Bir kadın mücadelesi…
11:08
Mizgin TABU / JINHA
AMED – Çocuk yaşta evlilikle tanıştıktan sonra birçok sorunla yüz yüze kalan F.T, “Yaşadığım sorunlardan sonra, artık kendi ayağımın üzerinde durmanın arayışına girdim. Elimde bir alyansım vardı. Onu satıp el işi malzemeleri aldım. Yaptıklarımı satarak çocuklarıma baktım” dedi.
Kadına yönelik şiddetin ciddi bir şekilde artış gösterdiği ve insanlık dışı muamelelerin yaşandığı son yıllarda hemen her gün bir kadın cinayet haberi üçüncü sayfalarda yer alıyor. Türkiye ve Bölge’de birçok kadın kurumu 25 Kasım’da ‘Kadına Karşı Şiddete Hayır’ sloganlarını atarak kadına yönelik şiddeti protesto etti. Genellikle ikinci ağızdan dinlediğimiz kadına yönelik baskı ve şiddet hikayelerinden birisinin sahibi de F.T… Verdiği mücadelede kadın derneklerinden de destek alan F.T, yaşadığı bütün sorunlara karşı nasıl ayakta kalma mücadelesi verdiğini anlattı.
- Kendinizi tanıtarak evliliğinizin nasıl gerçekleştiğinden bize bahseder misiniz?
36 yaşındayım. Ben 15 yaşımda evlendim. 16 yaşımda ilk çocuğumu, 17 yaşımda da ikinci çocuğumu dünyaya getirdim. İkinci çocuğumun doğumundan sonra eşim bizi, Diyarbakır’ı terk etti. Eşim C’nin, bizi terk edişinin üzerinden 7 ay geçer geçmez İstanbul’da nişan yapıp evleneceğini duydum.
- Eşinizin sizi terk etmesinden sonra geçiminizi nasıl sağladınız? Ailenizden veya akrabalarınızdan destek aldınız mı?
C, İstanbul da evlendikten sonra ona ulaşacağım tüm yoları da engelledi. Bütün bu olanlardan sonra, artık kendi ayağımın üzerinde durma çabalarına girdim. Yapabileceğim bir iş yok, erken evlilik, öğrenim durumum ilkokul vs. Diyarbakır gibi bir yerde iş bulmak çok zor. Ne yapayım derken, bir arkadaşımla evde el işi yapmaya başladım. El işini yapmaya başladığımda parmağımda bir alyansım vardı. El işi malzemelerini alabilmek için gidip alyansımı sattım ve malzemeleri aldım. Malzemeleri getirdikten sonra komşularla el işi yapmaya başladık. Yakın ve uzak akrabalar benden gördükleri el işini almaya başladı. İki yıl boyunca, çocukların masraflarını ve evimin geçimini bu şekilde sağladım. Daha sonra eğitim merkezinden, bana iş teklifi geldi. Eğitim merkezinde çalışmaya başladım. Artık kendi ayaklarımın üzerinde durabiliyordum. Ben çalışırken çocuklarıma annem ve ablalarım bakıyordu.
‘Kimseden medet ummadım’
- Çocuklarınız henüz küçükken babanın gittiğini söylediniz. Peki sonrasında baba olmadan çocukların kimlik sorununu nasıl çözdünüz?
Bu dönem içerisinde çocuklarımda büyümeye başlamıştı. Çocuklarımın okul ve kimlik sorunu ortaya çıktı. Eşim bizi terk ettiği için çocuklarımın kimliği yoktu. Onlara kimlik çıkartmak için amcalardan, babadan, akrabalardan, kimseden medet ummadım. Bu anlamda nüfus müdürlüğüne gidip, kendi soyadımla çocuklarıma kimlik çıkartıp çıkartamayacağımı sorduğumda bana olumlu cevap verdiler. Kimlikte baba adı yerine bir erkek ismi gerekiyordu sadece. Ahmet deseydim de olurdu, Mehmet deseydim de olurdu… Bu şekilde çocuklarımın kimliklerini çıkarttım ve okula başladılar.
- Eşinizin evlenmesinden sonra ondan hiç haber aldınız mı?
Bu dönemler içerisinde C’den haberler geliyor. İlk çocuğu olmuş vs. Fakat ben ilgilenmiyorum artık. Çünkü o kendi yolunu seçmişti. 10 yıl aradan sonra, C’nin resmi nikâhlı eşi cezaevine girdi. C, üç tane çocukla ortada kalmıştı. C’nin eşi cezaevine girmeden önce telefonla beni arayıp ‘Sen köylüsün, ağzın kokuyor’ diyordu. Bu sözler beni çok incitiyordu. C’nin ağzımı burnumu kırdığı zamanlar bile canımı o kadar acıtmıyordu. Çünkü zamanla yaralar iyileşiyordu ama bana söyledikleri sözler aklımdan gitmiyor ve canımı çok acıtıyordu. Aslında C’nin eşi de bir mağdur. Kadın cezaevinde her şeyin farkına varmıştı. C’nin eşi cezaevine girdiğinde ise çocuklarını alıp Diyarbakır’a benimle ve iki çocuğumla yaşamaya başladılar. Ben C’nin çocuklarını büyüttüm ve çocuklar bana ‘anne’ demeye başladı. Ben hiçbir zaman çocukların bana ‘anne’ demelerini istemedim. Çocuklara ‘Bana abla deyin, ismimle bana hitap edin’ derdim. Çocukların anneleri cezaevinden telefon açıp çocuklarıyla konuştuğunda, ‘Annenizi üzmeyin’ derdi. Kadın da benim gibi aslında… O da bir mağdurdu. Bu süre içerisinde C ve çocukları uzun yıllar bizimle birlikte yaşadılar.
