‘R.Ç Davasının Takipçisiyim Çünkü...’
15:00
JINHA
AMED – Hebûn LGBT Amed Örgütlülüğü, Amed’de eşcinsel olduğu gerekçesi ile babası ve iki amcası tarafından öldürülen R.Ç'nin sanıklarının yargılandığı ve 4 Şubat’a ertelenen dava için katılım çağrısı yaptı.
Amed’in merkez Kayapınar ilçesinde eşcinsel olduğu ailesi tarafından öğrenilen R.Ç, ağustos ayında babası ve amcası tarafından 14 kurşunla öldürülerek yol kenarına atılmıştı. Soruşturma kapsamında tutuklanan baba ve amcanın yargılandığı dava, 4. celse ile 4 Şubat 2013 tarihinde Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam edilecek. Hebûn LGBT Diyarbakır Örgütlülüğü kamuoyu yaratmak, R. şahsında tüm nefret cinayetlerine karşı durmak adına sanatçı, akademisyen, bilim insanı ve siyasetçileri yaşanan bu nefret cinayetine karşı başlatmış oldukları kampanyaya destek olmaya çağırdı. Davaya destek mesajlarının bir kısmı şöyle:
R.Ç DAVASININ TAKİPÇİSİYİM ÇÜNKÜ;
Sevin OKYAY / Sinema Eleştirmeni – Çevirmen: Nefret cinayetlerinin olmadığı, hatta nefretin olmadığı bir dünyada yaşamayı hayal ediyorum, istiyorum.
Naim DİLMENER / Müzik Eleştirmeni – DJ: Herkesin istediği gibi bir hayatı yaşaması, sürdürmesi en tabii, en vazgeçilmez hakkıdır. Ve bu, her türden yaşam biçimi için geçerlidir. Hiç kimse, bir başkasının hayatını çizmeye,yönlendirmeye kalkmamalıdır. Böyle yapanlar dönüp kendi içlerine bakmalılar. Çok büyük ihtimalle, ne kendilerini ne de hayatlarını seviyorlardır.
Kahraman Akar Encü / Facebook Kullanıcısı: İnsanın doğasına kimse karışamaz. İktidarlaşmış erkeğin kendi namusuna söz getirmek istememesinden kaynaklıdır. Bunu yapanların öncelikle erkekliğin ne olduğunun farkına varmalılar. Erkeğin nasıl bir yaşam içinde olduğunu görebilmeli. Çünkü erkek kendi iradesi dışında hiçbir iradeyi kabul etmez ve bütün iradeleri de kendisine benzetmeye çalışır. Bunun içindir ki bugün devlet kadınlara ve eşcinsellere yapılan zulme sessiz kalmaktadır. Her ne kadar mahkeme de ağırlaştırılmış ömür boyu hapisle yargılansalar bile bu gerçeği değiştirmez devlet açısından…
Ceren Candemir/ Müzik Yazarı: İnsan olmanın gerektirdiği budur. Kalbim de beynim de bana bunu yapmam gerektiğini söylüyor. R.Ç ne ilk ne de son. Bunu hepimiz biliyoruz. Son olsun istiyoruz. Böyle davalarda sanıkların ağır cezalar almasını istiyoruz artık. Kadınlara ve LGBT bireylere uygulanan sistemli şiddet ve asimilasyona karşı hep birlikte durmalıyız. Hepimiz aynı gemideyiz ve sürekli ateş altındayız. Ancak birlikte olursak kurtulabiliriz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz...
Kawa Nemir / Şair/ Çevirmen/ Editör: R.Ç davasının takipçisiyim. Çünkü hayatım boyunca, en küçük bir nefreti anıştıran her türlü kelime, cümle ve yazılı, görsel ve duyusal metin, beni ansızın bu dünyadan koparıp boşluğa fırlattı. Nefretin ve ondan üreyen örtük ve açık şiddetin bir mekanizma olarak dilden, dilin içinden çalışmaya başladığını, bir şair, bir çevirmen, bir editör, bir ‘dilci’ olarak en iyi bilenlerdenim. Anlara bölünen ‘ruhsal şiddet’ ve bundan ne daha aşağı ne de daha üstün olan ‘cana kastetmek’, kendinden farklı olanı, kendinden farklı yaşayanı, kendinden farklı hissedeni, erkek ise kadınla sevişmeyeni, kadın ise erkekle sevişmeyeni... ama herkes gibi nefes alanı, herkes gibi bir kalbe sahip olanı, – Shakespeare’in Venedik Taciri adlı oyunundaki meşhur Yahudi karakter Shylock’ın unutulmaz tiradını hatırlayın – kişisel ve toplumsal bir kararla öldürmek, ki bu kişisel olanın kendisi hiç de kişisel değildir…
R.Ç’nin öldürülmesinin ardından basında çıkan haberleri takip etmeye çalışıyorum ve ülkem Kürdistan’ın – bana göre – eksik hassasiyeti karşısında kanım donuyor. Ülkemin her özgürlükçü, her anti-militarist ve her anti-sömürgeci ferdinin, yürek burkucu bir nefret cinayetine kurban gitmiş R.Ç şahsında yüreğini ayaklandırmasının tam zamanıdır.
