I. DTK Kadın Buluşması’nda kadınlar tecrübelerini paylaştı

19:09

JINHA


AMED – Demokratik Toplum Kongresi Kadın Meclisi tarafından düzenlenen 1. DTK Kadın Buluşması Diyarbakır Konuk Evi’nde gerçekleşti. Kadınlar ‘Siyasal süreç’ ve ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Cinayet’ konularını tartıştı. Kadına yönelik şiddet ve katliamların bir politika olarak yürütüldüğünü belirten kadınlar, örgütlenmenin önemine değindi.


DTK Kadın Buluşması’nda konuşan Diyarbakır Lice Belediye Başkanı Fikriye Aytin ise konuşmasında ilk olarak Paris’te katledilen üç kadını anarak başladı. Lice Bölgesi’nde bir ayı aşkın bir süredir çatışmanın yaşandığına dikkat çeken Fikriye, “Lice operasyonunda bir çok kayıp verdik. Son süreçte bu kayıpların yaşanması bizleri üzüyor” sözleriyle operasyonların önlenmesinde sivil halkın önemli rol oynadığını belirtti. Fikriye, “Kürt kadınlarının olmadığı kanunlar, Kürt kadınlarını ne kadar ilgilendirir sorusunun üzerine yoğunlaşmalıyız. Kadının sesini 8 Mart’ta meydanlarda duyurmak için çalışmalar yürütmeliyiz” dedi.


‘Siyasi oyunlar oynanıyor’


Sürece ilişkin ve Kürt halkının ve AKP Yönetimine ilişkin görüşlerini aktaran MAZLUM-DER Başkan yardımcısı Seher Akçınar, AKP Yönetiminin sadece daha demokrat olmak için Kürt halkı üzerinde siyasi oyun oynadığını dile getirdi. Seher, “AKP yönetimi, başörtülü kadının omuzuna basarak rant elde ediyor. Başörtülü kadın, kendi hak ve özgürlüğünün mücadelesini vererek dinin yanlış yorumlanması ve yönlendirmesine yenik düştü. Kürt Siyasal Hareketindeki kadınlar, bu konuda daha cesur” dedi.


‘Çözüm adı altında çıkarılan yasalar’


Kadının üzerinde yok edilişin söz konusu olduğunu dile getiren Dicle Haber Ajansı’ndan Sebahat Altun Cengiz, şöyle konuştu:


“Faili meçhullerle halkı yok etmeye yönelik çalışmalar yeniden ortaya çıktı. Bir yıl önce bir Roboski olayını yaşadık. Kadınlar olarak bu süreçte en çok etkilenenler bizler olduk. Bu şekilde geçen son 35 yıl kadınlar üzerinde büyük öfkeye dönüştü. Kürt kadının sesini kesmeye yönelik oyunlar oynandı. Çözüm adı altında çıkarılan yasalar, AKP çıkarı için yapılmıştır. Bu yasalar ve adımlar Tansu Çiller’in politikasından farksız değildir” dedi.


‘Israrcı mücadele devam edecek’


Kürtçe davetiye yazdıklarından dolayı Eğitim Sen olarak 13 yıl önce sürgüne gönderildiklerini hatırlatan Kadın Akademisi’nden Müzeyyen Akıncı, “Bugüne baktığımızda KURDİ-DER ve Eğitim-Sen ortaklaşa dil üzerine bir konferans düzenledi. Bu başarı AKP yönetiminin ılımlı tutumundan kaynaklı değil, tamamen Kürt halkının ısrarcı mücadelesinden kaynaklıdır” ifadelerine yer verdi.


ŞÖNİM’lerin bölgedeki etkileri…


Kadına Yönelik Şiddet ve Cinayet konusuna ilişkin değerlendirme yapan Kardelen Kadın Evi Koordinatörü Mukaddes Alataş, Bölge’de kadına yönelik şiddetin yoğun olarak görüldüğünü ifade etti. Kadın bilincinin giderek arttığına değinen Mukaddes, “Her mahallede bir kadın merkezinin olması, kadındaki farkındalığın batıya kıyasla daha fazla olmasını sağladı. Eril zihniyetin bir yansıması olan şiddette karşı mücadelede şiddete yönelik yoğunlaşırsak eksik oluruz” dedi. Kadına yönelik şiddetle mücadele ederken kurs, sığınma evleri gibi yerleri açtıklarına işaret eden Mukaddes, ŞÖNİM’lerle beraber kadın kurumlarının çalışma alanlarının kısıtlandığını kaydederek, “Asıl amaç kadın evlerini pasifleştirmektir ve ŞÖNİM yasasıyla artık kadın istese bile, açtığımız sığınma evlerinde kalamayacak” dedi.


