‘ŞÖNİM’ler kadını değil aileyi koruyacak’

16:29

Mizgin Tabu / JINHA


AMED – Şiddeti önleme ve inceleme merkezleri ile özerk çalışmalar yürüten kadın kurumlarının işlevsiz bırakılmasının amaçlandığının altını çizen Mukaddes Alataş, “Diyanet İşleri Başkanlığı’yla bir sözleşme yapıldığı ve bu sözleşme ile sığınma evlerine vaize atanacağı şeklinde elimize bilgiler ulaştı. Sığınma evlerine niye vaize atanır? Vaize, sığınma evinde kaderciliği mi öğretecek?” dedi.


Kadın cinayetlerinde son 7 yılda yüzde bin 400 artış olduğu ve çocuk yaşta evliliklerin de bunu takip ettiği bilinmektedir. Diyarbakır Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Merkezi Koordinatörü Mukaddes Alataş, devletin kadına yönelik şiddette, yasa uygulamalarında çok ciddi eksikliklerin olduğunu ifade etti. Bölge'deki kadın kurumları, 2012 yılında 6284 sayılı yasada ailenin korunması ve şiddetin önlenmesine yönelik çıkarılan Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) yasası hayata geçirildiği taktirde, devletin kadın mücadelesini denetimi altına almayı ve kendi yarattığı toplumsal cinsiyet rollerini dayatan bir anlayışla uygulanacağına dikkat çekilmektedir. Şiddet önleme ve izleme merkezleri, 80 ilde hayata geçecek ilk olarak 18 ilde pilot il seçildi.


ŞÖNİM, kadın mücadelesini kendinde merkezileştirecek


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM), şiddete uğrayan ve şiddet uygulayan kişilere yönelik çeşitli bir takım programları kapsamaktadır. Kadınlar için özgür yaşam alanları oluşturma iddialarının olduğunu belirten Diyarbakır Bağlar Belediyesi Kardelen Kadın Merkezi Koordinatörü Mukaddes Alataş, ŞÖNİM’lerin kadınlar için yürütülen tartışmaların tamamen önünü kapattığını dile getirdi. Mukaddes Alataş, şöyle devam etti:


“ŞÖNİM’lerle tek kapı sistemi getiriliyor. Bu tek kapı sisteminde şiddete uğrayan kadın, herhangi bir danışmanlık merkezine gittiğinde, şiddeti önleme izleme merkezine gönderiliyor. ŞÖNİM, şiddete uğrayan kadının sığınma evine gidip gitmeyeceğine karar veriyor. Sığınma evine gittikten sonra, şiddet önleme merkezi karar vermeden şiddete uğrayan kadın oradan çıkamıyor. ŞÖNİM’ler, sığınma evlerindeki kadınlarla yapılacak tüm sosyal çalışmaları denetliyor. Şiddeti önleme ve izleme merkezleri tamamen bakanlığa bağlı, devletin oluşturmuş olduğu birbirine bağlı kurum, sivil toplum örgütleri, belediyelerin danışmanlık merkezlerini yok sayıyor ki burada çalışan başarılı belediye danışmanlık merkezlerinden tutun STK’lara kadar kadına yönelik şiddette çok önemli yol alan devletin eksiklerini gündeme getiren bir yapı vardı. ŞÖNİM, kadın mücadelesini kendinde merkezileştirecek. Kadın mücadelesi devletin denetiminde olacak bir mücadele değil. Eğer olursa güçsüz olur. Kadına kendi toplumsal cinsiyet rollerini anlatan bir anlayışla devam eder.”


Psikoloğa mı ihtiyaç var yoksa vaizeye mi?


ŞÖNİM’lere ilişkin çıkarılan yasada yönetmenliğin bir maddesinde ‘memur’ tanımının olduğuna dikkat çeken Mukaddes, daha önceki yönetmelikte bu kavramın yer almadığına işaret etti. Yasaya ilişkin yürütülen tartışmalardan sonra kendilerine gelen bilgiye göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşme ile sığınma evlerine vaize atanacağının altını çizen Mukaddes, “Sığınma evlerine niye vaize atanır? Psikoloğa mı ihtiyaç var yoksa vaizeye mi? Vaize sığınma evinde kaderciliğimi öğretecek? Tamamen hükümet kendi siyasi anlayışıyla ve uzun süredir mücadele ettiği imam hatip liselerinde mezun olup işsiz kalan kişileri istihdam etmek ve kutsal aile anlayışını yerleştirmek amacıyla alınmış bir karardır” dedi. Mukaddes, kutsal aile modelinde babanın ‘hakim’ annenin ise ikinci planda kalan bir rol üstlendiğini söylerken, vaize gibi mekanizmalarla kadının kendi durumuna isyan etmemesi, şükürcü olması anlayışının oturtulmak istendiğine vurgu yaptı. ŞÖNİM’lerin ilk adım istasyonları gibi olumlu yönlerinin de olduğunu kaydeden Mukaddes, “Bizim karşı çıktığımız noktalar, sivil toplum örgütlerini ve belediye danışmanlık merkezlerini devre dışı bırakmak istemeleri ve hepsini kendilerinde toplamalarıdır” ifadelerine yer verdi.


