NERELİSİN?

01:50

 


Hazal PEKER / JINHA


İSTANBUL – Zorunlu göç ile İstanbul’a göç eden Kürt ailelere ilişkin Başak Kültür ve Sanat Vakfı’nın 2003’ten beri sürdürdüğü ‘Nerelisin?’ adlı araştırmada yer alan Fidan Berfe Mirhanoğlu, çalışmaya katılışındaki hareket noktasına ilişkin bir anısını anlatıyor: “Sanki biz doğudan geldiğimiz için başarılı olma şansımız yok veya başarılı olduğumuzda onları şaşırtıyoruz. Bilmiyorum artık nasıl bakıyorlarsa... Hoca şöyle diyordu: “İşte bakın! Bitlisli arkadaşınız da bu kadar yüksek not alıyor. Hem de Bitlisli olmasına rağmen.”


 


Bölgede zorunlu göçe maruz kalan insanların kimisi çevre illere yerleşirken,  kimisi de uzak metropollere göç etti. İstanbul, dillerini bilmediği için olsa gerek, zorunlu göçle gelen bu misafirlerini birçok diğer konuğa sunduğu hoşgörüyü gösterememiş ve onları ‘Nerelisin’ sorusuyla karşılamıştır. Bu soruya cevap vermek zorunda kalanlar ise en çok gençler ve çocuklar olmuştur. Kendilerini bir anda tercihleri olmayan ve hiç de hazır olmadıkları bu göç içinde buluveren çocukların yaşadığı travma, varoşlarda hala devam etmektedir. Zorunlu Göçün Çocuk ve Gençler Üzerindeki Etkilerini konu alan ‘Nerelisin?’ adlı çalışması hakkında bize bilgi veren Başak Kültür ve Sanat Vakfı gönüllü çalışanı Fidan Berfe Mirhanoğlu “Bir insanın başarısını, nereli olduğuyla bağdaştıramayız” dedi. Fidan Berfe Mirhanoğlu, çalışmasına ilişkin sorularımızı yanıtladı.


-          Neden araştırma konusu olarak ‘Nerelisin?’ başlığını kullandınız?


Açıkçası ben de uzun bir zaman Türkçe’ yi doğru düzgün konuşana kadar bu soruyu cevaplamak zorunda kaldım. Neden koskocaman sınıfın içinde, nereli olduğumu söylüyorum? Bunu, sınıf fark etmeden ilkokulda, ortaokulda, hala baktıklarında Kürt olduğumu anlıyorlar ve ‘Nerelisin?’ diye soruyorlar. Çalıştığım vakıfta da çocukların sürekli bu soruyu cevaplamak zorunda kaldıklarını görünce dikkatimi çekti ve ‘Nerelisin?’ dedim.


-          Yaptığınız araştırmada kaç çocukla görüşme yaptınız ve ne kadar kişiye ulaştınız?


Açıkçası bu konu için direk bir çalışma yapmadım. Vakfın içinde gönüllü olduğum için zamanımın çoğunu vakıfta geçiriyorum. Çocuklarla birebir çalıştığım için, onlarla bunları sürekli konuşuyoruz. Daha önce cinsiyetle ilgili çalışmalar yapılmıştı. Çocuklarla orada bile konumuz belki cinsiyetti. Fakat bir şekilde soru dönüp dolaşıp ‘Nerelisin?’ e geliyordu. Nereli olduğunla ilgili cevaplar vermek zorunda kalıyorlardı. Çalışma alanımda araştırmam için gerekli mülakatı yapacak kadar çocuk vardı.


-          Bu çocuklarla yaptığınız sohbetlerde yada sizi bu çalışmaya yönelten etkilendiğiniz olaylardan birini bizimle paylaşırmısınız?


Üniversitede beraber burslu okuduğumuz bir arkadaşımız vardı. Arkadaşımızın başarısı belki iyi, belki farklı bir şeydir. Fakat başarıyı, nereli olduğuyla bağdaştırmak, nasıl bir bağlantıdır anlamıyorum. Sanki biz doğudan geldiğimiz için başarılı olma şansımız yok veya başarılı olduğumuzda onları şaşırtıyoruz. Bilmiyorum artık nasıl bakıyorlarsa... Hoca şöyle diyordu: “İşte bakın! Bitlisli arkadaşınız da bu kadar yüksek not alıyor. Hem de Bitlisli olmasına rağmen. ” Küçük bir arkadaşımın hikayesi daha vardı. O da İngilizce öğretmeniyle ilgili bir problem yaşadı. Çok iyi İngilizce biliyor olmasına rağmen, o kadar iyi olmasına rağmen, öğretmenin sürekli onunla problem yaşadığını ve sürekli “Sen zaten yapamazsın” gibi Kürt olmasını ön plana çıkartıyordu. Arkadaşım da alışmıştı artık ve “Ben yapamayacağım” diyordu. Fakat Başak Kültür Sanat Vakfı’na geldiğinde “Ben yapabilirim” demişti. Çok etkilenmiştim bu arkadaşımdan. Aslında yapabilirdi, ama ‘Kürt olduğu için yapmaz’ resmi çiziliyordu. Bilinçaltına, başarısız olması kodlanıyordu.


-          Yaptığınız araştırmalar sonucunda ulaştığınız en çarpıcı sonuç nedir?


Açıkçası hala bir çözüm yolu bulmuş değiliz, bu şartlar altında.  Ama genellikle çocukların tercihi değil, aileleri zorunlu olarak batıya göç etmişler. Fakat bu soruyu hep cevaplamak zorunda kalmışlar. Çoğu sokakta dil bilmediği için oynayamıyor ve bırakın ‘Nerelisin?’ cevabını vermesini, dil bilmiyor. Çocuk, oyun oynayamıyor. En doğal hakkı olan ve çözüm önerisi olarak umarım anadilde eğitim, anadilde sağlık olursa artık bu sorunlarla karşı karşıya gelmeyiz.


Foto – Kamera: Hazal PEKER


(gk-zd/hp)