H.Ö: Hiçbir kadın kendisine iftira etmez

10:04

Mizgin TABU – Zehra DOĞAN / JINHA


ŞIRNAK – Geçtiğimiz yıl Nisan ayında hastaneye giderken 5 kişi tarafından tecavüze uğrayan H.Ö, suç duyurusunda bulunmuştu. Devam eden dava kapsamında tutuklu bulunan iki kişi de Adli Tıp raporu sonuçlarına göre serbest bırakıldı. Toplumsal cinsiyet yaklaşım ve anlayışlarına karşı mücadelelerinin devam edeceğini ifade eden H.Ö, kadınlara davaya katılmaları çağrısında bulundu. Dava, 10 Ocak’ta tekrar görülecek.


H.Ö, geçtiğimiz Nisan ayında Şırnak'ın Cizre ilçesinde hastaneye gitmek için beklediği minibüs durağından zorla kaçırılarak kendilerini polis olarak tanıtan 5 kişinin tecavüzüne uğradı. H.Ö’nün yaptığı suç duyurusuyla, tecavüz eden 5 kişi gözaltına alındı, 3 kişi serbest bırakıldı. 12 Mayıs'ta, şüphelilerden ikisi gözaltına alındı ve "tecavüz, hürriyetten yoksun bırakma, cebir ve tehdit" suçlarından tutuklandı. H.Ö’nün aleyhine işleyen mahkeme süreci içerisinde, Adli Tıp’tan gelen raporda ‘Tecavüze uğramadı’ sonucu çıktı. Tutuklu yargılanan iki sanık, rapor sonucunda tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Adli Tıp raporunun gerçekleri yansıtmadığını söyleyen H.Ö, bir kadının böylesi bir iftirayı asla kendi şahsına atamayacağını hatırlatarak, 10 Ocak’ta Şırnak’ta gerçekleşecek duruşmaya tüm sağduyulu kadınları, kendisine destek olmaları için çağırdı.


Adli Tıp’tan ‘Tecavüze uğramadı’ sonucu çıktı


Adli Tıptan gelen ‘Tecavüze uğramadı’ raporunun H.Ö’nün aleyhine işleyeceğine dikkat çeken H.Ö’nün avukatı Murat Aydoğan, “Sanıkların tekrar tutuklanmalarını isteyeceğiz. Raporun böyle çıkmasını zaten bekliyorduk. Çünkü gerekli testler olaydan bir ay sonra yapılıp incelenmek üzere Adli Tıp’a gönderildi. Mağdurun vücudunda darp izinin bir ay kalması tıbben imkânsız bir şeydir” dedi.


Olaydan ötürü eşinin abisinin, kendilerinin boşanmasını istediğini söyleyen H.Ö, “Eşimin yeğeni beni öldürmek istiyor. Eşimin annesi evimde yaşamak istemiyor. ‘Kendi isteğinle o adamlarla beraber oldun’ diyor. Herkesin bana suçluymuşum gibi bakması ve çocuğumun da benim ölmemi istemesi artık dayanılmaz bir hal alıyor” diyerek üzüntüsünü dile getirdi. Sanıkların serbest bırakılmalarından dolayı tedirginlik yaşayan H.O, “Dışarıda olduklarını bilmek beni ürkütüyor. Arkamdan nefes aldıklarını hissediyorum. Psikolojim giderek daha kötü hal alıyor” diyerek sözlerine devam eden H.O, çevrenin kendisini suçlu bulmasına, bir kadının böylesi bir iftirayı asla kendi şahsına atamayacağını hatırlatarak cevapta bulundu.


‘Artık çocuklarım da bana karşı tepki gösteriyor’


Olaydan sonra eşi ve çocuklarının, ailesinin, komşu ve ilçe sakinlerinin kendisine karşı yaklaşımının değişirken, toplumsal cinsiyet anlayışına göre H.Ö suçludur ve cezalandırılmalıdır. Eşinin ailesi tarafından boşanmalarının istendiğine vurgu yapan H.Ö, ailenin yaklaşımına değinerek şu ifadelere yer verdi:


“Eşimin akrabaları, benim öldürülmemi istiyor. Eşimin annesi, benimle yaşamayı kabul etmiyor. Her zaman bana iftira atıyorlar ve kendi rızamla ilişkiye girdiğimi söylüyorlar. Hiçbir kadın kendisine bu şekilde bir iftira atmaz. Bu yaklaşımlardan sonra artık çocuklarım da bana karşı tepki gösteriyor.”


‘Kadın avukatlar, tecavüzcüleri savunuyor’


Beş sanıktan sadece ikisinin tutuklandığını dile getiren H.Ö, Adli Tıp raporundan sonra tutuklu olan iki kişinin de serbest bırakıldığını kaydetti. Şimdi, düşünceli ve korku içinde olan H.Ö, “Suçluların dışarda olduğu her geçen gün psikolojim bozuluyor. Kimse bana karşı yapılan haksızlığı görmüyor” dedi.


Dava sürecine dikkat çeken H.Ö, şöyle devam etti:


“Savunmam, hakim tarafından kısıtlanıyordu. Eğer mahkeme benim hakkımı korumazsa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne başvuracağım. Bununla birlikte, 4 avukatın yaptığı savunma da yetersiz. Mahkeme her seferinde beni tehdit ediyor ve bana ‘Sessiz ol, yoksa seni salondan çıkarırız’ diyor. En çok dikkat çeken şeylerden biri de tecavüzcülerin avukatlarının da kadın olmasıdır. Benim avukatlarımın arasında da erkek var. Davada kadın avukatlar, tecavüzcüleri savunuyor.”


‘Bu tür olaylarda kadın kurumlarının desteği önemlidir’


Kadın kurum, kuruluş ve örgütlerinin davaya destek vermeleri ve davanın takipçisi olmaları gerektiğini kaydeden H.Ö, “Cizre Sitî ya Zîn Kadın Derneği’nin desteği benim için önemliydi. Bu tür olaylarda kadın kurumlarının desteği olmalı. Adli Tıp raporu, olayı yalanladığı için dava aleyhime işliyor. Bu gibi davalarda kadınlar ve kadın kurumları, tecavüze maruz kalanlara sahip çıkmalı.”


‘Toplum, kadını düşman gibi görüyor’


H.Ö de toplum, mahkeme, Adli Tıp tarafından binlerce kadın onlarca defa mağdur edildi. H.Ö, toplumsal cinsiyet anlayışı karşısında hiçbir zaman mücadelesini bırakmadı. Kadınların cesaretli olmaları gerektiğine vurgu yapan H.Ö, konuşmasına şöyle devam ediyor:


“Her gün binlercec kadın taciz ve tecavüze maruz kalıyor. Birçok kadın korku ve kaygılarından dolayı yaşadıkları tecavüzü dile getiremiyor. Kadınlar, hiçbir zaman sessiz kalmamalı. Toplumda hala ‘namus’ kavramının etkisi var. Bu nedenle toplumun kadına karşı yaklaşımı farklı. Toplum kadını düşman olarak görüyor. Kadına yönelik bu anlayışa karşı, bütün kadınlar birlik olmalı ve kadınlara yardım etmeliler. 10 Ocak’ta davam görülecek ve bütün kadınlar davaya duyarlı yaklaşmalı.”


Wêne: Zehra DOGAN


(zd/la/gk)