Türk ve Kürt kadınlar: Devlete karşı el ele verip, bu savaşa son verelim!

12:43

 


Hülya ADIYAMAN - JINHA


MUĞLA – Türkiyeli kadınlar tarafından oluşturulan Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi üyeleri, “Savaşa oğullarımızı, sevgililerimizi, eşlerimizi gönderiyoruz. Biz artık topraklarında savaş olan bir ülkenin insanları olarak, daha fazla bu savaşı unutma ve görmezden gelme lüksünü kullanmak istemiyoruz” derken, Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi Üyesi Mekiye Kaçan, “Türkiyeli savaş karşıtı kadınlarla ortak çalışmalar yapmalıyız. Devlete karşı birlikte el ele verip, bu kirli savaşa son verelim” diyor.


 


Türkiye’nin batısında yaşayan insanların da savaşı her haliyle gündemlerine almaları amacıyla oluşturulan Muğla Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi, 2011 Temmuz ayında ilk çalışmalarına başladı. Muğla Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi basın açıklamaları, atölye çalışmaları düzenleyerek Türkiye’nin batısında ki insanları da savaşa karşı bilinçlendirmeyi hedefliyor.  Çalışmalarında ‘sivil itaatsizlik, vicdani ret, askerlik, savaş da kadın olmak’ konuları üzerine eğitim veren inisiyatif, 20 üyeyle yola koyuldu. Üye sayısını hızla arttıran inisiyatif, öğrencilerin, ilçe ve köylerden kadınların katılımıyla güçlü bir şekilde çalışmalarını sürdürüyor. Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi ve Muğla Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Dilek Hattatoğlu, Türkiye coğrafyasında devam eden savaşın sona ermesi için bir araya geldiklerini ifade etti.  ‘Herhangi bir erki yani karar yetkisi olmayan insanlar, barış için neler yapabiliriz?’ sorusuyla yola çıktıklarını dile getiren Dilek, inisiyatif olarak yaptıkları çalışmalarda birçok sosyal konu üzerinde durduklarına değindi. Basın açıklamaları ve atölye çalışmalarında, ilk üzerinde durdukları konunun insanların yaşamlarını yitirmesi olduğunu belirten Dilek, Türkiye’de devam eden savaşın ölen insanlar üzerinden beslendiğini söyledi. Devlet tarafından alınan vergilerin bir kısmının savaş bütçesine ayrıldığını aktaran Dilek, “Barışa katkımız olacaksa, bu da savaşın sürmesine katkıda bulunan vergi payımızın farklı alanlarda şekillendirilmesi olabilir” dedi.


Önce kavramları sorguluyorlar


Türkiye’nin doğusunda, savaşı birebir yaşayan kadınlardan haberdar olduklarını dile getiren Dilek, “Doğudaki savaş içerisinde yaşayan kadınlarının sıkıntılarını biliyoruz ve hissediyoruz. Onların hayatını yüz yüze kaldığı sorunları umursadığımızı bilsinler” dedi. Doğudaki kadınların yanında olduklarını duyurmak amacıyla basın açıklaması yapma kararı aldıklarını aktaran Dilek, basın açıklaması yazımında yetersiz olduklarından, atölye çalışmaları yapmaya başladıklarını ifade etti. Atölye çalışmalarının öncelikli amacının ‘savaş’ ve ‘barış’ kavramları üzerinde uzlaşıya varmak olduğunu vurgulayan Dilek, bu çalışmalarının ardından ‘kadın ve vicdani ret, annelik, askerlik ve sivil itaatsizlik’ konularını gündeme aldıklarını belirtti. İnisiyatif üyeleri arasında köyde, ilçelerde yaşayan kadınların ve kadın öğrencilerin de bulunduğunun altını çizen Dilek, üye kadınların koşulları nedeniyle çalışmaların ekim ayında düzenli hale geldiğini de sözlerine ekledi.


‘Savaş, erkek zihniyetin tırmanmasına sebep oluyor ‘


Savaşa karşı olmanın insani bir görev olduğunu söyleyen Muğla Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi üyesi ve Muğla Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Elem Çiçek, kadın duruşuyla, savaşa karşı olduğunu belirtti. ‘Kadınlık ve savaş’ konusunda değerlendirme yapan Elem, savaşın erkek zihniyetin tırmanmasına sebep olduğunun altını çizdi. Bir erkeğin kadına uyguladığı şiddetin nedenlerine değinen Elem, “Erkek askere savaşması için gönderilirken  ‘Savaşacaksın, ülkeyi koruyacaksın!’ gibi sözlerden aldığı güç ve erkeklik, şiddet uygulama yetkisini kendinde bulmasına neden oluyor” dedi. Savaşın evlerin içinde ise, kendisini kadına şiddet olarak gösterdiğini vurgulayan Elem, “Savaş, şiddeti normalleştiriyor” dedi. Kadın olarak savaşa karşı olmanın bir başka sebebinin ise annelik olgusu olduğunu belirten Elem, savaşın ‘annelik’ üzerinden beslendiğinin altını çizdi.


‘Türkiye’ de ki savaş, halkların savaşı değil!’


Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi ve Muğla Savaş Karşıtı Kadın İnisiyatifi üyesi Demet Bolat, Türkiye coğrafyasında yaşanan savaşın, Türkiye’deki halkların savaşı olmadığını ifade etti. Egemen güçlerin,  taraflar yaratmayı ve tarafları ötekileştirmeyi amaçladığını dile getiren Demet,  “Birbirimize düşman kesilmemizi isteseler de biz biliyoruz ki bu savaş bizim savaşımız değil ve düşmanımız yok. Bu yüzden de Türkiyeli halkların bu savaşta taraf olmalarını istemiyorum” dedi. Kadınların, savaşlarda bir savaş ganimeti olarak alındığının, taciz ve tecavüze uğradığının altını çizen Demet, “Savaşa oğullarımızı, sevgililerimizi, eşlerimizi gönderiyoruz. Savaş, erkek egemenliğini ve erkek şiddetini besleyen bir olgudur” dedi.


Türkiye’nin batısında yaşayan insanlara mesaj vermek amacıyla, inisiyatif olarak bir araya geldiklerini dile getiren Demet, sözlerine şöyle devam etti:


“Biz artık topraklarında savaş olan bir ülkenin insanları olarak, daha fazla bu savaşı unutma, görmezden gelme ve hayatımızdan silip atma lüksünü kullanmak istemiyoruz. ‘İnsanlar ölürken, savaş bütün şiddetiyle devam ederken, biz artık bu lüksü kullanmayacağız’ dedik. Türkiye’de, batıda yaşayan insanlara vermek istediğimiz mesajlardan biri de ‘Bu lüksü sorgulamaları, savaşı gündemlerine almaları ve savaşa karşı seslerini kısmadan yükseltmeye çalışmalarıdır.”


‘Cinsiyetçilik, erkek egemenliği, türcülük kavramlarına karşıyız!’


Savaş karşıtlığının önemini vurgulayan Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi ve Muğla Savaş Karşıtı Kadın inisiyatifi üyesi Ezgi Burgan, savaşa karşı kamuoyu oluşturmanın, savaşın durdurulması için simgesel bir güç olduğunu ifade etti. Savaşın ‘cinsiyetçilik, erkek egemenliği, türcülük’ kavramlarıyla bağı olduğuna dikkat çeken Ezgi, inisiyatif olarak bu kavramlara karşı olduklarını belirtti. Savaşın, mekânsal bir ayrışma yarattığına değinen Ezgi, “90'lı yıllardaki köy boşaltmalarıyla,  bu savaş sadece doğuda kalmıyor, batıya da taşınıyor. Mekânsal bir ayrışma yaratıyor ve aynı şekilde şimdi Afet Yasa Taslağıyla veya Kentsel Dönüşüm Projeleriyle bu savaş sürüyor” dedi. Savaş Karşıtı Kadınlar olarak, savaş karşıtı haber sergisi düzenleyeceklerini ifade eden Ezgi, savaş karşıtı yayınları, kitapları, dergileri derleyerek bir çalışma yapacaklarını da aktardı. Ezgi, film gösterimi üzerinden savaş karşıtlığı konusunda bilgilendiklerini de sözlerine ekledi.


‘El ele verip, bu kirli savaşa son verelim!’


Muğla Savaş Karşıtı Kadın inisiyatifinin oluşmasından dolayı çok mutlu olduklarını dile getiren Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi Üyesi Mekiye Kaçan, her annenin, her kadının savaşa karşı olması gerektiğini belirtti. Barış Anneleri İnisiyatifi olarak, Muğla’ daki inisiyatifle ortak çalışmalar gerçekleştirmek istediklerini söyleyen Mekiye Ana, el ele verip bu savaşa karşı gelebilecekleri çağrısında bulundu. Türkiye’ de yaşayan gençlerin asker yada gerilla olarak yaşamlarını yitirmesini istemediklerinin altını çizen Mekiye Ana,”Biz istiyoruz ki bu savaş bitsin artık anneler ağlamasın. Gençlerimiz ziyan olmasın. Şehit düşmesin. Muğla’da ki kadınlarla ortak çalışmalar yapmak isteriz. Birlikte el ele verip, devlete karşı bu kirli savaşa son verelim” dedi.


‘Savaş, kadınların omzunda ağır bir yük’


Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Tokat’ lı Emriye Ektiren, Muğla’daki kadınlara başarılar dilediğini ifade etti. Emriye anne, kadın olarak el ele verip, Türkiye’deki savaşın durdurulması gerektiğini ve bu savaşın kadınların omzunda ağır bir yük olduğunu vurguladı. Emriye anne “Biz çocuklarımızın arkasında olduğumuz sürece ölmeyecekler. Beşikteki çocuklarımız bile, zamanı geldiğinde kalkıp gidecekler. Bunun sonu yok” dedi. Bir oğlu ve iki kızı olduğunu dile getiren Emriye anne, şunları kaydetti:


“Oğlum Dicle Üniversitesi’nde okuyordu. Aşık olup, altı yıllık birliktelikten sonra evlendi. On ay evli kaldıktan sonra dağa çıktı. Çünkü Tayip Erdoğan’ın baskısına dayanamadı. Benim oğlum üniversite okumuştu. Gitti. Bu baskı yeter artık! Annelerin ciğeri yanıyor. Ne zamana kadar ağlayacağız. Ben buradan duyuruyorum, yeter çocuklarımızı kaybettiğimiz. Yeter bu baskı. Bugün birinin ölümü, binlerin dağa çıkmasına neden oluyor. Sorun ölümlerle çözülmez. Bizim aklımız ve irademiz var, binlercesi ölürken, binlercesi doğuyor. Birbirimize destek olmalıyız. Sadece barış istiyoruz. Bir Türk gerilla annesi olarak herkese selamlarımı iletiyorum”


Fotoğraf – Kamera: Hülya ADIYAMAN


(ha/hp)