Akademisyenler: Açlık grevi ölüm değil, hayat eylemidir
00:29
Pelin İKTÜEREN / JINHA
İZMİR – Ege Üniversitesi’nde ki akademisyenler: “Açlık grevindeki insanların taleplerini haklı, meşru buluyorum. Bu eylemin varoluşsal bir eylemdir. Ölüm değil, hayat eylemidir. An azadi! An azadi! diyorlar. Ya özgürlük, ya ölüm değil! Bunları duymazdan gelmeyi, vicdansızlık olarak görüyorum. Vicdansızlık, bir toplumda hüküm sürdüğünde, toplumun başına gelecek her şey kaygı vericidir. Vicdansızlık, zulmü doğuruyor. Zulüm, şiddeti… Ben, bu toplumun bu kadar acıya, bu kadar ölüme izin verecek kadar vicdansız olduğuna inanmak istemiyorum. Birileri açlıktan ölüyor ve lütfen rahat uyumayın. Acele, acele bir şeyler yapmak lazım.”
Cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren PKK ve PAJK’lı tutuklu ve hükümlülere, dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden, her kesimden, her yaştan insan destek vermeye devam ediyor. Eylemin 59. günün de, açlık grevlerine ilişkin bir değerlendirmede Ege Üniversitesinde ki akademisyenlerden geldi.
‘Umarım cezaevlerinden ölüm çıkmadan, sorun çözülür’
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Tolga Çelik: Açlık grevleri hala pek çok kesim tarafından gündemde olmaması üzücü. Hükümetin artık bu insanların haykırışlarına bir karşılık vermesi ve bir çözüm üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Oradaki insanların ne demeye çalıştıklarının farkında değil hala birçok kişi. Açlık grevlerinin olması gereken düzeyde gündemleşmemesin de ki en büyük pay medyadan kaynaklanıyor. Medya halkı yönlendiriyor. Medya, spotu nereye tutarsa insanlar oraya ilgi gösteriyorlar. Umarım, en kısa zamanda talepler kabul edilir ve bu açlık grevleri son bulur. Kimse ölmeden, cezaevlerinden ölüm çıkmadan, sorun çözülür.
‘Destekleyen, desteklemeyen herkes, açlık grevini görünür kılmalı’
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi İlknur Gürses: Açlık grevleriyle ilgili söyleyebileceğim en bariz şeylerden birisi şu, insanların herhangi bir şekilde inandıkları bir şey ile ilgili bir eylemde bulunmaları veya bir grevde bulunmaları benim için etnisite veya cinsiyetten, dilden bağımsız bir şey. Bir şekilde görünür olmak için eğer bu çabanın içine girdiyse insanlar, bunun görünür kılınması esastır. Bu yüzden insanların ses çıkarması veya bunu desteklemesinde ideolojik olarak hata görmek, bunu yapan insanların herhangi bir şeye ihanet ettiğini düşünmek, benim için sağlıklı bir düşünce veya bakış açısı değil. Her gün, herkesin, her türlü ideolojiden veya fraksiyondan insanın biber gazı yediği bir ülkede, insanların herhangi bir şekilde sağdan sola tüm yelpazede bir şey savunurken, kendi bedenini de buna dahil etmesi gayet üzücü. Öte yandan Başbakan’ın Almanya’da aynı gün ‘Türkiye’de açlık grevi yok’ derken, Adalet Bakanlığı’nın Müsteşarı’nın çıkıp ‘Evet burada açlık grevi var’ demesi de, aslında resmi ideolojinin bu eylemle ilgili ne kadar çok sorununun olduğunu da gösterir. Tüm bu grevi destekleyen veya desteklemeyen herkesin, buna karşıt olan herkesin, bu grevi görünür kılması esastır. Çünkü bir gün aynı şey, senin de başına gelebilir. Bazen inandığımız şeyler birbirinden çok farklı olabilir. Ama temelde, şuan çok daha başka bir ideolojiye karşı tüm ülke savaş veriyor.
‘An azadi! An azadi! diyorlar, ‘Ya özgürlük, ya ölüm’ değil!
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doç. Dr. Zerrin Kurtoğlu: Bu vicdani bir mesele. Açlık grevindeki insanları, onların iradesini görmezden gelemeyiz. Sanırım onlar da hala yaşadıklarını bilmemizi istiyorlar. Açlık grevindeki insanların taleplerini haklı, meşru buluyorum. Ayrıca zamanında bu talepler yerine getirilmiş olsaydı, zaten açlık grevindekilerin çoğu da cezaevinde olmayacaktı. Bu yüzden bu eylemin varoluşsal bir eylem olduğunu, ölüm değil hayat eylemi olduğunu düşünüyorum. An azadi! An azadi! (Ya özgürlük! Ya özgürlük!) diyorlar. Ya özgürlük, ya ölüm değil! Onların sesini duymazdan gelmek, onların ölümüne göz yummak demek. Aslında onlarla aynı çaresizliği yaşıyorum. Onların bedenlerinden başka iradi olarak tasarrufta bulunabilecekleri hiçbir şey yok. Benim de, onların haklı talepleri hepimiz için görünür hale getirmeye çalıştıkları iradelerine saygı duyup, iktidarı onları duymaya, taleplerini gerçekleştirmeye zorlamaktan başka çarem yok. Çünkü taleplerinin gerçekleşmesi için, kamusal desteğe ihtiyaçları var.
‘Birileri açlıktan ölüyor. Rahat uyumayın! Acele, acele bir şeyler yapmak lazım’
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Nilgün Toker: Açık grevleri konuşamayanların, konuşamayacak olanların kendilerini ifade etme biçimi. Ve bu insanlar, bir şey söylemek istiyor. Bizim üzerimize düşen ise, ne söylediklerini dinlemek. Açlık grevlerinde olanların muhatap alınmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü söylemek istedikleri şeyi, başka türlü söyleyemediklerini düşünen bu insanlar, aslında ölümüne girmiş durumdalar. Sayıları çok fazla, çok ciddi sağlık problemleri ortaya çıkmaya başlamış. Hala bunları duymazdan gelmeyi, vicdansızlık olarak görüyorum. Vicdansızlık, bir topluma bu kadar hüküm sürdüğünde, toplumun başına gelecek her şeyden çok kaygılıyım. Vicdansızlık, zulmü doğuruyor, zulüm şiddeti doğuruyor. Şiddetin doğurduğu yerde de, artık bir arada yaşama şansımız da kalmamış demektir. Şu anda açlık grevleriyle benim ilişkim, bir vicdan ilişkisi ve sıradan herkesin de… Vicdanen, insanlar açlıktan ölürken, rahat uyuyor olunabilmesini anlamıyorum. Ve en temel insanlık kuralının, hayata geçmesini istiyorum. Ben, bu toplumun bu kadar acıya, bu kadar ölüme izin verecek kadar vicdansız olduğuna inanmak istemiyorum. Birileri açlıktan ölüyor ve lütfen rahat uyumayın. Acele, acele bir şeyler yapmak lazım.
Foto – Kamera: Pelin İKTÜEREN
(pi/hp)

