‘Bu fedaice eylemin nedeni, bizleriz’

17:53

 


JINHA


AMED – Açlık grevlerinin 68. gününde sonlandırılmasıyla DTK’da yapılan basın açıklamasında konuşan Gültan Kışanak, “Bizler şimdiye kadar çok güçlü bir direnişle çözümün önünü açabilmiş olsaydık, cezaevlerinde böylesine fedaice, ölümü göze alan bir direniş başlamayacaktı. Açlık grevindeki arkadaşlarımız, sadece Sayın Abdullah Öcalan’ın sözlerini esas alarak açlık grevine son verdiklerini söyledi” derken, Sırrı Süreyya Önder ise yaptığı konuşmayla, tutsakların teşekkürlerini iletti.


68 gündür 72 cezaevinde devam eden açlık grevleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla sona erdirildi. Abdullah Öcalan’ın çağrısına olumlu karşılık veren tutuklu ve hükümlüler, bugün itibariyle hekimler kontrolünde tedavi görmeye başladı. Bu yeni gelişme demokratik kamuoyunda büyük bir sevinç yaratırken, BDP ve DTK yapılan basın açıklamasıyla son durumu değerlendirdi.


‘Cezaevlerinden çıkan karar, rahat bir nefes almamızı sağladı’


68 gündür cezaevlerinde devam eden açlık grevinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın açlık grevi eyleminin sonlandırılması çağrısı üzerine bitirilmesinin ardından Demokratik Toplum Kongresi (DTK)’de basın açıklaması yapan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, “Bugün cezaevlerinden gelen açıklamalar, verilen kararlar hepimizin rahat bir nefes almasına vesile oldu” dedi. Açlık grevindeki tutsakların gerekli tedavilerin yapılmasını kabul ettiğini ve tedavinin yapılmaya başlandığını dile getiren Gültan, tutuklu ve hükümlülerin Abdullah Öcalan’ın yaptığı açıklamanın kendileri için esas olduğunu, bu açıklamaya ve çağrıya karşılık bugün itibariyle eylemlerini sonlandırdıklarına dikkat çektiklerini söyledi. Gültan Kışanak, açlık grevini sonlandıran tutuklu ve hükümlülerin BDP, DTK, BDP Blok bileşenleri, Türkiye demokratik kamuoyu ve bu sürece katkısı olan herkese teşekkür ettiklerini kaydetti. Cezaevlerinde devam eden açlık grevi eylemlerinde yerine getirilmesi istenilen taleplerin gerçekleştirilmesi için destek amaçlı, BDP ve DTK’nın ortaklaşa yaptığı açlık grevinin amacına ulaştığını belirten Gültan, “Biz de arkadaşlarımızla yaptığımız değerlendirme sonucunda açlık grevini bugün itibariyle sonlandırma kararı aldık” dedi.


‘Direnen, dua eden, bir söz söyleyen, yazı yazan herkese teşekkürler’


68 gün devam eden cezaevi direnişinin Türkiye’nin siyasal tarihinde, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde önemli bir direniş, tarihsel süreç olarak yerini aldığının altını çizen Gültan Kışanak, şöyle konuştu:


“Bu süre içerisinde hem siyasal hem de insani ve vicdani olarak kendisini sorumlu hisseden milyonlar ayağa kalktı, mücadele etti, direndi. ‘Bu talepler bizim de taleplerimizdir’ diyerek savundu. AKP Hükümetinin, başbakanın bütün olumsuz yaklaşımlarına, tahrik edici, önemsizleştiren, itibarsızlaştırmaya çalışan yaklaşımlarına karşı Kürt Halkı, Türkiye Halkı, Türkiye’nin demokratik güçleri, vicdani ve insani yaklaşımı olan herkes bu mücadeleyi ve bu talepleri sahiplendi. Herkes, çok görkemli bir direniş ortaya koydu. Sokakta polisin bütün terörüne rağmen, AKP Hükümetinin verdiği talimatlarla polisin yaptığı saldırılara rağmen güçlü bir direniş, her geçen gün büyüyerek devam etti. Bizlerin uzun yıllardır mücadelesini verdiği Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemlerle çözülmesi, diyalog ve müzakerenin mutlaka sağlanması yönündeki çabalarımız, artık milyonların çabası haline gelmiştir. Ben bu vesileyle bu süreçte emeği geçen, mücadele eden, direnen, bir söz söyleyen, yazı yazan, dua eden herkese buradan teşekkürlerimizi sunuyorum.”


