Bazîd’li Kadınlar: AKP, olası ölümlerin tek sorumlusudur
00:30
Özlem ARICI / JINHA
AGİRÎ – Açlık grevinde bulunan PKK ve PAJK’lı tutuklu ve hükümlülerin eylemi, 57. gününde. Açlık grevindeki ‘direnişçilerin’ isteklerinin haklı talepler olduğunu söyleyen Bazîd’li Kadınlar: “AKP yetkileri, gelebilecek cenazelerden sorumlu olacaktır. Anadil, bütün dünya halklarının haklı talebidir. Meclis çalışanları bir araya gelmeyi başarabilmeli, hem açlık grevini, hem de bu coğrafyada yıllardır süren savaşı durdurmalıdır. Bu ülkenin bütün illerinde halkın başarabildiği bir şey, neden bu ülkenin seçilmişleri tarafından başarılmıyor? ”
Cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren PKK ve PAJK’lı tutuklu ve hükümlülere, dünyanın ve Türkiye’nin her yerinden, her kesimden, her yaştan insan destek vermeye devam ediyor. Agirî’nin Bazîd İlçesinde de halk, açlık grevine girenleri desteklediğini belirtiyor. 54 yaşındaki Kürt anne Fatma Çete, “Onurlu bir yaşam için, görkemli bir direniş sergiliyorlar. Bu kadar kir, sağır olmak vicdansızlıktır. Ölüm değil, çözüm istiyoruz. Ben anayım. Çocuklarımız açlıktan, biz acıdan öleceğiz. Edi beşe” diyerek tepkisini dile getirdi. Açlık grevindeki ‘direnişçilerin’ isteklerinin haklı talepler olduğunu söyleyen Bulgar Göçmeni olan 30 yaşında ki Diş Doktoru Arzu Başaran ise, herhangi bir can kaybı olması durumunda tek sorumlunun AKP olacağını kaydetti. Şimdi sözü, Bazîd’li kadınlara bırakıyoruz.
‘Grevdekilerin talebi, haklı taleplerdir’
Arzu Başaran (30): Bulgar göçmeniyim. Doğubayazıt’ da diş hekimliği yapıyorum. Bir sağlıkçı olarak süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinin insan bedeninde neler yaptığını farkındayım. Ki bu ülke bunu daha önce tecrübe etti. Şu an gelinen nokta 57.gün oldukça kritik bir durum. Hükümet yetkililerinin açıklamalarında bu duruma ilişkin çalışmaların sürdürüldüğü söylenmekte. Fakat hepimiz biliyoruz ki bir an önce çözülmesi gereken, ölümlerin kapıda olduğu bir süreçteyiz. AKP yetkileri, gelen her cenazeden sorumlu olacaktır. Bu coğrafya halkları elbette ki bir arada yaşamayı biliyor. Yüzyıllardır böyle yaşıyor. Anadilde eğitim, bütün dünya halklarının haklı talebidir. Meclis çalışanları bir araya gelmeyi başarabilmeli, hem açlık grevini, hem de bu coğrafyada yıllardır süren savaşı durdurmalıdır. Ben bir göçmen olarak Kürt halkıyla ve başka halklarla bir arada yaşamayı başarabiliyorum. Bu ülkenin bütün illerinde halkın başarabildiği bir şeyi, neden bu ülkenin seçilmişleri tarafından başarılmıyor? Hiçbir savaş, içinde mutluluk taşımaz. Cezaevindeki tutsakların açlık grevlerine seyirci kalmak insanlığa yakışmaz.
‘Bende açlık grevine girdim’
Necla Polat (20): Üniversite 1. sınıf öğrencisiyim. Açlık grevleri, vicdanların kabul etmediği haksızlık ve zulmün tahammül edilmediği bir demokratik tepkidir. Açlık grevlerine sessiz kalmamak adına, tutsak arkadaşlarımıza destek amacıyla bende greve girdim. Çünkü onların bu onurlu direnişi karşısında vicdanımı susturmak kolay değildi. “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” sözünde yola çıkarsak, açlık grevlerine suskun kalamayız. Ben insani ve vicdani olarak bu açlık grevlerine her kesimin destek vermesi ve herkesin üstüne düşen insani görevlerini yerine getirmesini isterim.
‘Çocuklarımız, yaşamı savunmak adına grevde’
Fatma Çete (54): Çocuklarımız, yaşamı savunmak adına yaşamlarını ortaya koyuyorlar. Onurlu bir yaşam için, görkemli bir direniş sergiliyorlar. Bu kadar kir, sağır olmak vicdansızlıktır. Ölüm değil, çözüm istiyoruz. Ben anayım. Bilirim ki, kimsenin ahı kimsede kalmaz. Bütün analara sesleniyorum, bir ‘Hawar’ da siz atın, sesimiz yükselsin. Çocuklarımız açlıktan, biz acıdan öleceğiz. Umarım cezaevlerinden tabut çıkmaz. Yüreklerimiz yeteri kadar kanadı. Edi bese...
Foto: Özlem Arıcı
(öa/hp)

