‘Yerin kaç kat dibine indirildi, insanın şah damarı olan vicdan?’
22:49
JINHA
SİİRT - 12 Eylül tarihinde tüm Türkiye ve bölge cezaevlerinde başlatılan, 10 bini aşkın bir eylemci kitlesine ulaşan ve 59 gündür devam eden açlık grevlerine ilişkin duygularını yazan Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Esmer Kıyar, “Bir koğuşta bulunan kırk dört kadın olarak eli dört gündür ‘Vicdanlara ne oldu? Önüne ince işçilikle işlenen seheri kırmayı ölüm de beceremedi. Yerin kaç kat dibine indirildi, insanın şah damarı olan vicdan?’ diyor.
Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bir yıldır tutuklu bulunan Esmer Kıyar, Jin Haber Ajansı’na gönderdiği mektupla 12 Eylül’de başlayan ve 59 gündür devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevleri karşısında sürdürülen sessizliğe dikkat çekti. “Bilmiyoruz insanların vicdanlarına nasıl el atılır?” sözleriyle insanlığa seslenen Esmer, mektubunu aktarıyoruz:
‘Vicdanın önüne ince işçilikle işlenen seheri kırmayı, ölüm de beceremedi…’
“Ölüm sessizliğine gömülen vicdanların dikkatini çekmek ve gömüldükleri yerden çekip çıkarmak hangi olguyla mümkün olur? Ölüme gitmekten daha can alıcı, önemli ne olabilir? Haftalardır, aylardır bunu düşünüyoruz. Fakat ölümden ötesini bulamadık. Bir koğuşta bulunan kırk dört kadın olarak eli dört gündür ‘Vicdanlara ne oldu? Önüne ince işçilikle işlenen seheri kırmayı ölüm de beceremedi. Yerin kaç kat dibine indirildi insanın şahdamarı olan vicdan?’ diye sorular yöneltiyoruz kendimize… Yönelttiğimiz her bir soruyla yanımızda muazzam eylemlerini sürdüren arkadaşlarımızın solan bedenlerinden, anlamlı gözlerinden cevapları ardı sıra alıyoruz. Olağanüstü iradeyle savaşımını yürüttükleri ve bedenlerini insanlığa araç ettikleri bugünlerde uyanan vicdanların nicel azlığı yüreğimize en derinden cız ettiriyor. Oysaki ‘Olağanüstü irade on yılları sömürücü, ezici, körleştirici zihniyeti kırıp vicdanları şaha kalktı’ demeyi isterdik. Ne yazık ki bu cümleyi kuramamanın acısını hep beraber yaşıyoruz. Belki bugün insanlık duyguları ön planda olan ve bunun için mücadele veren, çaba sarf eden insanlar bunun acısın fazlasıyla yaşıyor olabilir. Fakat, ateş topunu andıran bu acılar ket vurulmuş vicdanları da beraberinde yakacaktır.
‘İnsanlık için yüzlerce insan, bedenini vampirlere siper etti’
Evrenin ve parçası olan doğanın da vicdanla can bulan insanlığa ihtiyacı var. Batıdan vicdan terminatör misali yıkar, yok eder, insanlığı can bulmamacısına yokuş aşağı sürükler. Faşist, kaf zihniyetin çabası da özde bu sonucu doğurabilmektir. Yokuş aşağı sürüklenmekte olan insanlık için yüzlerce insan bedenini kana doymak bilmeyen vampirlere siper etti. Bir yandan her gücünü kaybeden ve iradesiyle yaşamanın renklerini dört bir yana saçan insanlar, bir yanında da gaddarlığı kendisine siper eden zihniyet insanlık olgusu da bu iki gerçeklik arasında gidip geliyordu otuz yıl öncesine kadar… Fakat, insanlıkta gözyaşıyla, acıyla, kederle olması gereken tarafı belirledi yok olmamak için… Onun için ölümüne savaşan ve ölümün eşiğinde onlarla can bulma ve can verme umuduyla, mücadeleyle baş koydu ve tüm gücünü kullanma sözü verircesine bu da amaç savaşçılarının bir kez daha kopmamak üzere buluştuğunu, kucaklaştığını haykırıyor dünyaya.
‘Hala direnen kör vicdanların önüne örülen setlerin nedenini biliyoruz’
Kucaklaşan ve birbirine kenetlenen amaç ve savaşçılarının karşısında hala direnen kör vicdanların önüne örülen kalın setlerin nedenini biliyoruz elbette. Fakat insan olarak bunu anlamlandırmadığımızı belirtmeliyiz. İnsanlık olgusunun ayaklar altına bu denli düşmesi, insanın anlamlandırma yetisini eksiklere düşürüyor ne yazık ki. Mantık derseniz evrensel mantığın kendisi kaf zihniyetin karşısında iflas etmiş durumda. Buram buram faşizim kokan ve kalpleri buz kütleri haline getiren bir zihniyeti anlama ve anlamlandırma çabasına girme eylemini arkadaşlarımıza karşı büyük günah sayıyor ve insanlığa darbe ile aynı anlama denk geldiğini düşünüyoruz. Anlamlandırma çabasına girmediğimiz ancak gerçekliği her haliyle gözler önünde olan zihniyetin yaratımlarının her an kopmaya hazır pamuk ipliği olduğu aşikârdır.
‘Bizler, zafer kıvılcımlarını gözbebeklerine kadar nakşetmiş halkın bireyleriyiz’
Bizler, altı arkadaşımızın şahsında binlerin ölümüne oynadığı zafer kıvılcımlarını gözbebeklerine kadar nakşetmiş halkın bireyleriyiz. Onların ölümüne rotayı aldığı günü tanrı emri diye algıladığımızı ve onlarla birlikte savaşmanın, kolektif ruhu yaratmanın maneviyatını iliklerimize kadar hissettiğimizi başta halkımıza olmak üzere herkese haykırmak istiyoruz. Yaşamı uğruna ölecek kadar orduların sesine ses katmak insanlık sıfatını taşıyan herkesin görevidir.”
(gk/hp)

