Leyla Zana, TBMM’de süresiz-dönüşümsüz açlık grevine girdi

21:20

 


JINHA


ANKARA – DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana’nın TBMM’de süresiz ve dönüşümsüz açlık grevine başladığını açıkladı. Leyla Zana’nın sağlık durumunun kötü olmasına rağmen greve girdiğini dile getiren Ahmet Türk, “Sayın Başbakan’ın bu tahrik edici üslubu, gün geçtikçe umutlarımızı azaltıyor. Sayın Başbakan çok iyi bilsin ki, bizim rejime ihtiyacımız yok. Nefsimizi düzeltmeye yönelik bir ihtiyacın içinde değiliz. Yıllardan beri verdiğimiz mücadele ile kendimizi ispatlamışız. Halkımızın demokratik taleplerini gündeme getirmekten ve tartışmaktan, bu taleplerin yerine getirilmesi için bedel ödemekten çekinmeyeceğiz” dedi.


 


Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’nın cezaevlerinde devam eden açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülere destek vermek amacıyla, akşam saatlerinde Meclis’teki odasında açlık grevine başladı.  DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, BDP Milletvekilleri İbrahim Bilici ve Altan Tan ile birlikte basın toplantısı düzenleyen Leyla Zana, süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladığını açıkladı.


‘Sağlığı iyi olmadığı halde, açlık grevinde’


TBMM’ de düzenlenen basın toplantısında Ahmet Türk, Leyla Zana’nın süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladığını belirterek şunları söyledi:


“Sayın Leyla Zana, süreci tıkamaya yönelik bin mantıkla açlık grevine başlamış değildir. Tam tersine sürecin kolaylaşması, diyalog ortamının oluşması için bugün açlık grevine girme kararı aldı. Sayın Leyla Zana Meclis’e mesaj vermek, topluma mesaj vermek için Meclis’teki odasında sürdürme kararı aldı. Bizler de arkadaşlarımızın aldığı kararı saygı duyuyoruz. Leyla Hanım’ın sağlığı iyi değil. Bu sağlık nedenlerinden dolayı kendisinin girmemesini istedik, arkadaşlarımızla rica ettik. Kendisi kararlı olduğunu ifade etti. Kararına saygılıyız.”


‘Bedel ödemekten çekinmiyoruz’


Milletvekili Ahmet Türk, Başbakan Erdoğan’ın açlık grevleri ile ilgili ‘hakaret ve tehditlerine’ de cevap vererek, şunları kaydetti:


“Açlık grevleri 64. gününe girdi. Mevcut talepler dışında, açlık grevlerinin en önemli en temel talebi, bu ülkede kör şiddetin ortadan kaldırılması, demokratik zeminde siyasetin yapılması ve demokratik zeminde Kürt sorunun tartışılması ve çözüme kavuşmasıdır. Ancak maalesef, siyaset dili bu açlık grevlerini durdurmaya yönelik değil. Tam tersine tahrik edici bir dil, bir üslupla yönetilmektedir. Oysaki bugün bu açlık grevleri karşısında herkesin üslubunu düzelterek, çözüme katkı sunacak, açlık grevlerinin bitirilmesine katkı sunacak bir tavır alması gerekirdi. Özellikle Sayın Başbakan’ın bu tahrik edici üslubu, gün geçtikçe umutlarımızı azaltıyor. Sayın Başbakan çok iyi bilsin ki, bizim rejime ihtiyacımız yok. Nefsimizi düzeltmeye yönelik bir ihtiyacın içinde değiliz. Yıllardan beri verdiğimiz mücadele ile kendimizi ispatlamışız, halkımızın demokratik taleplerini gündeme getirmekten ve tartışmaktan, bu taleplerin yerine getirilmesi için bedel ödemekten çekinmedik.”


 (hp)