Açlık grevinin bitmesinin bütün sorunları çözmediğini, Kürt sorununun hala Türkiye’nin en öncelikli sorunu olarak gündeminde yerini koruduğuna değinen BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, 68 gündür devam eden direnişin, çabaların daha görkemli bir şekilde devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Gültan, bu süreçten sonra taleplerin gerçekleşmesi, Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemlerle çözülebilmesi için bir müzakere sürecinin vakit geçirilmeden başlaması için büyük bir çabayı, özveriyi ve mücadeleyi ortaya koyacaklarını ifade ederek sözlerine şöyde devam etti:


“Bütün bu gelişmeler şunu bir kez daha açıkça göstermiştir ki, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan önemli, kritik, kilit bir role sahiptir. Diyalog ve müzakerenin acilen başlaması, kendisinin de özgürlük, sağlık ve güvenlik koşullarına kavuşarak bu müzakereleri yürütebilecek koşullarda olması gerekiyor. Şimdiye kadar Kürt halkı çok çeşitli defalarda bu konuda irade beyanında bulundu. Siyasal tutumunu, iradesini açıkladı, imza kampanyaları yaptı. Ancak bu 68 günlük direniş süreci de bir irade beyanıdır. Sayın Öcalan’ın Kürt halkı tarafından önder olarak kabul edildiği ve müzakerelerin kendisiyle yapılması, müzakereleri yapabilecek koşullara sahip olması yönünde çok güçlü, milyonların sahiplendiği bir irade beyanıdır. Bu nedenle biz hükümetin de devletin de bu irade beyanına saygı göstermesi, dikkate alması gerektiğini ve bundan sonra olumlu bir gelişmenin, olumlu bir sürecin önünü açabilecek adımlar atılması gerektiğini ifade ediyoruz.”


‘Açlık grevi eylemi, fedaice bir eylemdir’


Gültan Kışanak, cezaevlerinde 68 gün devam eden açlık grevi eylemini ‘fedaice, ölümü göze alan bir direniş’ olarak değerlendirirken, bu eylemin sebebi olarak kendilerinin, çözümün önünü açacak güçlü bir direnişi olmamasını gösterdi. Artık vakit kaybedilmemesi gerektiğini söyleyen Gültan, “Bu mücadeleyi en güçlü şekilde yürütüp, barışın, çözümün önünü açacak, demokratik siyaseti güçlendirecek, diyalog ve müzakerenin başlatılabileceği koşulları yaratacak bir mücadele ve direniş içerisinde olacağız” dedi.


‘Talepler son derece halkı, siyasi ve meşru taleplerdir’


68 gün boyunca devam eden açlık grevlerinin bir ölüm yaşanmadan sonuçlanmasından büyük sevinç duyduklarını ifade eden DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, “Kürt halkının fedakar evlatları, Türkiye’de devrimci tutsaklar, Türkiye demokrasi tarihinin bir direniş sayfasına not düştüler. Biz, bu onurlu, yüreklice kararı gösteren tüm tutsakları selamlıyoruz” dedi. Aysel Tuğluk, tutsakların bu eylemi kendi konforları için değil, son derece siyasi, haklı ve meşru talepler çerçevesinde başlattıklarını ifade etti. Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla açlık grevi eylemlerinin sonlandırıldığını dile getiren Aysel, kendilerinin her fırsatta çözüm adresi olarak Abdullah Öcalan’ı göstermelerine rağmen, Öcalan’ın asıl rolünün görülmediğine işaret etti. Aysel Tuğluk, açlık grevlerinin sonlandırılmasının da Abdullah Öcalan’ın çözüm noktasındaki rolünü oynamasıyla ilgili olduğunu dile getirdi. Ayrıca Aysel, Türkiye toplumu ve Türkiye  Devleti’nin demokratik çözüm sağlamak için Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, iletişim imkanlarının sağlanması ve müzakere sürecinin başlatılması gerektiğini kaydetti.