‘Devletin itibarını zedeleyecek kadınlar sığınma evine alınamaz’


Yönetmelikte yer alan diğer bir maddeye dikkat çeken Mukaddes Alataş, ‘Devletin itibarını zedeleyecek kadınlar sığınma evine alınamaz’cümlesini değerlendirdi. Mukaddes, “Devletin itibarını hepimiz az çok zedeledik. Biz muhalifler, devletin itibarını zedeleyen kişiler olduğumuz için sürekli baskı gördük, tüm haklarımızdan yoksun kaldık.Elbette ki karşılaşan bir sorun olduğunda kadın buna itiraz edecek, eleştirip bir açıklama yapacak. Eğer bununla devletin itibarı zedeleniyor ise bu bir tehdit, şantajdır” dedi. Kardelen Kadın Merkezi Koordinatörü Mukaddes Alataş, şöyle konuştu:


“Diyarbakır’da ilk pilot adımlardan biri olan ilk adım istasyon hazırlıkları bitti. Daha sonra şiddet önleme ve izleme merkezleri açılacak. Diyarbakır’da Sosyal Hizmetler’e, Bağlar Belediyesai ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmak üzere üç tane sığınma evi var. Bizim sığınma evlerimiz alternatif sığınma evleriydi ve bu alternatif sığınma evleri konusunda çok fazla tartışmalarımız söz konusudur. Biz, ‘Alternatif sığınma evlerimiz özgür yaşam alanlarına nasıl dönüştürülebilir bir model yaratabiliriz’in arayışında iken, ideolojik olarak kadına uygulanan şiddete bakarken karşımıza böyle bir dayatmanın çıkması açıkçası bizleri zor durumda ve yeniden bu sistemle mücadele etmek zorunda bırakacak. Bu sistemle mücadele ederken kadına yönelik şiddet ikinci planda kalabilir. Önümüze çıkan engellerle mücadele edeceğiz. Bizde, Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) bileşenleri olarak Cumartesi ve Pazar günü bir araya gelip yapılan ŞÖNİM’lere karşı tutumumuzun ne olacağını tartışıp, pazar günü basınla paylaşacağız.”


‘Kadını değil aileyi güçlendirecek bir politika izlenecek’


ŞÖNİM’lerin kadını korumak değil aileyi korumak amacıyla açıldığını söyleyen Ekin Ceren Kadın Merkezi çalışanı Meral Tekin, “Şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin adından da anlaşılacağı gibi sadece kadına değil hem kadına hem erkeğe aile danışmanlık hizmeti veriliyor. Aynı zamanda uzlaşma yoluna gidiliyor, kadın eşiyle barıştırılıyor. Çoğu zaman deneyimlerde bunlar açığa çıktı” şeklinde konuştu. ŞÖNİM’lerin merkeziyetçi, tekçi olmasının da kadın kurumları açısından ciddi sıkıntılara yol açacağını belirten Meral, belediyelere bağlı olsa da kadın kurumlarının özerk bir yapısı olduğuna ve ŞÖNİM’lerin bu yapıyı bozarak bütün bilgileri tekelde toplamayı amaçladığını dile getirdi. Artık kadın kurumlarına gelen başvuruların mecburi olarak şiddeti önleme ve izleme merkezi ŞÖNİM’lere yönlendirileceğine vurgu yapan Meral, ŞÖNİM’in, kadınları istediği gibi yönlendirerek kadını değil aileyi güçlendirmeye dönük bir politika izleyeceğini dile getirdi. Meral, ŞÖNİM’in asıl açılma amacının belediye bünyesinde çalışma yürüten sığınakların ve kadın merkezlerinin içini boşaltmak olduğuna işaret etti.


‘Kadın bir bütünen şiddetten kurtulmak istiyor’


Şiddeti önleme ve izleme merkezlerini içeren yönetmelikler için belediyelerin iptal davası açacağını kaydeden Meral Tekin, şöyle konuştu:


“Kadınlar, şiddet gördükleri zaman ilk olarak karakola yönlendirilirler. Fakat karakolda birçok sıkıntı yaşıyorlar. Kadın karakola gitmek istemiyor. Bir bütünen o şiddetten kurtulup bir yere yerleşmek istiyor. Fakat ŞÖNİM ‘Kadın buraya da gelse diğer kurumlara da gitse karakola götürülmek zorundadır’ diyor. Karakolda kadın, tamamen adli bir vaka olarak değerlendiriliyor. Eril sistemin kadına yaklaşımı zaten ortadadır. Bunun karşısında kadının attığı her adımda ona destek olup işlemlerini halletmemiz gerekir. Kadınlar,Kadın ve Eşitlik Bakanlığı adı altında bir bakanlığın açılmasını talep ediyor. Şimdi varolanAile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın açılma sebebi aileyi güçlendirmeye dönük olduğu için ve tamamen kadına dönük bir çalışma yürütmemiz gerektiği için kadınlar olarak Kadın ve Eşitlik Bakanlığı talep ediyoruz.”


(gk)