Şîret, geleneksel tabuları ve nasihat kavramını sorguluyor!

11:43

 


Hazal PEKER / Zehra DOĞAN - JINHA


AMED – Bir tabuya dönüşen ‘namus-nasihat-kadın’ kavramlarını sorgulayan Şîret adlı tiyatro oyununun yönetmeni Rugeş Kırıcı, “Bu oyunla bir şey belki çözemeyiz ama insanların canını acıtsın istiyoruz! İnsanların kalbinde ve beyninde bir şey bıraksın. Her yüz erkekten sekseni namus tanımına hala ‘kadın’ cevabı veriyor. Bu cevabı veren bir toplumda, bir oyunla elbette sorun çözülmez. Fakat bu zihniyeti sorgulatabiliriz” diyor.


 


Her ne kadar ‘öldüğü’ iddia edilse de, tiyatronun toplumsal sorunları eleştirmede ve toplumu sorgulatmaya yöneltmede büyük etkisi olduğu görülüyor. Yüzyıllardır süre gelen töre cinayetlerini ele alarak oyuna aktarmada, feminist ve politik tiyatronun büyük bir önemi bulunuyor. Son yıllarda kadına dayalı şiddet konuları da tiyatroda sıklıkla işleniyor. Mayıs ayında Cegerxwîn Kültür Merkezi’nde sahnelenecek olan ‘Şîret’ oyununun oyuncularından Rugeş Kırıcı, “ Bir toplumun gelişim ölçüsü sanatın künyesine bakılarak öğrenilir. Tiyatronun entelektüel yanı daha gelişkindir. Dolayısıyla biz politik konuları ele alıyoruz. Toplumsal sorunları işlemeye önem veriyoruz” diyor. Mezopotamya Kültür Merkezi’nin 4 Mayısta Diyarbakır’da gösterime girecek olan Şîret adlı oyunda politik tiyatro olup, toplumda süre gelen yanlış düzeni eleştirmeye yönelik. Rugeş Kırırıcı ve Ömer Şahin’in rol aldığı ‘Şiret’ de kadının toplumsal yaşam içerisinde maruz kaldığı olaylara değiniyor. Yaşadığımız coğrafyada kadınların toplumsal yaşam içerisinde yaşadığı sorunları irdeleyen ve özellikle kadınlara çare olarak sunulan seçeneklerin de aslında ölümün başka bir versiyonu olduğunu sahneye taşıyan oyunun tamamı Kürtçe. Ölüm, yaşam, intihar, para, namus ve kadın - erkek ilişkileri gibi temaların işlendiği oyun, toplumsal yaralara dikkat çekerken, kişinin de kendi içinde bir sorgulamaya girmesine zemin hazırlıyor. Sedat Barış tarafından yazılan oyunun yönetmenliğini Rugeş Kırıcı yapıyor. Görsel efektlerin kullanıldığı oyunda montaj Rezan Bayram ve Tahsin Özmen yaparken, teknikten Veysel Eren sorumlu.


 


Oyunun yönetmeni ve oyuncusu Rugeş Kırıcı ve oyuncu Ömer Şahin ile, Şîret’ e ve tiyatro ile toplum arasındaki bağa ilişkin konuştuk.


 


-          Şiret oyunuyla izleyici ile buluşacaksınız. Öncelikle ‘Şîret’ kelimesinin ne anlama geldiğini bize açıklayabilir misiniz?


 


Rugeş: Şîret, Kürtçe bir kelime olup, nasihat anlamına geliyor. Aynı zamanda oyun karakterimizin ismidir. Bu oyunumuzda,  nasihat etmiyoruz, ama nasihat edenlere gönderme yapıyoruz.’ Şîret ‘oyunuyla, geleneksel öğüt kavramını sorgulayacağız. Medyada gördüğümüz kadın cinayetlerinin nedenlerini gün yüzüne çıkarıp, kısmen de olsa bir farkındalık yaratmaya çalışacağız.


Ömer: ‘Şîret’ oyunu eski bir oyundur. Tekrar uyarlayarak oynuyoruz. Nasihatlerle insanların başına neler gelebildiğini göstereceğiz. Geleneklerin kadın yaşamına hükmetmesini sorgulayacağız.  Kadınların iyiliğineymiş gibi yapılan şeylerin, aslında kadınları ölümlere sürükleyen bir şey olduğunu göreceğiz. Bu oyunla bir şeyleri değiştiremeyiz, fakat halka sorunun ciddiyetini ve önemini aktaracağız. İzleyiciler böyle bir olayı izleyerek, sorunun içeriğine dair sorgulamalarda bulunacaklar.


 


-          Yazar bunu gerçek bir öyküden mi aldı, ya da genel olarak bir kadının yaşadığı sıkıntıları gözlem yaparak mı tanıttı?


