Doğruyu söylemekten vazgeçmeyen kadın gazeteciler…

10:37

Leyla AYAZ / Eylem DAŞ - JINHA


AMED – “2012 yılında birçok kadın gazetecinin hakları ihlal ve gasp edildi” şeklinde konuşan Azadiya Welat Gazetesi editörü Münevver Karademir, “Muhalif ve özgür basında yer alan kadın gazeteciler, her zaman halkın içinde yer alarak, erkek egemen sistemin kadına olan yaklaşımını deşifre etti. Bunun sonucunda şiddete maruz kaldılar ve tutuklandılar. Fakat her şeye rağmen doğruyu söylemekten vazgeçmedi kadın gazeteciler” dedi.


Toplumun gözü kulağı olan basın yayın organları erkek egemen zihniyetle yürütüldüğü için, kadınlar medyada görünür değildir. Dinleyen, izleyen ve pratiğe geçiren toplum, her zaman taciz, tecavüz, şiddet ve kadın katliamlarını meşru gören basından etkilenmiştir. Erkek egemen medya dilinin, basın yayın alanında kurumsallaşması, alternatif ve muhalif kesimleri de karşısına almıştır.


Kadın gazetecilerin, eril zihniyetin karşısındaki durumu 2012 yılında da değişmedi. Eril sistemle mücadele eden kadın, şiddete maruz kaldı, taciz edildi ve tutuklandı. Uzun yıllardır Kürt dili üzerinde çalışma yapan Azadiya Welat gazetesi editörü Münevver Karademir, 2012 yılı çerçevesinde medyanın eril diline, medya üzerinden kadın haklarının ihlaline, Kürt dili üzerindeki yasaklara ve tutuklu bulunan kadın gazetecilere ilişkin değerlendirme yaptı.


‘Her şey erkeklerin taleplerine göre dizayn edilmiş’


2012 yılında kadına dair düzenlenen kanunların, kadınlar açısından iyi değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Münevver Karademir, kadınların yıllarca verdikleri mücadelenin kazanımlarının bazı kanunlarla tekrar geri alındığını ifade etti. Var olan kadın haklarının da görmezden gelindiğine dikkat çeken Münevver, “Kürtaj ve sezaryen gibi konularda artık kadınlar kendi kararlarını veremiyor. Kadınlar artık kendi bedenleri üzerinde hak sahibi değildir ve kadınların kendi bedeni üzerinde söz sahibi olmamaları en büyük şiddettir” dedi. Münevver konuşmasında medyanın kullandığı eril dile değinerek şunları söyledi:


“Her zaman kadınların mağduriyeti basına yansır.  Çünkü kadınlar şiddet, taciz, tecavüz ve katledilme ile yüz yüze kalmıştır. Her ne kadar kadınlar büyük mücadele, emek ve çabalarla kimi haklarını elde etseler de var olan egemen sistem, kadınların önünde hep bir engel oluşturmuştur. Her şey erkeklerin istemine ve taleplerine göre sistematize edilmiştir. Kanunlardaki yeni düzenlemeler buna bir örnektir. Şimdi kadınlara evlilik farz edilmektedir. Çünkü bekar kadınlar, toplum ve aile içinde hiçbir hakka sahip değillerdir.”


‘Kürt kadınları, Bölge’deki gelişmelerin öncüsüdür’


Bölge’de yaşayan Kürt kadınlarının ‘dillerinin yasak olmasından’ kaynaklı olarak tecrit edildiğini belirten Münevver, “Şimdi Kürt kadınların durumu eskisi gibi değil. Kadınlar, uzun soluklu mücadeleleri ve çabaları ile bölgede bir gelişmeye öncülük etti. Dört duvar arasına hapsedilen kadınlar, şimdi kendilerini rahatça ifade etmektedirler. Fakat bu gelişme var olan eril sistemi de harekete geçirmiştir” ifadelerine yer verdi.


