Almanya’daki eşcinsel parlamenter Taş: Kimliğini sahiplenmek çok önemli
11:56
Hülya ADIYAMAN
ALMANYA - Etnik kökeni Kürt, cinsel kimliği eşcinsel olarak Almanya Parlamentosunun ilk milletvekili olan Hakan Taş, “Türkiye’de ve Kürdistan’da eşcinsel kimliğiyle örnek teşkil eden çok az insan var. Fakat bunlar, kendilerini açıklamada çok büyük zorluklar çekiyor. Dolayısıyla benim cinsel kimliğimi açık olarak yaşıyor olmam, onlara cesaret verecektir. Artık, daha fazla insan, kendi kimliğini sahiplenecek, bu cesareti kendinde bulacaktır” diyor.
Alman doktor ve seksolog Magnus Hirschfeld 1914 yılında yayınladığı Kadınların ve Erkeklerin Eşcinselliği adlı yapıtında, siyasal, politik ve sosyal mevkilerdeki kadın ve erkek eşcinsellerin kimliklerini açıklamasının öneminin altını çizmişti. Magnus Hirschfeld, bu adımın parlamenterleri ve toplumu eşcinsellik ve eşcinsel hakları lehinde etkileyebilecek önemli bir kilometre taşı olduğunu savunmuştu. Naziler iktidara geldiklerinde Almanya’da yaklaşık 1 milyon eşcinsel vardı. Naziler eşcinselleri Ari ırkının üstünlüğüne zarar verecek insanlar olarak gördüklerinden, bu cinsi suç kapsamına almışlardı. Binlerce eşcinsel, cinsel kimliklerinin karşıtı olan yasalar nedeniyle gözaltına alındı. Çoğu tutuklandı. Binlerce eşcinsel, gönderildikleri toplama kamplarında açlık, dayak ve işkence sonucunda yaşamını yitirdi. Eşcinseller kolaylıkla tanınmaları için pembe birer üçgen ile damgalandı. Nazilerin son bulmasının ardından, Almanya, uzun bir süre bu zulmü yok saydı. Bu konu 1985 yılından sonra Doğu Almanya’da gündeme gelmeye başladı. Berlin’de katledilen eşcinseller için bir anıt açıldı. Alman Hükümeti, 2002’de Nazilerin eşcinsellere yönelik zulmünden dolayı resmen özür diledi. Eşcinseller, hala dünyanın her yerinde çeşitli dernek, sivil toplum örgütü ve inisiyatifler bünyesinde cinsel kimliklerinin tanınması için, mücadele etmekte. Hollanda’da da birçok haklarını elde eden eşcinseller, Almanya’ da da yasal düzenlemeler için parlamentoda yer almakta. Hakan Taş da bu parlamenterlerden yalnızca biri. Etnik kökeni Kürt, cinsel kimliği eşcinsel olarak Almanya Parlamentosunun ilk milletvekili olan Hakan Taş ile, Almanya’ da ve Türkiye’ de ki eşcinsellerin sorunları ve bu sorunların çözüm yollarına ilişkin görüştük.
‘Evlat edinme hakkımız yok!’
- Almanya hükümetinin ve toplumunun eşcinsellere yaklaşımı nasıl?
