‘İnsan gibi yaşaması için ne yaptın!’

12:54

Özlem ARICI- JINHA


AĞRI – Ağrı’nın Hamur ilçesinin Çağlayan Köyü’nde 16 yaşında evlendirilip, üç ay tuvalete kapatılan ve 8 yıllık evliliği boyunca şiddet gören iki çocuk annesi Melek Karaaslan’ın ilk davası görüldü. Melek Karaaslan davasına katılan kadın kurumları temsilcileri, kadın olarak bir insanlık suçuna daha tanıklık ettiklerini belirterek, diğer Meleklere karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğinin vurgusunu yaptılar.


Melek Karaaslan davasına katılan Van Belediyesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (VAKASUM) psikoloğu olan Zine Adıyaman, kadın olarak bir insanlık suçuna daha tanıklık edildiğine işaret etti. İzmir Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi üyesi Nazik Işık, devletin Melek’e ve diğer Meleklere karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğine vurgu yaptı. Doğubayazıt Belediye Başkanı Doktor Canan Korkmaz yaptığı konuşmada, kadınlığa insanlığa işlenen cinayetlere, şiddetin her türüne, eziyete istismara karşı duruşun bir insanlık görevi olduğuna dikkat çekti.


Ağrı’nın Hamur ilçesinin Çağlayan Köyü’nde 16 yaşında evlendirilip, üç ay tuvalete kapatılan ve 8 yıllık evliliği boyunca şiddet gören iki çocuk annesi Melek Karaaslan’ın  ilk davası görüldü. 24 yaşında öldürülen Melek’in eşi Ferdi Karaaslan, kayınpederi Kutbettin Karaaslan, kayınvalidesi Naciye Karaaslan, babası Kasım Levent hakkında 15 – 25 yılları arasında ceza istendi.


 ‘Dava 24 ocak 2013 tarihine ertelendi’


Ağrı Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya VAKASUM, VAKAD, YAKA-KOOP, KAMER, Doğubayazıt Arjin Kadın Danışma Merkezi, Bostaniçi MAYA Kadın Derneği, Doğubayazıt Belediye Başkanı Doktor Canan Korkmaz, sivil toplum kuruluşları ve İzmir Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi katıldı. 9 saat süren davada Melek’in kesin ölüm sebebi, adli tıp kurumu tarafından netleştirilemediği için mahkeme, sanıkların tutuklu yargılanma talebini reddetti. Melek Karaaslan’ın sanıklarının yargılandığı dava, 24 ocak 2013 tarihine ertelendi.


‘Tutuklama talebinde bulunuyoruz!’


Ağrı Barosu olarak Melek Karaaslan davasına izleyen olarak değil vicdanen de müdahil olmak istediklerini dile getiren avukatlar, “Amacımız, bu trajik olayın tekrarlanmamasıdır. Kamu vicdanı açısından Ferdi, Naciye ve Kutbettin Karaaslan hakkında tutuklanma talebinde bulunuyoruz. Karaaslan ailesinin ifadelerini kesinlikle kabul etmiyoruz” dedi. Ailenin, olayı küçümseme yoluna gittiğini ifade eden avukatlar, Melek’in son üç ayda hastalığının daha ağırlaştığının ve aile tarafından sistematik bir şekilde eziyete maruz kaldığının altını çizdi.


‘Kadın derneklerinin katılmasını uygun bulmuyoruz’


Sanık Ferdi Karaaslan ise suçlamaları reddederek, “Melek tuvalette değildi. Yatak odasında beraber kalıyorduk. Bakımını ben ve annem yapıyorduk. Vücudundaki yaraları da görmedim. Yaralar 1-2 hafta içinde çıktı” dedi. Davada söz alan Ferdi Karaaslan’ ın avukatı, davayı “medyatik bir dava” olarak nitelendirerek, müvekkilinde kaygı oluşturduğunu belirtti. Melek’in ölümünün doğal bir nedenden dolayı gerçekleştiğini söyleyen Ferdi’nin avukatı, davaya müdahil olmak isteyen kadın dernekleri ve baro avukatlarının katılmasının uygun olmadığını dile getirdi.


‘Eşi tarafından tehdit ediliyordu’


Türkçe bilmediği için tercüman eşliğinde ifade veren ve koruculuk yapan baba Kasım Levent, kızının Karaaslan ailesi tarafından öldürüldüğünü iddia ederek aileden şikayetçi olduğunu belirtti. Kızı Melek’in aylarca bir tuvalette ölüme terkedildiğini kaydeden baba Kasım, Melek’in aç ve susuz insani koşullar dışında tutulduğunun altını çizdi. İfadesinde muhtar ve polislerle kızının evine gittiğinden söz eden baba, kızını alıp hastaneye kaldırdıklarını, daha sonrasında devletin olaya ilişkin inceleme başlattığına değindi. Kızı Melek’in ilk doğumunu karın üzerinde yaptığını duyduğunda kızını almak istediğini söyleyen baba Kasım, Melek’in eşi Ferdi tarafından tehdit edildiğini iddia etti.


‘Ben insanım’ diyen herkes duyarlı olmalı


Melek Karaaslan davasına katılan Van Belediyesi Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (VAKASUM) psikoloğu olan Zine Adıyaman, kadın olarak bir insanlık suçuna daha tanıklık edildiğine işaret etti. Melek’in ölümünü bir ihmal olarak değil vahşice işlenmiş bir kadın cinayeti olarak değerlendirdiğinin altını çizen Zine, “Yalnızca ‘Ben kadınım’ diyen değil, ‘Ben insanım’ diyen herkesi bu durum karşısında duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.


‘Bir iğne gibi içimize batmalı ve incitmeli bizi’


İzmir Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi üyesi Nazik Işık, devletin Melek’e ve diğer Meleklere karşı sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğine vurgu yaptı. "Uluslararası sözleşmeler, anayasa, yasalar her birimizin insan gibi yaşamasını devletin garanti etmesini emrediyor” şeklinde konuşan Nazik, Melek gibi ölüme terk edilenlerin yaşama haklarının korunmamasının herkese acı bir ders olduğunu söyledi. Nazik, “Melek’in bakışlarının ‘Bugün kadınların insan gibi yaşaması için ne yaptın’ diye soran bir iğne gibi içimize batmalı” dedi.


‘Ölümü sistematik bir işkence’


Doğubayazıt Belediye Başkanı Doktor Canan Korkmaz yaptığı konuşmada, kadınlığa insanlığa işlenen cinayetlere, şiddetin her türüne, eziyete istismara karşı duruşun bir insanlık görevi olduğuna dikkat çekti. Ülkede hergün neredeyse 5 kadının öldüğüne işaret eden Canan, “Türkiye kadın-erkek eşitliğinde 134 ülke arasında 126. sıradadır. Meleğin ölümü sistematik işkence sonucu meydana gelmiş bir ölümdür. Melek Karaaslan cinayetinin takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.


(öa/gk)