8 Mart’ta Anadil vurgusu


Azadi İnisiyatifi adına değerlendirmelerini aktaran Naide Bingöl, “Kadınlar için emeğe karşı verilen büyük mücadelesinde Kürt kadın mücadelesi var olma mücadelesidir. Biz daha var olduğumuzu tam olarak gösteremezken emeğin mücadelesini veremeyiz” ifadeleriyle 8 Martt’ta temel şiarın anadil üzerine olması gerektiğine işaret etti.


‘Şiddet politik bir argümandır’


Kadına dair yapılan araştırmalarının sonucunu aktaran BDP Kadın Meclisi Sözcüsü Pelin Yılmaz, şöyle konuştu:


“Toplum içerisinde kadına yönelik şiddet olaylarının kolay kolay üstü kapanmıyor. Sürdürdüğümüz kadın mücadelemizden dolayı bir şekilde ortaya çıkıyor. Ege ve Marmara bölgelerine baktığımız zaman, Bölgemize oranla kadına yönelik şiddetin nedenlerinin daha çok üstü örtülüyor. Aslında şiddet, politik bir argümandır. Son dönemde AKP tehdit üslubu kullanıyor. Bu aynı zamanda bir şiddet politikasıdır. Bu yüzden muhalefeti bir savunma mekanizmasına itiyor. Şiddetin en az olduğu toplumlar, hala doğal toplumun etkilerini yaşayan toplumlardır. Bu toplumda okumayanların sayısı çok fazla. Bu pencereden baktığımızda şiddete karşı bilinçlenmenin okullarda eğitim görmekten geçtiğini söylemek yanlıştır. Kadınların şiddete karşı duyarlılığın oluşmasında, kadının yaşam tarzı ve toplumun örgütlü iradesi önemli rol oynamaktadır.”


Şiddetin meşrulaştırması


Şiddetin sadece kadına yönelik olmadığına değinen SELİS Kadın Derneği üyesi Aslı, Erkeğin ve kadının birbirine düşüren bir sistemin içerisinde olduğunu söyledi. Aslı, “Kadınlar her zaman başka arkadaşına şiddete karşı öğüt verir. Fakat bu şiddete maruz kalınca ve sorunun üstesinden gelmeyince ‘Aslında o beni çok sever’ diyerek erkeğin şiddetini meşrulaştırdığını” söyleyerek kadınların bu tür hatalara girmemesi gerektiğini aktardı.


‘Şiddete karşı toplumsal mücadele verilmeli’


Beş binyıllık bir tarihten söz edilmesi gerektiğini söyleyen SKM üyesi Ayşe Işık, “Kadına yönelik şiddete karşı, Batı ve Kürdistan kadınları olarak ortak bir mücadele verilmelidir. Kadına yönelik şiddetin katliam gibi yaşanmasına rağmen medyada yer almaması ciddi bir sorundur. Şiddet, toplumsal bir sorundur ve bu sorun ancak toplumsal mücadeleyle son bulacaktır” dedi.


‘Muhafazakarlık, kadın cinsinin düşmanıdır’


Şiddetin sadece kadına yönelik olmadığını söyleyen BDP Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna, “Kadına yönelik şiddete karşı öz savunmayı esas alarak, kadını bilinçlendirerek mücadele vermek yetmiyor. Örgütlü bir irade olarak şiddete dur demek önemlidir. Muhafazakarlık, kadın cinsinin düşmanıdır. ŞÖNİM, kadını erkeği dinleyen ve itaat eden biri yapmak için terbiye etmeye yönelik politika uygulaması yürürlüğe girecek” şeklinde konuştu.


(zd/gk/la)