‘Kadınların şahsiyetlerine karşı bir saldırı var’


Kürt ve muhalif kadın gazetecilerin yaşadıklarına değinen Münevver, 2 yıl içinde birçok kadın gazetecinin gözaltına alınıp tutuklandığını kaydetti. “Kadın muhabirler ve gazeteciler haber peşinde koşarken, birçok sorunlarla karşı karşıya gelmektedir” dile getiren Münevver, “Kadınlar habere giderken hakarete, şiddete, baskıya maruz kalmaktadır. Halen toplum içinde gazetecilik erkek mesleği olarak görülmektedir” dedi. Münevver, erkek muhabirlerin haber yaptıkları için, kadınların muhabirlerin ise cinsinden ve Kürt olmasından dolayı şiddete maruz kaldıklarının altını çizdi. “Kadınların şahsiyetlerine karşı bir saldırı vardır ve küçük düşürülmektedir. Haber takibi yapan kadınlar, egemen mekanizmalar tarafından da ayrımcılığa maruz kalıyor. Kadınlara sizin ne işiniz var burada deniliyor” sözlerine yer verdi.


‘Neden muhalif kadın gazeteciler tutuklanıyor?’


“Neden muhalif kadın gazeteciler tutuklanıyor?” sorusuyla gazeteci olarak yapılan tutuklamaları sorgulayan Azadiya Welat gazetesi editörü Münevver Karademir, tutuklanan gazetecilerin halkla birlikte oldukları için, doğruları dile getirip deşifre ettikleri için saldırılarla karşı karşıya kaldıklarına işaret etti. Muhalif ve özgür basın çalışanlarının baskılardan etkilenmeden çalışmalarına devam edeceklerine değinen Münevver, “Egemenler, bundan sonra kadın gazetecilerin fikir ve düşüncelerini baskı altında tutamayacaktır” dedi.


Eril dilin değişimi için alternatifler…


Tüm baskı ve engellemelere rağmen alternatif basında yer alan kadınların medyadaki eril dile karşı mücadelelerini sürdüreceklerine vurgu yapan Münevver Karademir, “Medyanın dili, her zaman kadınlara karşı kullanıldı. Örneğin bir tecavüz olayında kadınlar ikinci kez mağdur edilir” dedi. Kadın tecavüzlerine de dikkat çeken Münevver, medyaya yansıyan kadın tecavüzlerinde ‘kadınların tecavüzü haketmiş veya kendi isteğiyle tecavüze uğramış’ gibi gösterildiğini belirtti. Kadın tecavüzlerinin medyaya yansımalarına N.Ç davasını örnek veren Münevver konuşmasında, “Kanunları yapan, pratize eden ve haberini yapan, erkek zihniyetidir. Bu nedenle erkekler hep haklı olarak medyada yer alır. Bizler özgür basın ve muhalîf gazeteciler olarak, bu dilin değişmesi için alternatifler oluşturmaya çalışıyoruz” dedi.


‘Anadil insanın var olma gerekçesidir’


Münevver Karademir yıllardır Kürt dili üzerinde çalışmalar yürüten ve Azadiya Welat gazetesinde editörlük yapmakta olan Münevver, sözlerine şöyle devam etti:


“Ben Azadiya Welat gazetesinde çalışıyorum. Daha çok kadınların yer aldığı gazetede anadile ve habercilik diline büyük önem verilmektedir. Kadınların dilden dolayı toplumdan soyutlanması büyük bir sorun. Kadınlar gazetede kendi anadilleri ile bir çalışma yürütüyor. Kadınlar gazeteyi okul gibi görmekte… Öğreniyor ve öğretiyorlar. Anadil insanın var olma gerekçesidir. Yasaklanan dil, en çok kadınlar üzerinde etkisini göstermektedir. Kendi anadili ile söylenen doğrular daha açıktır. Kendi ana dilin ile yaşamak erişilmez bir tat verir insana. Birçok gazeteci anadilinde savunma yapamamakta ve yıllarca cezaevinde kalmaktadır.”


Kamera – Foto: Leyla AYAZ- Eylem DAŞ


(la/gk)