‘Bir dili yok saymak, anneleri de yok saymaktır’
11:31
Pınar AYTEKİN / JINHA
ANKARA – Çıkarıldıkları mahkemede anadilde savunma taleplerinin reddedildiğine vurgu yapan 13 sağlık öğrencisinden Perişan Akan, “Mahkeme, anadilde yapmak istediğimiz savunmayı reddetti. Bir dil yok sayılıyorsa, anneler de yok sayılır ve bize ‘Annenizi kabul etmeyin ve annenizle konuşmayın’ diyorlar” ifadelerini kullandı.
6 Haziran tarihinde 7 ilde KCK adı altında yapılan operasyonlarda 43 sağlık öğrencisi gözaltına alındı. Gazi, Ankara ve Hacettepe Üniversitelerinden 13 sağlık öğrencisi, mahkeme kararıyla tutuklandı.İlk duruşmasının 5 Aralık günü Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü davada 13 öğrenci tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sağlık öğrencileri Perişan Akan, Mehmet Akın ve Ahmet Demirel, haklarında hazırlanan iddianameyi gördüklerinde şaşırdıklarını dile getirirken, yaptıkları sağlık hizmetlerinin suç, döviz, pankart ve sloganların da delil olarak gösterildiğini kaydetti. Sağlık öğrencileri, bundan sonra da anadil için verdikleri mücadelenin devam edeceğini belirtti.
‘O zaman annenle konuşma’
6 yaşındayken Van’dan İstanbul’a göç eden 10 çocuklu bir aileden gelen Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencisi Perişan Akan, İstanbul’a göç ettikleri dönemde sadece babanın Türkçe bildiğine dikkat çekti. Diğer binlerce Kürt çocuğu gibi, 6 yaşındayken çeşitli sorunlarla yüzyüze kaldığını ve yabancılaşma yaşadığını dile getiren Perişan, Türkçe bilmediği için arkadaşlarına yabancı kaldığını ve sessiz bir çocuk olarak tanındığını ifade etti. Perişan, görüşlerini şöyle dile getirdi:
“Ben Türkçe bilmiyordum ve bu nedenle de çok konuşmazdım. Çevrem yabancı… Kürt olduğum için ilkokul ve lisede çok sorun yaşadım. Hatta bir anım var, bir yara gibi hala içimde olan… Ben akşam lisesinde okuyordum. Birgün telefonda annemle Kürtçe konuştum. Arkadaşlarım da bu konuşmayı duydular ve Kürt olduğumu öğrendiler ve müdüre söylediler. Müdür de annemle yaptığım Kürtçe konuşma için beni uyardı. Müdüre, annemin Türkçe bilmediğini söyledim. O ise, ‘Öyleyse, bundan sonra annenle konuşma’ dedi.”
‘Etkinlikten sonra takibe alındık’
Lise eğitiminin ilk yılında sorunlar yaşayan ve baskılar nedeniyle yurttan ayrılmak zorunda kalan Perişan, okula gitmek için her gün 6 saatinin yolda geçtiğine vurgu yaptı. Perişan üniversiteye başladıktan sonra, anadil ile daha fazla alakadar olduğunu kaydetti. Perişan ve arkadaşları Türk Tabipler Birliği Öğrenci Komisyonu ve SES öğrenci ve Sağlık Politikaları üyesi olduklarını belirtirken, bunların yanında bu gruplardaki arkadaşlarının anadilinin de Kürtçe olduğunu ifade etti. 13 Mart 2012’de sağlık politikaları için düzenlenen mitinge Kürtçe pankart ve dövizlerle katıldıklarını dile getiren Perişan, mitingden sonra takibe alındıklarını belirtti.
‘Mahallelerde sağlık çalışmaları yürütüyorduk’
Perişan, haklarında açılan davaya dikkat çekerek şöyle devam etti:
“İddianamede, anadilde sağlık hizmeti talebimiz yer alıyordu. Bizim sağlık çalışmalarımız da vardı. Bizler sağlık öğrencileri olarak, mahallelerde de sağlık çalışmalar yürüttük. Ev ev dolaştık. Gittiğimiz ailelerin içinde Kürt aileler de vardı ve çoğu Türkçe bilmiyordu. İşte bu aileler Türkçe bilmedikleri için sağlık hizmetlerinden de faydalanamıyor ya da hastaneye gittiklerinde çocuklarını da yanlarında götürüyor. Benim annem de Türkçe bilmiyordu ve tek başına hastaneye de gidemiyordu. Çocuklar aileleriyle hastaneye gidince, ailenin kendine güveni geliyor. Biz bölgede çalışmak isteyen Kürt çocuklarıyız.”
