‘Bir çocuk umuduyla hayatı anlattım’

12:19

Zehra DOĞAN- Mizgin TABU / JINHA


 


AMED - Altın Portakal Film Festivali'nde altı dalda ödül alan filminin 31 yaşındaki yönetmeni Hüseyin Tabak ‘Güzelliğin On Par Etmez' filmini bir çocuğun gözüyle anlattığına dikkat çekerken, “Çaresiz zamanların tek dostu umuttur. Ben de elimden geldiğince çocuğun yaşama bağlılığını, umudunu işledim” diyor.


Hüseyin Tabak, kısa ve uzun metrajlı başarılı filmleriyle kendisinden söz ettiriyor. Son olarak ‘Güzelliğin On Para Etmez’ filmini çeken yönetmen Hüseyin, filmine büyük ilgi görüyor. Filminde, Bölge’den Avusturya’ya göç eden bir aileyi, 12 yaşındaki çocuğun gözünden anlatıyor Hüseyin. Genç yönetmenin, sosyal temalı ‘Güzelliğin On Para Etmez’ filmi bu yıl 49.’su düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film', 'En İyi Senaryo', 'En İyi Erkek Oyuncu', 'En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu', 'En İyi Kurgu' ve 'Behlül Dal Jüri Özel Ödülü'nü alarak 6 dalda ödüle layık görülüyor. Hüseyin Tabak, son filmi ‘Güzelliğin On Para Etmez’e ilişkin JINHA’ya konuştu.


Yönetmen Hüseyin Tabak, iki yıl önce klip çekimi için Maraş’ın bir köyüne gittiğinde, klibin başrolünde oynattığı çocuğun gerçek hikayesinden etkilenerek ‘Güzelliğin On Par Etmez’ filmini yazıyor. Filmin senaryosundan söz eden Hüseyin, çocuğunu Almanya’ya yanına almak için dört yıl vize işlemleriyle uğraşmasına rağmen çocuğunu yanına alamayan anneyi anlatıyor. Küçük çocuğun Almanya’da güzel bir yaşam hayalleri olduğunu dile getiren Hüseyin, “Ben Almanya’ya döndüğümde kendimi o çocuğun yerine koymaya çalıştım. Şimdi bu çocuk buraya gelse, hangi problemlerle karşılaşır diye düşünmeye başladım. Dil problemi var. Geldiğin ülkede yaşadığın sorunları da beraberinde getirme problemi var. Bir de Âşık Veysel’i de beraberinde götürüyorsun” diyor.


‘Filmimi umut dolu bir çocuğun izlenimleriyle kurguladım’


Çocuk gözünden bir film yapmak için onun gözünden bakmak gerektiğini ifade eden Hüseyin, “Yaşananları, Almanya’da kaçak çalışan anne, babanın gözünden de anlatabilirdim. Fakat, ben çocuğun hayatında kalan izleri düşündüm. Filmi de bunun üzerine kurguladım” diyor. İnsanların çaresiz zamanlarında tek dostunun umut olduğunu altını çizen Hüseyin Tabak, filmde asıl olarak umuda yer verdiğini, yaratılan karakterin de hep bir umut için mücadele verdiğini kaydediyor. Hüseyin Tabak, ‘Güzelliğin On Para Etmez’ in baba karakteri için ise şu ifadelere yer veriyor:


“Seyirci izlerken, babanın önceki hayatında gerilla olduğunu düşünmüyor. Böyle sahneler çok basit yapılmaz.  İzlerken o sahnenin içine girmeniz gerekir. Babanın önceki tavrı sert oluyor. Çünkü bu adam bir şeyler yaşamış. Geçmişinde bir şeyler olmuş, dağdan inmiş, hapiste yatmış işkencelerden geçmiş, tepkisi etrafındakilere karşı sesiz ve serttir.”


‘Türkiye, tarihinde şeffaf olmalı’


Babanın sert olmasına rağmen, çocuğun babasının yumuşak bir tarafından bakarak ilişki kurabilmeyi başardığını söyleyen Hüseyin, aslında gerçek yaşamda da bu duygunun yaşandığını dile getiriyor.


Hüseyin ayrıca, yıllardan beri gündemde yerini koruyan Kürt Sorunu’na da değinerek, “Barışın gelmesini isteyen herkes bir şeyler yapmalı” diyor. Türkiye tarihinde yapılan katliam ve kırımların da zaferler gibi tarih derslerinde anlatılması gerektiğini belirten Hüseyin, sözlerine şöyle devam etti:


“Biz Almanya’da okula giderken, beşinci sınıf tarih dersinde hocalarımız ‘Biz, altı milyon Yahudi’yi öldürdük diyorlardı. Böyle bir açılımın ve şeffaflığın Türkiye’de de olması gerekiyor. ‘1970’de biz Kürt köylerini boşalttık. Kürtleri Türkleştirmeye çalıştık’ diyerek, gerçekleri ifade etmeleri gerekiyor.”


Kamera: Mizgin Tabu


Foto: Zehra Doğan


(zd/gk)