 


Rugeş: Oyunun yazarı Sedat Barış. Kendi kuzenin hikâyesinden etkilenerek kaleme aldı. Kuzenin intiharından sonra böyle bir konuyu işleme gereği duyduğunu belirtti. Ama genel olarak zaten böyle olaylar çevremizde çok yaygın. Oyunun konusu tamamen kuzenin hikayesinden uyarlanmamış. Yazar, olaydan etkilenerek birçok kadının ortak sorununu ele alıp böyle bir oyun yazmak istemiş. Dolayısıyla bu gerçek hikaye, aslında tüm kadınların hikayesidir.


 


Ömer: Sedat Barış’ın oyunları her zaman hoşuma gider. Çünkü onun oyunları mağduru işler.  İki karakter de trajik, fakat durumları komiktir. Bu oyunda kadının trajik durumunu ele alacağız ve aslında bu oyunu izleyenler hem üzülecek, hem de gülecekler. Bölge insanının durumunu anlatacağız. Dolayısıyla izleyiciler, kendilerini bu oyunun içinde görecekler. Kısaca biz, izleyicilerin hayatını sahne de sunacağız.


 


Rugeş: Buradaki bir oyun karakteri de çerçidir. Zaten çerçiler bilindiği gibi çok komiktirler. Konuşkan, lafazandırlar. Köylerde de hala çerçiler vardır. Her ne kadar oldukça azalsa da. Çerçiler, mesela benim çocukluğumun tadıdır. Bir şeyler alıp satan ve köy ile kent arasında bağ kurmayı sağlayan bir aracıdır. Küçüklüğümü hatırlarım. Savrulan yünleri toplar, çerçiye verirdik. O’da karşılığında küçük bir toka verirdi. O toka çok değerliydi bizim için. Kısacası buradaki çerçi de öyle bir çerçidir. Bölge insanı için önemli bir yeri vardır çerçilerin.


 


-          Tiyatronun halkı sorgulatma gücüne ilişkin ve bu oyunun toplumun değişim ve dönüşümüne nasıl bir katkı sağlayabileceğinizi düşünüyorsunuz?


 


Rugeş: Sanatın değişim ve dönüşüm üzerindeki etkisi küçümsenemez. Bir toplumun gelişim ölçüsü, sanatın künyesine bakılarak öğrenilir. Tiyatronun bir sanat olarak değişim ve dönüşümü sağlamada önemli etkisi vardır. Tiyatronun entelektüel yanı oldukça gelişkindir. Dolayısıyla biz politik konuları ele alıyoruz. Toplumsal sorunları işlemeye önem veriyoruz. Tiyatro halka sorgulama yeteneği sağlıyor. Toplumsal konuları burada çözemiyoruz. Ancak burada gösterebiliyoruz. Bu oyun için söylenecek bir şey gerekirse, biz burada çözüm aramıyoruz. Özellikle Türkiye için söylüyorum, ortalama günde beş kadının öldürülen bir ülkede çözüm bulmak çok zordur. Ve bu öldürülen kadınlar, yakınları tarafından öldürülüyorlar. İnsanın kardeşi, çocuğu, eşi, nasıl olurda o kadının gözlerinin içine baka baka namus kavramı uğruna öldürebiliyor anlayamıyorum. Zaten kadının en büyük acısı, yakını tarafından öldürülebilmesidir. Son on yılda kadın öldürmelerinde yüzde bin 400 artış varmış. Şu an oturduğumuzda bile bir kadın öldürülüyor olabilir. Bu oyunla bir şey belki çözemeyiz ama insanların canını acıtsın istiyoruz! İnsanların kalbinde ve beyninde bir şey bıraksın istiyoruz. Karakteri canlandırınca bile tüylerim diken diken oluyor. Her yüz erkekten sekseni namus tanımına hala ‘kadın ‘cevabı veriyor. Bu cevabı veren bir toplumda bir oyunla elbette sorun çözülmez. Fakat bu zihniyeti sorgulayabiliriz.


 


Ömer: Tiyatrocunun misyonunda, çözümlemeden ziyade, deşifre etmek vardır. Toplumun konuşamadığı olayları örneğin; kadın öldürmelerinde sıkça öldürüp olayın üstünü kapatmak vardır. Bizim misyonumuz, bu ölümleri sorgulamak ve sorgulatmaktır. Sanatçı, sorgular ve halka bunu gösterir. Biz olayları açıklamada kendimizden yola çıkıyoruz. Çünkü halkın arasından geliyoruz. Ve bu oyundaki olayın aynısı kendi ailemde ve çevremde çokça görüyorum. Aynı acıyı biz de yaşıyoruz. Bu olaya alttan değinmek istiyoruz. Biz siyasetçi değiliz. Biz medya gibi sorunları deşifre ediyoruz ve siyasetçilerin olaylara ilgisini çekmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda toplumu uyandırmaya yöneltiyoruz.


 


 


-          Dekorunuzdaki dilek ağacı aynı zamanda darağacı. Buna nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?