‘C, hem çalışmıyordu, hem de benim çalışmama engel oluyordu’
- Eşiniz geldikten sonra da çalışmaya devam ettiniz mi? Maddi geçiminizi nasıl sağlıyordunuz?
C’nin babası, C’ye ev verdi. C, kısa bir süre sonra evi satıp aldığı parayı harcayarak bitirdi. Benim de o sıralar çalıştığım eğitim merkezi kapanmıştı. Oradan aldığım bir miktar tazminat vardı. Biz o tazminatla ev kiraladık, eşya aldık derken o para da bitti. C’nin ailesinin ekonomik durumu çok iyiydi. Fakat bir gün ‘Size yardım edelim’ demediler. Ben hep, çalışıp kendi ayaklarımın üstünde durdum. Bana hamallık yap deseler bile yaparım. Çocuklarıma bakmak için pazarda bir tezgâh açıp, limon satıp geçimimi sağladım. Limon satsam ne olacak ki evime çocuklarıma ekmek götüreceğim. Ben bir kadın olarak gidip pazarda tezgâh açıp limon satarak geçimi sağlamayı düşünürken, C’nin ‘İş yok. Ben bu iş yapmam’ demesi doğru mu? C, çalışmadığı gibi benim de çalışmama karışıyordu. Ben bu dönem içerisinde bir kafede çalışıyorum. Bu adam artık bana ve çocuklarıma zarar vermeye başladı. Bu adam sürekli çalıştığım iş yerine gelip beni tehdit ediyor. Bir gün çalıştığım iş yerine gelip beni zorla eve götürdü. Elinden kaçmaya çalıştım ama bırakmadı beni, ağzım burnum dağılmıştı. Sesimizi duyan C’nin kardeşi, beni onun elinden aldı. C birkaç arkadaşıyla bir araba ayarlamış, beni kaçıracaklardı. O sırada kardeşi beni C’nin elinden kurtarıp evlerine, kayın pederimin yanına götürdüler. Kayınpederim “Derdiniz nedir” deyip attı bir köşeye. Kimse ilgilenmedi benimle. Sonrasında kardeşim ve oğlum gelip, beni oradan aldılar. Kayın pederim C’ye, “Oğlum, F seni istemiyor zorlamanın bir anlamı yok” dedi.
‘Kızım her şeye rağmen babasını çok severdi’
- Baba eve döndükten sonra çocukların babaya yaklaşımı nasıldı?
Kızım her şeye rağmen babasını çok severdi. Kızım bir gün yanıma geldi ve bana, “Anne, babamın beni öpüşü çok farklı” dedi. “Sen yanlış anlamışsındır, baban öyle şey yapmaz” dedim. Kızım gizlemiyor yaşadığı şeyleri. Babasının kızına tacizi bir kere değil, iki kere değil. C, kızıma bu şekilde tacizleri sürdürüyor. Ben C’ye nasıl sorarım “Sen kızını taciz mi ediyorsun” diye? C, çok kötü ve ben hiçbir şey diyemiyorum. Ben hiçbir şekilde derdimi kimseye anlatamıyorum. C’den ayrılmak istiyorum. Ayrılınca neyi nasıl ispatlayacağımı da bilmiyorum. C’ye “Senden ayrılacağım” dediğimde, “Ben herkese, senin dostun olduğunu, patronlarınla yatıp kalktığını söylerim” derdi. C artık beni ‘namus’ kavramıyla tehdit etmeye başladı.
- Bu tehditlere karşılık hiç hukuki girişimlerde bulundunuz mu?
C’nin bana karşı şiddeti gittikçe artıyor, her gün karakolluk oluyoruz. C’nin ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıyorlar. Sürekli tutanak tutup, C hakkında hiçbir işlem yapmıyorlar. C evi basıp oğlumu bıçaklıyor. Mahkemenin keyfine kalmış artık ne zaman C’yi çağırırlarsa... Beni iş yerinden silah zoruyla götürüyordu. Kızıma babasının tacizleri devam ediyor. Kızımı evden çıkarttım. Ablamlarda yaşadı bir süre… C kızına, ikimizin kızına “Senin kızın fahişedir” diyordu. Kızım babasının kendisine taciz ettiğini anlatmasaydı eğer tecavüze de uğrardı.
- Son olarak, şiddet gören kadınlara bir çağrıda bulunmak ister misiniz?
Kadınlara çağrımdır, gördükleri şiddet karşısında mücadele versinler. Korkmasınlar, sessiz kalmasınlar…
(gk)

