‘Umarım, eli kana bulaşanlar da bir gün bu filmi izler’

10:46

Mizgin TABU – Zehra DOĞAN / JINHA


AMED – Diyarbakır Şehir Sineması’nda galası yapılan Simurg filminin yönetmeni Ruhi Karadağ galada yaptığı konuşmada, “Bu filmi, ölüm oruçlarını sona erdirmek için yaptıkları operasyonlarla elleri kana bulaşanların izlemesi gerekiyor” dedi.


Diyarbakır Şehir Sineması’nda galası yapılan Simurg, Yönetmen Ruhi Karadağ’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Belgesel film, halktan yoğun ilgi gördü. Film, 1996 yılında F tipi cezaevlerine karşı eylem yapanlardan altı kişinin gerçek hayatlarından yola çıkarak o dönemi anlatmaktadır. Filmde, “Hayata Dönüş Operasyonu” olarak adlandırılan 20 saatlik operasyon boyunca çekilen görüntüler de yer aldı. 2000 yıllarına gelinerek yeniden ölüm oruçları başlıyor. 10 yıllık bir çalışmanın ürünü olan Simurg’da Refik, Çiğdem, Hüseyin Muharrem, Ali Ekber, Cafer yaşamını yitiren Ayça İdil Erkmen’in mezarı başında birleşerek hem eski günlere gitmekte hem de devam eden eyleme tekrar destek vermektedir. Simurg’u, filmin geçtiği dönemin sorumlularının izlemesi gerektiğine dikkat çeken Ruhi Karadağ, ”Umarım bir gün birileri gelip Simurg’u izler” dedi.


‘Basın emekçileri desteklerini eksik etmemeli’


Cezaevine girmeden önce basın emekçisi olan Hüseyin Muharrem Gündüz, 1996 yılındaki ölüm orucu sırasında hiçbir basın-yayın kuruluşunda gerçeklerin tam olarak yansıtılamadığını belirtti. Yıllar sonra kamuoyunun, gerçekleri Simurg sayesinde öğrendiğine de dikkat çeken Hüseyin, “Yakın dönemde siyasi tutukluların girmiş oldukları açlık grevlerinin kamuoyuna doğru bir şekilde yansıtılması ve amacına ulaşması için basın emekçilerine büyük bir görev düşüyor. Basın emekçilerinin bu anlamda desteklerini eksik etmemeleri gerekir” dedi.


Delil İldan’ın annesi Bahar İldan ise, geçmişten bugüne bir şeylerin hala değişmediğine dikkat çekerek, “Oğlum ve oğlum gibi binlerce evlat aynı durumda. Benim gibi diğer anaların da yüreği yanıyor. Elim ve kolum bağlı olarak durmak zoruma gidiyor. Fakat elimden bir şey gelmiyor” şeklinde konuştu.


‘Simurg, on yıllık bir çalışmanın ürünüdür’


Simurg’u on yıllık çalışma sonunda tamamladığını belirten kurmaca belgesel Simurg’un senaristi ve yönetmeni Ruhi Karadağ, belgeseli çekmek için arşivlere ulaşma konusunda yaşadıkları zorlukları aktardı. Olayların yaşandığı dönem gazetecilik yaptığı için çoğu olaya birebir tanıklık ettiğini ifade eden Ruhi, “Belgeselde cezaevindeki iki kameranın görüntüleri var. Biri, o dönemin operasyonunu yapan elleri kana bulaşanların çektiği görüntülerdir. Bir diğeri ise F tipine karşı bir şekilde seslerini yükseltenlerin çektiği görüntülerdir” dedi. 2000 yılı ölüm oruçlarından hemen sonra ‘Hükümetin haklılık payı var’ diye televizyon kanallarına dağıtılan görüntülerden de yararlandığını söyleyen Ruhi, “Bu görüntüler elleri kana bulaşanların çektiği görüntülerdi. Olaylar o kadar güzel bir şekilde yansıtılmıştı ki, bunları yanlıştan ayırmak ve gerçek hallerine geri çevirmek çok zor oldu. Gizli tutulan görüntülere de bir şekilde ulaştım ve bu görüntüleri ilk defa Simurg’da paylaştım” ifadelerine yer verdi.


‘İnsanlık suçu davası, zaman aşımıyla karşı karşıya’


Simurg’u o dönemde eli kana bulaşanların gelip izlemesi gerekir. Umarım bir gün birileri gelip izler” diyen Ruhi, operasyonla işlenen insanlık suçu kapsamında yargılanan kimsenin olmadığını ve davanın zaman aşımıyla karşı karşıya olduğuna işaret etti. Filmdeki karakterlerin hepsinin gerçek olduğunu ve bir kısmının siyasi nedenlerden dolayı ülkelerine gelemediklerinin altını çizen Ruhi, “Hüseyin’in tek dileği Dersim’i ve Amed’i görmekti. Amed’e geldik. Umarım Dersim’e de gideriz. Hüseyin ve Delil buradalar, Refik gelemedi. Birçok arkadaşımız hayatını kaybetti. Çiğdem, Cafer, Hüseyin yurt dışında, Türkiye’ye gelemiyor” dedi.


Kamera – Foto: Mizgin Tabu – Zehra Doğan


(zd/gk)