Almanya Avrupa Birliği (AB) ülkesi ve her Avrupa Birliği ülkesinde dışlanmayı önlemeye yönelik yasalar mevcut. Bu dışlanmayı önleyen yasalar Almanya’da da geçerli. Her ülkenin hayata geçirmesi gereken yasalar. Her şeyden önce insanlar kimliklerinden dolayı dışlanamıyorlar. Dışlandıkları takdirde bu suç teşkil ediyor ve devlet bu suçu takip etmek zorunluluğu içerisinde. Onun ötesinde Almanya da yüz 50 yılı aşkın bir eşcinsel hareketi mevcut. Cinsel bilimciler eşcinsellik üzerine araştırmalar yapmışlar. Her şeyden önce cinsellik tabu olan bir konu değil. Örneğin Almanya’da bir dış işleri bakanı eşcinsel olabiliyor. Hür Demokrat Partiden Guido Westerwelle. Eşcinsel kimliğini gizlemeyen şu an Almanya’nın dış işleri bakanı olan biri. Almanya eyaletlerden oluşuyor. Berlin Eyalet Başbakanı Klaus Wowereit, Almanya Sosyalist Demokrat Partiden (SPD) yine eşcinsel olduğunu gizlemeyen başbakanlarından birisi. Bunun örnekleri oldukça fazla. Toplum, eşcinsellerin varlığından haberdar. Eşcinseller kendilerini gizlemiyorlar. Kendilerini açık ve net bir biçimde ifade edebiliyorlar. Dernekleri var. Polis baskısından mağdur değiller. Türkiye ile kıyaslandığında daha özgürler. Eşit haklara sahipler mi? Maalesef tam olarak eşit haklara sahip değiller. Örneğin eşcinsel evlilik hakkı değil eşcinsel birliktelik hakkı mevcut. Evlendirme dairelerine gidiyorsunuz fakat evlilik olarak geçmiyor, resmi birliktelik olarak geçiyor. Eşcinsel çiftlerin evlatlık edinme hakları hala mevcut değil. Dolayısıyla yasal bağlamda hala eşitsizlikler var. Fakat bu yönde çalışmalar hem eşcinsel örgütlerinin hem de siyasetle uğraşan politikacıların bu yönde çalışmaları var. Umuyorum ki önümüzdeki yıllarda tam eşitliği sağlamış oluruz.
- Almanya meclisinin kapıları tarihte tam olarak ne zaman eşcinsellere açıldı?
‘Tarihte eşcinselliğini açıklamış olan bir milletvekili var mı?’ diye düşündüm. Ama tahmin ediyorum ki 90’lı yılların başındaydı. Eşcinselliğini açıklayan Yeşillerden bir milletvekili arkadaşımızdı. Eşcinsel kimliğini gizlemeden federal parlamento da yer alan ilk eşcinsel milletvekili oydu. Ardından eyalet parlamentolarında eşcinseller yer almaya başladı. Cinsel kimliğini hiçbir şekilde gizlemediler. Ardından hükümet içinde yer alan kişiler eşcinselliklerini açıklamaya başladı. Dışişleri bakanı, eyalet başbakanları cinsel kimliklerini gizlemediler. Dolayısıyla 90’lı yıllarla beraber Almanya’da eşcinseller cinsel kimliklerini saklamadan siyaset içinde yerlerini almaya başladılar.
‘Seçimlere eşcinsel kimliğimle girdim’
- Milletvekili olmanızda eşcinsel kimliğinizin rolü oldu mu?
Eşcinsel hareket içerisinde 1985’ten sonra yer almaya başladım. İlk olarak Türkiye’ye yönelik çalışmalar yaptım. Türkiye’de ilk ‘Eşcinsel Onur Günü’ yürüyüşü hazırlıkları tertip komitesi içerisinde ben de vardım. Sivas Katliamı’ nın yaşandığı döneme denk geldiğinden dolayı 1993 yılında Tansu Çiller Hükümeti tarafından yasaklandı. Yasaklanmasının hemen ardından Türkiye’ye gelen tertip komitesi içerisinde yer alan ben de tutuklandım. Türkiye vatandaşıydım ve yurtdışı edildim. Yasalara aykırı davranmaktan, Türkiye kimliği taşıyan bir Türkiye vatandaşını bu ülkeden yurt dışı edilebiliyor. Bu sistem, o yılda da mevcuttu bu yılda da mevcut. Daha sonra Almanya’da göçmen yönetici politikalarıyla ilgilendim ve bu alanda uzmanlaştım. Aynı zamanda içişleri politikası ve anayasayı koruma politikaları üzerine de çalışmalarım olduğundan dolayı eşcinsel kimliğimden çok bu alanda yaptığım çalışmaların önemi büyük bir rol oynadı siyasette girmemde. Yaklaşık 8 yıl Berlin eyaletinde göç ve uyum konseyinde yer aldım. Senatörün başkan yardımcısıydım. Yaptığım çalışmalar tahmin ediyorum etkili oldu. Kendi partimde seçimlere eşcinsel kimliğimle girdim. Eşcinsel olduğum zaten biliniyordu. Fakat eşcinsel olmamın herhangi bir etken olduğunu düşünmüyorum. Eşcinsellik, seçilme veya seçilmeme yönünde her hangi bir etken değil. Eşcinsel kimliğimizden dolayı mecliste yapılan bu türdeki çalışmaları destekliyoruz. Bu yönde partimizin içerisindeki eşcinsellere dönük çalışma yapan grubun içinde yer alıyorum. Sonuçta eşcinsellerin eşit haklara sahip olması için özellikle biz eşcinsellere çok büyük önemli görevler düşüyor. Sadece eşcinseller değil tüm siyasetçiler toplumda yaşayan insanların eşit haklara sahip olabilmesi için çalışmalar yapmalı. Bu bütün politikacıların görevidir. Sadece eşcinsel kimliği olan politikacıların değil.
