Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ndeki kadın tutuklular: Tuvalet önünde yatırılıyoruz!
14:00
Nuran AKTAŞ- JINHA
AMED - Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde bulunan siyasi kadın tutuklular yazdıkları mektupta, yaşadıkları sorunları dile getiriyor. Artan tutuklamalarla cezaevinde yer sorunu yaşadıklarını aktaran kadın tutuklular, 13 kişilik koğuşta 41, 8 kişilik koğuşta ise 26 kişinin kaldığını belirtiyor. Yer yetersizliği nedeniyle tuvalet ve banyo önünde yatmak zorunda olduklarını söyleyen kadın tutuklular, bunun birçok hastalığı tetiklediğine dikkat çekiyor. Kadın tutuklu ve hükümlüler, sorunlarının çözümü için yönetimle yaptıkları görüşmelerin dikkate alınmadığını söylüyor.
Tutuklamaların arttığı son dönemlerde, cezaevlerinde ciddi bir yer sorunu yaşanıyor. Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde bulunan siyasi kadın tutuklular yazdıkları bir mektupla, yaşadıkları sorunları dile getirdi. Artan tutuklamalarla cezaevinde yer sorunu yaşadıklarını aktaran kadın tutuklular, yatak yetersizliğinden dolayı bir yatağı 3 kişinin paylaştığını belirtiyor. Yatak yetersizliği nedeniyle tuvalet ve banyo önlerinde kaldıklarını söyleyen kadın tutuklular, bunun birçok hastalığı tetiklediğine dikkat çekiyor. Ayrıca kadın tutuklular, hasta olanlar ile olmayanların da beraber kalmasının birçok sağlık sorununu beraberinde getirdiğine değiniyor. Yaşadıkları beslenme, barınma, sağlık ve su sorunlarından dolayı zorluk çektiklerini aktaran tutuklular, bu sorunların çözümü için yönetimle yaptıkları görüşmelerin dikkate alınmadığını söylüyor.
‘Onlara yapılan bütün haksızlıklar, bize yapılmıştır’
Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde kalan siyasi kadın tutuklu Herdem Kızılkaya’ nın annesi Besna Kızılkaya, cezaevinde yaşanan sağlık, beslenme, barınma ve su sorunlarının gün geçtikçe artarak devam ettiğini belirtiyor. Besna Ana, tek dileğinin bu sorunların ortadan kalkması olduğunu söylüyor. Anne olarak, çocuklarının cezaevinde işkence görmelerine, tecavüze uğramalarına dayanamadıklarını dile getiren Besna Ana, “Çocuklarımıza reva görülen cezaların yanında bir de bu tür haksızlıkları doğru bulmuyoruz. Devlet, tutukladığı herkese bakmak zorundadır” diyor. Besna Ana, çocuklarına yapılan bütün işkence ve zulümleri, kendilerine yapılmış gibi hissettiklerini ve yüreklerini acıttığını ifade ediyor. E Tipi Cezaevi’nde yaşanan sorunların acilen çözülmesi gerektiğini vurgulayan Besna Ana, sevk işlemlerinin derhal yapılması gerektiğini söylüyor.
‘Nefes almakta dahi zorluk çekiyorlar’
KCK adı altında yürütülen operasyonlar sonucu tutuklu sayısının büyük artış gösterdiği cezaevlerinden birinin de Diyarbakır E Tipi Cezaevi olduğunu ifade eden Av. Reyhan Yalçındağ, 3 yıldır artan yer sıkıntısının giderilmesi için tutukluların, cezaevi yönetimiyle yaptığı görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirtiyor. Tutukluların 13 kişilik bir koğuşta 41, 8 kişilik bir koğuşta ise 26 kişi olarak kaldığını aktaran Reyhan, “Bütün kadınlar yataklarını paylaşmak zorunda. İki ayrı koğuşta kalan siyasi kadınlar kalacak yerleri olmadığı için, yerde battaniyelerin üzerinde, mutfak masalarının üzerinde bile uyumak zorunda kalıyorlar” diyor. Cezaevlerinde 444 çocuğun, annesiyle birlikte kaldığına da dikkat çeken Reyhan, yer sorununun çocuklarda da olumsuz etkiler yarattığını dile getiriyor. Kadın tutukluların yaşadıkları ortamda nefes almakta dahi zorluk yaşadıklarını aktaran Reyhan, tutukluların sağlık, beslenme, barınma ve iletişim haklarının sürekli olarak ihlal edildiğine vurgu yapıyor.
‘Onların da son günlerini sevdikleriyle geçirme hakkı var!’
Uluslararası ölçekte referans alınan Birleşmiş Milletler’in cezaevi standartlarının Türkiye’de dikkate alınmadığının altını çizen Reyhan, “Siyasi statuko tarafından Adalet Bakanlığı, sürekli olarak cezaevlerindeki yaşamın her seferinde biraz daha izole, baskıcı, dış dünya ile bağlantıyı kesen, içerde sağlık koşullarını olumsuz bir merhaleye çeviren yönetmelikler çıkarıyor. Bütün bunlar total olarak insan haklarına, insan onuruna aykırı uygulamalardır” diyor. Tutuklu haklarının sadece yazılı olarak bulunduğuna işaret eden Reyhan, “Eğer muhalifseniz, politik bir duruşunuz varsa, cezaevindeyseniz, her türlü aleyh uygulamaya maruz kalır, yasalarda da ayrımcılığa uğrarsınız” diyor. Reyhan, cezaevlerinde devam eden ihmalkarlığı eleştirirken, Mardin E Tipi Cezaevi’nde yaşanan yemekten zehirlenme olayını da hatırlatarak, bu şekilde küçük gösterilen hataların insan hayatına mâl olabileceğinin altını çiziyor.
‘Sorunlar bitene kadar, konunun takipçisi olacağız’
Cezaevlerinde yaşanan sorunların çözümüne yönelik konuşan Reyhan, ilk olarak kapatılma- koruma tedbiri yerine farklı adli kontrol tedbirlerine başvurulması gerektiğini ifade ediyor. Reyhan şöyle devam ediyor:
“Bütün bu sorunlar, egemen devletin güvenlik konsepti paralelinde, Kürt sorunun çözümsüzlüğüyle ilgili statükosunda ısrarının bir sonucu. Böyle devam ederse, Türkiye yeni cezaevlerinin inşaasıyla onurlanacak, böbürlenecek bir duruma gelecek. Ayrıca kadınların, çoklu ayrımcılık uygulanmasına maruz kaldıklarını biliyoruz. İnsan hakları uygulayıcısı olarak, mevcut prosedürleri tüketmeye devam edeceğiz. Daha insani, yaşanabilecek koşullarda ve en sonunda özgürlüklerine kavuşması sürecine kadar bunların takipçisi olmayı sürdüreceğiz.”
(na/gk/hp)