 


Rugeş: Kadınlarda umut ve tükeniş birbirine girdiği için böyle bir dekoru seçtik. Dekordaki ağaç, ölümü temsil ediyor. Umutsuzluğa sürüklenişidir oradaki ağaç. Dekorun anlamı,  karakterin, daha önce iyi dileklerle gelip dilek dilemesinden sonra, aynı ağaca kendini asmasıdır.


 


-          Aynı zamanda oyunun yönetmeni bir kadın yani Rugeş Kırıcı. Kürt tiyatrosunda kadın kimliği ile yönetmen olmak zor mu?


 


Rugeş: Aslında zor değil, fakat kadının tiyatroya katılımı henüz sindirilememiş. Bu sorun çok sık olarak karşımıza çıkıyor. Kadının oyun yazması ve yönetmesi Kürt Tiyatrosunda pek kolay olmuyor. Bu alanda katılım oldukça sınırlıdır. Ama Kürt Tiyatrosu’nda kadının neden tiyatroda olmadığını sorgulamak gerek. Ben kadının katılımının çoğalacağından umutluyum. Kadının tiyatroya katılmamasının da nedenleri var. Kadın olmaktan kaynaklanan sorunları var. Sanatsal faaliyetlerde kendini ispatlaması oldukça güç. Kadına bakış açısı çok sert ve  acımasızdır. Kadınları oyuncu olarak biraz daha fazla görebiliyoruz, ama yönetmen ve ya başka bir alanda daha az görüyoruz. Kadınları tiyatroya kazandırmada umutsuz değiliz. Bunun alt yapısı oluşmuş durumda. Kadının okula gitmesi bile çok zor olan bir toplumda, tiyatroya kazanımından söz ediyoruz. Ama bu gelişim giderek güçlenecek ve kadınlarımız sanatın herhangi bir dalında kendini ifade edebilmesi daha çok kolaylaşacaktır.


 


-          Kadın sorunlarına değinen bir oyunun kadın yönetmen tarafından sahneye aktarması nasıl bir duygu?


 


Hissederek… Oyunun bazı sahnelerinde ağlıyorum. Bir kadın olarak bu tür olaylardan çok etkileniyorum ve bu olayı yaşamış gibi oynuyorum. Belki de kadın veya erkek olarak ele almaktan ziyade, yaşamak ve anlamak demek daha doğru olur. Ben bir kadın olarak ve çevremde sıkça böyle olayların örnekleriyle yaşadığım için, sahneye onu aktarırken inanılmaz bir şekilde etkileniyorum.


 


-          Oyunda görsel efektlerden de faydalanıyorsunuz. Neden buna ihtiyaç duydunuz?


 


Ömer: Arakada bir görüntü olmasını istedik. Böyle bir seçimin doğru olduğunu düşünüyoruz. Arkadaki görüntünün oyunumuzu doyurmasının gerektiğini düşündük. Böyle bir gösterimle oyunumuz tamamlanmış oluyor. Teknolojiyi yanlış bulmuyorum. Teknolojiyi kullanarak konuyu ve olayın ciddiyetini seyircilere aktarmaya çalışıyoruz. Sadece görsel efektin konunun ve oyunumuzun önüne geçmesine izin vermiyoruz. Bu denge kurulduğunda oyunu tamamlayıcı bir özelliği de kazandırılmış oluyor.


 


-          Tiyatro oyununuzun prömiyeri ne zaman yapılacak?


 


Diyarbakır Tiyatro Festivali 29 Nisan ve 6 Mayıs arası. Bu festival kapsamında ilk olarak oyunumuzu 4 Mayıs günü saat 20:00 da oynayacağız. Tüm halkımızı davet ediyoruz. 13 Mayısta da Cegerxwin Kültür Merkezi’nde Dicle Üniversitesi öğrencileri içinde sahne aldıktan sonra turne programımızı netleştireceğiz. Şîret’i bir çok il ve ilçe de sahnelemeyi planlıyoruz. Oyunda emeği geçen herkese ve Eğil’de ki tüm öğrencilere teşekkür ediyoruz.


 


Rugeş Kırıcı kimdir?


Şîret adlı oyunun hem yönetmeni hem de oyuncusu olan Rugeş Kırıcı, 14 senedir tiyatroyla uğraşıyor. Mezopotamya Kültür Merkezi’nde sekiz yıldır Kürtçe tiyatro yapan Rugeş, aynı zaman da dizi film ve çok sayıda sinema film oyuncusu.


Ömer Şahin kimdir?


Şîret adlı tiyatro oyununda rol alan Ömer Şahin, 15 yıldır tiyatroyla uğraşıyor. Cegerxwin Kültür Merkezi’nde tiyatro eğitmeni olan Ömer, aynı zaman da dizi film ve çok sayıda sinema film oyuncusu.


 


Fotoğraf – Kamera: Hazal PEKER


(zd-hp)