‘Annem burada ve ben anadilimle savunma yapacağım’
Arkadaşları arasında Kürtçe bilmeyen ya da hakim olamayan arkadaşlarının da olduğunu kaydeden Perişan Akan, anadillerini öğrenebilmek için hem kendi aralarında Kürtçe konuştuklarının hem de Kürtçe anatomi üzerine çalıştıklarının altını çizdi.
Duruşma günü üzerine konuşan Perişan, annesi ve kardeşinin de mahkemeye katıldığını söyledi. Hakime annesinin de orada olduğunu belirten Perişan, “Annem de burada ve Türkçe bilmiyor. Bu nedenle ben savunmamı anadilimle yapacağım” dediğini kaydetti. Mahkemenin, anadilde yapacağı savunmayı reddettiğine dikkat çeken Perişan, “Bir dil yok sayılırsa, anneler de yok sayılır ve bize ‘Annenizi kabul etmeyin ve annenizle konuşmayın’ diyorlar” ifadelerine yer verdi. Perişan, anadile ilişkin çalışmalarına sonuna kadar devam edeceklerini ve çalışmalarına yarım kalan yerden devam edeceklerini vurguladı.
‘Anadilin konuşulması, verilen mücadeleyi anlamlandırır’
Ahmet Demirel de yüzlerce demokrat öğrenci gibi gözaltı ve tutuklamalarla yüzyüze kalan sağlık öğrencilerindendir. Ahmet, bir taraftan daha iyi bir sağlık hizmeti için bir taraftan da kalıcı bir barış için çalışmaktadır. Gündelik yaşamında anadilini kullanan Ahmet, anadil hakkının gasp edilmesinin yanında savunmasını Kürtçe yapmak istedi. Fakat o da aynı yaklaşımla karşılaştı ve anadilde savunma hakkı reddedildi. Anadilde savunma hakkına ilişkin çıkan yasaya değinen Ahmet, yapılan düzenlemelerin çok zayıf olduğunu ifade ederek konuşmasına şöyle devam etti:
“Evde Kürtçenin iki lehçesi konuşuluyordu. Zazaca ve Kurmancî. Ailem, anadili katletme politikaları ve az konuşulmasından dolayı şimdi anadilini iyi konuşamıyor. Dilin konuşulması ve öğrenilmesi, anadil için verilen mücadeleyi anlamlandırır. Ben Ankara’da liseyi okudum. Bölgeden metropollere gelen her öğrenci gibi ben de sorunlarla yüz yüze kaldım.”
‘Sağlık hizmetleri suç sayıldı’
Öğrenci Mehmet Akın da Perişan ve Ahmet gibi haklarında hazırlanan iddianameyi görünce şaşırdığını dile getirdi. İddianamede sağlık hizmetlerinin ve muhalif çalışmalarının suç olarak yer aldığına işaret eden Mehmet, Kürtçe sloganların, pankart ve dövizlerin de suç delili olarak gösterildiğine vurgu yaptı. Duruşmada anadilde savunma talebinin kabul edilmediğini söyleyen Mehmet, mahkemenin tahammülsüzlüğünün var olan egemen güçlerden geldiğini kaydetti. Mehmet de ilkokula başladığında Türkçeyi öğrendiğine değinirken, çevresinde konuşulan dil Türkçe olduğu için kendisini ifade etme konusunda yetersiz kaldığını dile getirdi. Türkçeyi öğrencikten sonra da Kürtçenin zayıfladığının altını çizen Mehmet, “Bunun sıkıntılarını hala yaşıyorum. Benzer bir durumu bugünkü Kürt çocuklarının da yaşamaması, Kürt çocuklarının büyürken zihin dünyalarını Kürtçe kurtması için anadilde eğitim vazgeçilmezdir” dedi.
(la/gk)