- Bir Kürt eşcinsel olarak parlamentoda nasıl karşılandınız?
Bu Almanya’da çok büyük bir rol oynamadı. Büyük sevinç gösterileri olmadı. Fakat açık kimliğini gizlemeyen bir Kürt eşcinseli olarak dünya genelinde ilk kez bir meclise girebilen kişi unvanına sahip olmam, hem Kürdistan’da, hem Türkiye’de, hem de Ortadoğu da yaşayan eşcinseller açısından olumlu bir gelişme. En azından eşcinsellerin belli görevlere gelebileceğini arkadaşlarımız görüp cesaret kazanabilir. Türkiye’de ve Kürdistan’da eşcinsel kimliğiyle örnek teşkil eden çok az insan var. Çok az, tanınan belki bilinen eşcinseller mevcut. Fakat bunlar kendilerini açıklamada çok büyük zorluklar çekiyor. Dolayısıyla benim cinsel kimliğimi açık olarak yaşıyor olmam, onlara cesaret verecektir. Daha fazla insan kendi kendini sahiplenecektir. Daha fazla insan kendi kendini gösterme cesaretini bulacaktır. Bu açıdan önem teşkil ediyor. Ama daha çok Türkiye ve Kürdistan’da önemli bir rol kazandı. Milletvekili olarak seçilmiş olmam, Almanya’da o kadar önemli değildi. Medyada yer aldı fakat Türkiye’de ya da Kürdistan’da ki sesi Almanya’da getiremedi.
‘Türkiye’ de BDP’ de, eşcinselleri programına aldı’
- Eşcinsellerin parlamento da yer alması nasıl bir değişime sebep oldu?
Toplumda görünürlük çok önemlidir. Kadınların varlığı, sendikacıların varlığı, eşcinsellerin varlığı, Alevilerin varlığı, Kürtlerin varlığı bir toplumda yaşayan insanların hepsini var olma hakkının olduğunun toplumun tümünün kabul etmesi gerekiyor. Bu yönde çalışmalar yapılması gerekiyor. Toplumun her konuda aydınlatılması gerekiyor. Her şeyden önce cinselliğin genel anlamda tabu olmaktan çıkması gerekiyor. Cinsellik yönünde insanların özgürlüğünün kısıtlanmaması gerekiyor. Zaten toplumu bilgilendirdiğimizde cinsel kimlikler üzerine de konuşmaya başlıyoruz. Cinsel kimlikler üstüne konuştuğumuzda da eşcinseller, trans bireyler, biseksüeller ya da aseksüeller üzerine konuşabiliyoruz. Eğer eşit haklar istiyorsak LGBT örgütleri ya da bireyleri olarak her şeyden önce kendi kendimizi kabullenmemiz gerekiyor. Çalışmalarda eğer kendi kendinizi gösteremiyorsanız, kendinizi ön plana çıkarıp var olduğunuzu haykırmıyorsanız, toplum sizi zaten kabul etmez. Ondan dolayı da siyasetçilerin çok önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Her şeyden önce kendi kendini sahiplenen, kendi cinsel kimliğini gizlemeyen haykıra bilen yaptığı çalışmalar içine kendi kimliğine yer veren siyasetçilerin varoluşu eşcinsel hareketi için çok önemli. Bu siyasetçi arkadaşlarımızın günümüzde var olması da, biz hareket olarak bir adım daha ileri getirir.
