150 yıl önce kadınlar tarihe yeniden bir not düştüler. O gün, kadınları diri diri yakanlar sandılar ki kadının direnişini ve umudunu da yaktılar. Ancak kadınlar kendilerini küllerinden yeniden yarattılar. Tıpkı tarihin tüm zamanlarında olduğu gibi! Tıpkı bugün olduğu gibi! Beş bin yıldır yeryüzünde erkek eliyle sürdürülen zulmün, şiddetin, savaşın en büyük mağduru kadınlar olmuştur. Eşitliğin ve demokrasinin en çok dillendirildiği günümüzde, yine en çok kadın öldürülmekte, aç bırakılmakta, susturulmakta ve kimliksizleştirilmektedir. Dünyanın her yerinde, her ulustan; renkten, ırktan olan kadınlar aynı makûs yaşama mahkûm edilmektedir. Kadına yapılan taciz, tecavüz, şiddet her geçen gün daha da artmaktadır.
‘Alternatif bir yaşam yaratmak…’
Trajik olan şudur ki; tacize, tecavüze ve şiddete uğrayan, öldürülen kadın insanlığın kendisidir. Yaşamın merkezi ve kaynağı olan tüm toplumsal değerlerin yaratımı olan kadın kültürünün talan edilmesi ve yok edilmesidir. Çünkü kadın bin yıllardır her türlü baskı, şiddet, sindirme ve imhaya rağmen hala erkek egemenlikli zihniyetin ve onun yaratımı olan iktidar alanları için alternatif bir yaşam kaynağı ve dolayısıyla bir risktir. Bu yüzden de ataerkil kendi iktidarının devamı için sömürmek, zengin olmak, güçlü olmak için kadını ruhen, bedenen ve zihnen zayıflatılması ve öldürülmesi gerekir.
Ancak bin yılların baskıcı, cinsiyetçi, sömürgeci iktidarlarının devasa güçleri tüm çabalarına rağmen yaşamın kaynağı olan kadını ve onun kültürünü yok etmeyi başaramamıştır. Günümüzdeki kadın çığlıkları, direnişleri, hareketleri, orduları, partiler bunun en büyük göstergesidir. Kürt Kadını, bin yılların ataerkil zihniyetini yerle bir etmeyi kendi öz iradesiyle başarmıştır. Tarihteki kadın direnişlerinden aldığı mirasla yolunu aydınlatmış insanlığın beşiği olan Kürdistan topraklarında kendini yeniden yaratarak yeryüzüne özgürlüğü muştulamaktadırlar. Kanla sulanmış bu topraklarda hem özgürlük hem de barışın savaşını yürütmektedirler.
‘Devrimci ittifakın güçlenmesi sağlanmıştır’
Kürt Kadınının özgürlük mücadelesi; sömürgeciliğin yarattığı parçalanmışlığa ve diasporaya karşı tek vücut olmayı başarmıştır. Ataerkil ulus-devlet zihniyetinin köklerinden, tarihinden ve birbirinden koparttığı Kürt Kadını bugün dört parçada ve Kürtlerin olduğu her yerde birlik olma mesajlarını vermektedirler. Kürt Kadın Hareketi’nin direnişi artık ulusal sınırları da aşmıştır. “Kürtlerin Rozası” tarihe geçen Sakine Yoldaş’ın mücadelesi tüm dünya kadın hareketleri tarafından sahiplenilmesi bunun bir göstergesidir. Bu sahiplenme aynı zamanda Kadın Devriminde kadın dayanışmasını ve devrimci ittifakın güçlenmesini sağlamıştır.
Kürt Halkı, tarihi bir dönem yaşamaktadır. Özgürlüğe, zafere ve barışa en yakın olduğu bir dönemden geçmektedir. Önderimiz Abdullah Öcalan “Barış, savaştan daha zor” demiştir. Kürt Kadınları bu zor mücadeleyi omuzlamaya ve önderliğin, her zaman olduğu gibi şimdi de en büyük yoldaşı olmaya hazırdır.
Sakine, Fidan ve Leyla…
Ve sırf bu yüzdendir ki devletlerin, militarizmin, savaş örgütlerin ve uluslararası güçlerin hedefindedirler. Sakine, Fidan ve Leyla Yoldaş’larımızı Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin hem neferleri hem öncüleri hem de kahramanlarıydı. Onlar en büyük barış ve özgürlük savaşçılarıydı. Onların atacağı adımlar bu topraklardan zulmün ve şiddetin yok olmasına, barışın ve özgürlüğün gelmesine vesile olacaktı. Bu yüzden katledildiler! Katledilmeleri yüreklerimizde derin yaralar açsa da özgürlüğe ve barışa olan inancımızı, direncimizi, umudumuzu kat be kat arttırmıştır. Bu yılki 8 Mart’ın onlara atfedilmesi bu yüzden anlamlıdır. 8 Mart; onların şahsında mücadelelerinde, inançlarında yeniden anlam bulmuştur. Sevgili Sakine, Fidan ve Leyla Yoldaş, bizi çevreleyen dört duvar, mücadelemize olan inancımızı hiçbir zaman zayıflatmamıştır. Tam tersine barışa ve özgürlüğe olan sevdamız daha da büyümüştür. Sizlere söz veriyoruz, ölümüne sevdalandığınız yaşam için mücadelemiz ve direnişimiz büyük olacaktır. Ve inanıyoruz ki bugünlerde “Öcalan’a özgürlük, kadın kırımına son!” şiarıyla meydanlarda olan tüm kadın yoldaşlarımızda bu mirasın sahipleri olacaktır. Başta Kürt Kadınları olmak üzere tüm dünya kadınlarının 8 Mart mücadele ve direniş günlerini kutluyoruz.”
(eg/la)