‘Kürt sorunun barışçıl çözüm koşulları olgunlaşmıştır’


Açlık grevlerinin bitirilmesiyle aslında demokrasi isteyen herkese bir mesaj verildiğini ifade eden Aysel Tuğluk, “Bizler, bu mesajın doğru algılanmasını ve açlık grevinin barışçıl sürecin önünün açılmasına vesile olmasını diliyoruz” dedi. Bundan sonra, sorunların barışçıl süreçlere evrilmesi için mücadelelerini büyüterek sürdüreceklerine vurgu yapan Aysel, şöyle devam etti:


“Büyük bir direniş ortaya konulmuştur. Bir kamuoyu yaratılmıştır ve bu yaratılan çözüm iradesi üzerinden yeni başlangıçlar yaratabiliriz. Yeni bir sürecin başlangıcı haline getirebiliriz. Mevcut yaklaşım, iktidarın mevcut politikaları, izlediği askeri yöntemler çözümsüzlüğü daha da derinleştiriyor ve karşılıklı olarak acılar, can kayıpları yaşıyoruz. Buna son verilmesi gerekiyor. Kürt sorunun barışçıl çözüm koşulları olgunlaşmıştır. Kürt halkının değerli evlatlarının ortaya koyduğu irade bunun en büyük göstergesidir. Açlık grevleri ile ortaya konulan iradeyi, bunun bir çığlığı olarak görmek gerekiyor. Bu anlamda en büyük sorumluluk AKP iktidarına düşüyor. Artık çözümsüzlükte ısrar, savaşta ısrar cinayettir. Bu sorunun bir an önce çözümü için bir proje ortaya konmalıdır, bir çözüm programı sunulmalıdır.”


 


Cezaevleri: ‘İkinci teşekkürümüz, vebalimizi alıp yükümüzü hafifletenleredir…’


“Açlık grevleri karşısında tek bir tını duyamadık” diyen BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, son bir haftada Diyarbakır sokaklarında sadece beş dakika gezerek gerçekleştirilen direnişi herkesin görebileceği ifadelerini kullandı. Dün gece Bakanlık izniyle cezaevlerine giderek açlık grevindeki tutsaklarla yaptıkları görüşmede tutsakların iki teşekkürü olduğunu söyleyen Sırrı Süreyya, bu teşekkürleri şöyle dile getirdi:


“Birincisi ve en önemlisi, başta Kürt halkının sahiplenme biçimiyle Kürt halkına, daha sonra onlarla dayanışma gösteren başta Türkiye halkı olmak üzere diğer halklara, sosyalist örgütlere, bilim insanlarına, sanatçılara, tüm seçilmişlere ve bu iradeye kendisini dahil eden yüz binlerce insana, mum yakana, tabak çanak çalarak tepkisini dile getirene, dükkânını kapatana, kursağından lokma geçmeyen herkesedir. Bunların içindeki en seçkin teşekkürde, okullarından eve giderken DTK’nın önünde ‘Siyasi tutsaklar onurumuzdur’ demeden geçmeyen öğrencilerin çok daha seçkin bir payı var. O borcuda bu şekilde ifade edelim. Bu konuda kalem tutan duyarlılık yaratmaya çalışan yediden yetmişe herkese teşekkür ediyoruz. Bir sürü iğrenç yaklaşım ve bu iğrenç yaklaşımların sahipleri birçok insan vebalimizi aldı. ‘Kendilerin iradesi değildir’ dediler. ‘Gizli gizli besleniyorlar’ dediler. Vebalimizi alıp yükümüzü hafiflettiler. Vebalimizi alıp kendi karanlık yüzlerini bütün insanlığa ayan beyan aşikar ettiler. Bu anlamda ironik şekilde bir teşekkürümüz de onlaradır. Onlar anlar…”


Basın açıklaması ardından, açlık grevine girenlere dağıtılan karanfiller, onlar tarafından halka ve basın çalışanlarına dağıtıldı.


(gk)


Kamera – Foto: Gülşen Koçuk