Bir anne için dayanılmaz bir tablo...
10:11
Mizgin TABU / JINHA
AMED – 12 Eylül’de başlayan ve 68. gününde son bulan açlık grevi eylemcilerinin durumlarına ilişkin konuşan annelerden Süheyla Ana “Kızım hastaneye kaldırıldığında, bir elinde serum diğer elinde ise kelepçe, yatağa bağlıydı. Bir anne için dayanılmaz bir tablodur bu” dedi.
Türkiye ve Bölge’deki siyasi tutsakların 12 Eylül’de başlayıp 68 gün sürdürdüğü açlık grevleri, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı çağrı üzerine son bulmuştu. Açlık grevlerinin son bulmasının ardından, grevdeki tutsakların tedavi süreci başladı. Tutsakların tedavi için kaldırıldıkları hastanelerde kelepçeli şekilde tutulmaları, tutsak ailelerinin tepkisine yol açtı. Bunun yanı sıra açlık grevine girmiş ve tedavi görmesi gereken birçok tutsak da hastaneye kaldırılmadan cezaevi revirlerinde tedavi edilmek istendi. Tutsak anneleri, açlık grevi sonrası duygularını dile getirdi.
Üç yıldır Midyat Cezaevi’nde tutuklu bulunan Derya Moray’ın annesi Süheyla Moray, açlık grevi başladıktan sonra her gün cezaevinin kapısında olduğunu dile getirdi. Tüm anneler gibi kendisinin de açlık grevinden etkilendiğini kaydeden Süheyla Ana, açlık grevi sonlandırıldığında ailelerin hastaneye kaldırılan tutsaklarla görüşmesine izin verilmediğine dikkat çekti. 68 günlük süre aç kalmanın kolay bir durum olmadığına ve tedavilerden sonra birçok tutsağın sakat kalma ihtimaline işaret eden Süheyla Ana, “Ülkemizde yaşanan ölümlerin ve akan kanın durması, Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması, Kürtçe savunma hakkı, anadilde eğitim taleplerinin artık yerine getirilmesi gerekir. Çocuklarımız bu talepler için 68 gün bedenlerini ölüm orucuna yatırdılar” şeklinde konuştu. Açlık grevinden çıkan tutsakların hala normal yemek düzenine kavuşamadıklarını söyleyen Süheyla Ana, şöyle konuştu:
“Her gün televizyon başında ölüm haberi beklerken, hiçbir üzücü haber gelmeden eylemin bitirilmesini sevindiricidir. Her zaman televizyonun başında haberleri izliyordum. Gece gündüz gözüme uyku girmiyordu. Umarım onların umutları ve dilekleri yerine gelir ve Sayın Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecrit hemen kaldırılsın. Barış olsun, genel af olsun istiyoruz.”
‘Asker anneleri de barış için elini uzatsın’
Kürt Sorununun 30 yıldır devam ettiğinin altını çizerek bu sorunun artık çözülmesi gerektiğini ifade eden Süheyla Moray, “Bir asker öldüğünde annesi ‘Vatan sağ olsun’ diyor. Neden vatan sağ olsun? Benim çocuğum o vatanda yaşamıyorsa, biz yaşamıyorsak vatan sağ olmasın” dedi. Asker annelerinin de barış için el uzatması gerektiğini kaydeden Süheyla Ana, barışın gelmesi için bütün annelerin birlikte mücadele vermesi gerektiğini belirtti.
“Kızım hastaneye kaldırıldığında, bir elinde serum diğer elinde ise kelepçe, yatağa bağlıydı” diyen Süheyla Ana, karşılaştığı tabloya hiçbir annenin dayanamayacağını söyledi. Askerlerden, Derya Moray’ın elindeki kelepçeyi açmasını istediği halde kelepçeli tedavi gördüğüne dikkat çeken Süheyla Ana, yüksek güvenliğe rağmen tutsakların kelepçeli tedavi edilmesine bir anlam veremediğini dile getirdi. “Onların yerlerinden kalkma halleri yok ki, bu kelepçe niye?” sözleriyle durum karşısındaki tepkisini dile getiren Süheyla Ana, “İçeri girmeme izin vermediler. Daha sonra askerleri aşıp içeri girdim ve Deryamı öpme şansım oldu. Derya ve arkadaşları açlık grevlerinden çıktıklarında hastanede doktorların tedavilerinde üç gün kaldılar. Şimdi cezaevlerinde doktorların uygun bulduğu diyet ne ise onu uyguluyorlar” dedi.
1990’lı yıllarda tutuklanan ve ‘yardım yataklık suçundan’ 35 yıl hapis cezası verilen Ferda İldan’ın annesi Fazilet İldan, 20 yıldır tutuklu bulunan Ferda’nın, cezaevi hayatı boyunca yaşadığı ciddi sağlık sorunlarına rağmen açlık grevine girdiğine dikkat çekti. İkinci grupta açlık grevine girenler arasında bulunan Ferda, 50 gün açlık grevinde kaldı. Tutsaklar açlık grevindeyken, kendilerinin de yemek yiyemediklerini kaydeden Fazilet Ana, açlık grevindeki tutsakları yalnız bırakmamak için gece gündüz cezaevi önünde olduklarını belirtti.
‘Savcının ciğeri yok mu!”
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ölümler yaşanmadan açlık grevlerine müdahale etmesinin kendilerini de mutlu ettiğini ifade eden Fazilet Ana, açlık grevinin biteceğini duyar duymaz Midyat Cezaevi’ne, kızının yanına gittiğini söyledi. Kimliği yanında olmadığı için savcıya bütün yalvarışlarına rağmen izin alamadığına işaret eden Fazilet Ana, “Biz kapıda onlara el salladık, onlar da bize el salladı. Doktorlar çocuklarımızın durumunun iyi olduğunu söylediler. Fakat kimliği olduğu için onların yanına gidip gören kaynımın kızı durumlarının kötü olduğunu dile getirmişti” dedi. Fazilet Ana, tutsakların, elleri kelepçeli şekilde serum takılı olarak hastanenin alt katındaki acil servisinde tutulduğuna ve yoğun güvenlik önlemleri alındığına dikkat çekti. “Savcının ciğeri yok mu?” sözleriyle savcıya tepki gösteren Fazilet Ana, “Bizim çocuklarımız, artık yarım insan oldular, sakat kalacaklar. Devlet tarafından hem bir şeyler yapılmıyor hem de öğrencileri, gençleri cezaevlerine atıyorlar. Şehit cenazeleri artık gelmesin. Bu ister asker, polis, ister gerilla olsun… Artık cenazeler gelmesin” dedi.
Foto: Mizgin Tabu
(gk)