- Türkiye ve Almanya’nın eşcinsellere bakış açısını kıyaslayacak olursak, nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?
Türkiye ve Kürdistan’da eşcinsel hareket çok yeni, kat edilmesi gereken yolun başlarındayız. Daha çok yapılması gereken iş var. Daha çok sivil toplum kuruluşlarının oluşmasına ihtiyaç var. Örneğin bugün Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya yada Bursa gibi kentlerde eşcinsel örgütleri mevcut. Fakat bugün Kürdistan’da ilk kez Amed’de HEBUN diye bir inisiyatif kuruldu. Bu arkadaşların var olması, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bilgi paylaşımları yapması çok çok önemli. Diğer eşcinsel arkadaşlarımızın, bu bölgede yaşayan gizlenen baskı altında kalan insanların bu arkadaşlarımızın var oluşlarından haberdar olmasında ajansların, dergilerin, televizyonların rolü çok önemli. Sürekli ön plana taşımamız gerekiyor. Her şeyden önce eşcinsellerin toplum içinde var olduğunu sürekli insanlara aktarmamız lazım. Sivil toplum kuruluşlarına da bu bağlamda çok büyük görevler düşüyor. Eminim HEBUN da kendi üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirecektir. Bu örgütlerle daha ileri gideceğiz. Belki günün birinde Almanya yada Avrupa’da ki eşcinsellerin sahip olduğu haklara Türkiye ve Kürdistan’da da sahip olacağız.
- Türkiye Meclisinde bir eşcinsel milletvekili olsa, bu nasıl bir etki yaratır?
Türkiye meclisinde eşcinseller mevcut. Diğer branşlarda ki gibi siyasetçi olmak, eşcinsel olamamak anlamına gelmiyor. Açık bir eşcinselin TBMM’de yer alması, maalesef şu gün itibariyle erken. Keşke zaman olarak erken olmasa keşke birisi o cesareti gösterip sadece cinsel kimliğini kendisi içinde saklamasa toplum içerisinde bunu haykırabilse. Geçmişte baktığımızda eşcinsellik genel olarak mecliste gündem de bile yer almıyordu. Şimdi en azından eşcinselliği eşcinsel hakları trans bireylerin haklarını gündeme taşıyan farklı partilerden milletvekili arkadaşlarımız var. En azından bizim sorunlarımızı meclise taşıyorlar. Soru önergeleri veriyorlar. Bu konuda bazı partiler, örneğin BDP’nin parti programında eşcinselleri de gündeme getiriyor. Eşcinsellerinde eşit haklara sahip olması gerektiğini gündeme getiriyor. Bu da büyük bir gelişme. Ama inanıyorum ki ileriki dönemlerde, özgürlüğün var olduğu bir Türkiye’de, özgürce çalışılabilecek ortamın yaratıldığı millet meclisinde, eşcinsellerde kendi kimliği ile yerini alacaktır.
Hakan Taş kimdir?
1966 yılında Erzincan da doğdu. Bir göçmen ailesinin çocuğu olarak, 14 yaşında Almanya’nın Münih şehrine, sonrasında Berlin’e göç etti. Öğrenimini Berlin’ de sürdürdü. Uzun bir süre gazetecilik yaptı. Almanya’da ki Sosyalist Parti üyesi olarak, siyasal çalışma yaptı. Ardından Sosyalist Parti, iki Almanya’nın birleşmesinden sonra yeni bir oluşumla birleşerek Dle Linke sol parti adını aldı. Bu partiden de geçtiğimiz seçimlerde 18 Eylül 2011’de yapılan seçimlerde milletvekili seçildi.
Fotoğraf – Kamera: Hülya ADIYAMAN
JINHA
(ha/hp)

