‘Günde 5 kadının öldürülmesi tesadüf değil’
16:15
JINHA
ANKARA – BDP Kadın Meclisi yaptığı yazılı açıklamada, kadın cinayetlerinin ve kadınlara yönelik cinsel şiddetin mevcut savaş ve şiddet ortamından beslendiğini, bu ülkeye barış gelmedikçe bu cinayetlerin son bulamayacağını herkesin bilmesini istiyoruz dedi.
BDP Kadın Meclisi, Paris'te yaşanan katliam ve Türkiye'de günde ortalama 5 kadının öldürülmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 2012 yılında Türkiye'de tırmanan savaş ve şiddet ortamının 2013 yılının ilk ayında da aynı hızla devam ettiğine vurgu yaparak, "Ülkemizde bütün politikalarını savaş ve şiddet üzerine kuran AKP hükümeti, bir yandan Kürtlere karşı yürüttüğü kirli savaşı gizlemeye çalışmakta öte yandan ise emperyal güçlerden aldığı destekle Ortadoğu'nun hamiliğine soyunup halklar arasında şiddet ve nefret tohumları ekmektedir. Hükümet elindeki bütün olanakları Türkiye'de ve Ortadoğu'da sürekli bir savaş halinin canlı tutulmasında kullanmakta ısrar etmektedir" denildi.
‘Lügatinde barış kelimesi bulunmamaktadır’
Açıklamada, dünyanın hiçbir yerinde yürütülen barış müzakerelerine "terörle mücadele" adının verilmediği vurgulanarak, "Lügatinde barış kelimesi bulunmayan bu hükümet barış kelimesi yerine savaş kelimesini rahatlıkla kullanabilmektedir. Bu savaş ve şiddet dili sadece halklar arasında değil toplumun bütün kesimleri arasında bir şiddet ortamının yaratılmasına neden olmaktadır. Hükümetin eril ve şiddet dili toplumdaki eril şiddeti de beslemektedir" denildi.
‘5 kadının öldürülmesi tesadüf değil’
BDP Kadın Meclisi’nin açıklamasında, Türkiye'de günde ortalama 5 kadının öldürülmesinin tesadüf olmadığına işaret edilerek, ölümlerin ülke içindeki kanıksanan şiddetin cinsiyet boyutu olduğu belirtildi. "Hükümetin Paris'te 3 Kürt kadın siyasetçinin katline yaklaşımı kadın cinayetlerini ne kadar benimsediğini göstermektedir" denilen açıklamada, hükümetin uluslararası bir siyasi suikastı ciddiyetten uzak bir şekilde sıradan bir kadın cinayetine indirgemeye çalışarak kendini sıyırma yöntemini seçtiği belirtildi. Açıklamada, "Oysa hiçbir kadın cinayeti sıradan olmadığı gibi bu cinayetler de kesinlikle ne sıradan ne de adli cinayetlerdir. Kürt halkının direncini kırmaya yönelik uluslararası ve son derece siyasi cinayetler olduğunu herkesten çok AKP hükümeti bilmektedir. Günde 3 kadının öldürüldüğü bir ülkede başbakanın birilerini hedef haline getirmediği tek bir konuşmasının olmadığını ve başbakan şahsında AKP hükümetinin şiddet dilini toplumsal alanda da körüklediğini elbette başbakanın kendisi bilmektedir. Tıpkı günde 5 kadını katleden zihniyetin kendi politikalarının ve hukuk kurumlarının işleyişinden beslendiğini bildikleri gibi" denildi.
‘Eril hukuk sistemi eril katillerle işbirliği yapıyor’
"2012 yılı, bu savaş ve şiddet ortamının ataerkillikle eklemlenerek kadın kırımında sınır tanımadığı, pervasızlaştığı ve zirve yaptığı bir yıl oldu. Fakat 2013'ün ilk ayında olmamıza rağmen, hükümetin savaş ve şiddet politikalarının devam ettiği ve kadına yönelik şiddet konusunda 2013'ün 2012'yi geride bırakacağını şimdiden görmek mümkündür" denilen açıklamada, kadın cinayetleri ve tecavüzlere ilişkin davaların 2013'ün ilk ayında da devam ettiği kaydedildi. Açıklamada, "Eril hukuk sistemi eril katillerle, erkek işbirliği yaparak bu konudaki geleneğinden taviz vermeden kadınlar aleyhine kararlar almaya devam etti. Kadın cinayetlerinde namus adı altında ceza indirimine gidildi. Yine taciz ve tecavüz davalarında kadınların beyanını değil, erkeklerin beyanını esas alınarak suçlu korunup mağdur cezalandırıldı. Bu kararların verdiği destek ile kadın katliamları ve kadınlara yönelik cinsel şiddet son hızla devam etmektedir" denildi.
‘Suçu toplumsal erkeklikte değil kadında arayan zihniyet’
N.Ç. davasına atıf yapılan açıklamada, davanın karar duruşmasının 16 Ocak günü yapıldığı hatırlatılarak, şu değerlendirme yapıldı: "Cinsiyetçilikle malul hukuk sistemi N.Ç'nin beyanını değil, tecavüzcülerin 'kendi rızasıyla yaptı' beyanını esas alarak suçlulara alt sınırdan ceza vererek hukukun eril karakterini bir kere daha gözler önüne serdi. AKP hükümetinin savaş ve şiddet politikası sürdükçe bundan beslenen kadın cinayetleri ve cinsel şiddet de sürecektir. Bu işbirliğinin yanı sıra, gericiliğin, yobazlığın ve kadın düşmanlığının muhafazakârlık olarak adlandırıldığı ülkemizde Ali Bulaç gibi, kadının şiddet görmesinin nedenini; kadının içine hapsedildiği evden dışarı çıkmasına bağlayan yani suçu toplumsal erkeklikte değil kadında arayan zihniyetin söylemleri, kadınları katleden zihniyeti de meşrulaştırmaktadır. BDP Kadın Meclisi olarak kadın cinayetlerinin ve kadınlara yönelik cinsel şiddetin mevcut savaş ve şiddet ortamından beslendiğini, bu ülkeye barış gelmedikçe bu cinayetlerin son bulamayacağını herkesin bilmesini istiyoruz."
(la)