R.Ç tüyler ürpertici nefrete kurban edildi. Nice R. hep kurban edildi. Bu nefret suçlarını, bu cinayetleri bana karşı işlenmiş bildim ve topluma soruyorum: “Sessizlik nereye kadar?
R.Ç davasının takipçisiyim. Çünkü kalbimde iyi bir ‘nefret’ taşıyorum. Nefretten ‘nefret ediyorum’.
Janset KARAVİN / Pandomim Sanatçısı / Radyocu: Nefretin başlı başına bir suç olduğuna inanıyorum ve cehaletle beslenen nefretin R. ve daha nicelerimizin başına geldiği, maalesef geleceği gibi ölümle sonuçlanmadan önce, insanlara sevmek öğretilerek engellenmesini İstiyorum.
Nebahat Akkoç / KAMER Vakfı Başkanı: Bu cinayet bir yargısız infazdır. Nefret cinayetidir. Hayatımız boyunca bütün yargısız infazlara nefret suçlarına karşı olduk. Bu ve benzeri cinayetlere karşı durmak bütün insan hakları savunucularının en önemli görevlerinden biridir.
Emre KORLU / Yazar / LBGT Aktivisti: Nefret cinayetlerinde kesin kararların kısa sürede verilmiyor olması canımı yakıyor. Çünkü R.’nin hayatına katledenlerin ve buna zemin hazırlayanların köklerinin de olduğunu düşünüyorum ve bu köklerin doğuda yaşayan diğer eşcinsel arkadaşlarımı da hedef alacağı fikri beynimi kemiriyor. Ailelerin bilinçlendirilmesi gelenek ve görenek saçmalıklarına saplı kalmış doğu insanlarının (diğer bölgeleri de istisnasız ayırmadığımı bilmenizi isterim) LGBT’ye bakış açısının değişmesi için böyle davaların en ağır ceza ile sonuçlandırılmasını istiyorum. Şundan emin olun ki! Rahat nefes alabileceğimiz bir sokak değil, bütün sokakları istiyoruz.
Mustafa Doğan GÜNAL / Facebook Kullanıcısı: İnsan haklarının en önemlisi, yaşama hakkının evrensel ve vazgeçilmez olduğunun farkındayım. Tüm dünya halkları için ezilenlerin, dışlananların ve ötekileştirilenlerin özgürlüğünün ve korunmasının barışı ve adaleti getireceğini biliyorum.
Burak ALTINDİŞ / Facebook Kullanıcısı: Arkadaşlarımın sadece azınlık oldukları için tehlikede olmalarını istemiyorum. Nefret cinayetlerinin olmadığı bir dünya düşüyle...
Gurbet Kıvılcım HARMANCI / Çevirmen: İnsanların cinsel yönelimlerinden kaynaklı öldürülmeleri kesinlikle kabul edilemez. Hiç kimsenin bir başkasını öldürme gibi bir hakkı olamaz. Toplumumuz daha insancıl olmalıdır. Bizler hem insanları hem doğayı olduğu gibi kabullenip saygı duymak zorundayız. Onları değiştirme, yok etme gibi bir hakkımız olamaz. Umudumuzu hiç bir zaman yitirmeyeceğiz.
Mehtap Akbaş / Çevirmen: Canım yanıyor. Bıktım bu ülkede yaşanan tacizlerden, tecavüzlerden, nefret cinayetlerinden ve yapılan tüm çirkinliklerin bunu yapan insanların yanına kar kalmasından. Ahmet'i, R.yi ve daha nicelerini her geçen gün kaybetmekten ve daha birçoklarını da kaybetme korkusuyla yaşamaktan usandım, usandık artık.
(gk)

