‘İzmir’de yaşanan kadın cinayetlerine ortak öfke!

12:01

 


Pelin İKTÜEREN


İZMİR - İki yıl önce 3 gece ardarda gerçekleşen seri cinayetlerde yaşam hakkı sona erdirilen Esra Yaşar, Ayşe Selen Ayla ve  Azra isimli trans kadının katilinin yargılandığı dava devam ediyor. Davanın 2 yıldır sonuçlanmamasından rahatsızlık duyan kadın inisiyatifleri ve LGBTT dernekleri, "Cinayetlerin önüne geçebilmek için, hukuksuzluğa dikkat çekmek ve sesimizi duyurabilmek için davaya müdahil oluyoruz" dedi.


İzmir'de peş peşe üç cinayet işlediği iddiasıyla hakkında üç kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan sanık Hamdi Ayri' nin İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına devam ediliyor. Seri cinayetler, 2010 yılında Balçova İlçesi'nde gece saatler gece yarısını geçtiğinde başladı. Bir bankada çalışan 27 yaşındaki Esra Yaşar, yürüdüğü sırada, evine50 metrekala, başından vurularak öldürüldü. Çantası ve cep telefonu gasp edildi. Bir gece sonra, ilk cinayetin işlendiği yere200 metreuzaklıkta,  bu kez İzmir Ekonomi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi 1'inci sınıf öğrencisi 22 yaşındaki Ayşe Selen Ayla, saat 23 sıralarında, yine tabancayla başından tek kurşunla vurularak öldürüldü. Çantası ve cep telefonu alındı. Seri katil bir sonraki gece de, Konak ilçesi Fevzipaşa Bulvarı'nda Azra isimli trans kadını öldürdü. Katil, onun da çantası ve telefonunu alıp kaçtı. Olayın kamuoyu tarafından 'Seri cinayet davası' adıyla duyulmasının ardından, kadın konusunda çalışma yapan dernek ve inisiyatifler, yargı sürecine müdahil olabilmek için başvuruda bulundu. Kadın Cinayetlerini Durduracağız İnisiyatifi ile Siyah Pembe Üçgen Derneği müdahillik için başvurdu. Siyah Pembe Üçgen Derneğinin müdahillik talebi kabul edilirken, Kadın Cinayetlerini Durduracağız İnisiyatifinin talebi, tüzel kişi olmadıkları gerekçesiyle reddedildi.  Bunun yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Hukuk Müşaviri Avukat Birsel Kurt’un müdahillik talebi de onaylandı.


'Bu dava, emsal oldu'


Müdahilliğin kabulüne ilişkin konuşan Avukat Birsel Kurt, "Bergama’daki davada talebimiz daha önce reddedilmişti, ancak bu davada kabul edildik. Bu açıdan emsal bir karar çıktı" dedi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız İnisiyatifi' nin müdahil olma talebinin ret edilmesine ilişkin görüştüğümüz inisiyatif temsilcisi Sanem Deniz Kural, konuya ilişkin bakanlığa dilekçe yazdıklarını belirtti. Daha önceki müdahillik taleplerinin 'Doğrudan zarar görme olmadığı' gerekçesiyle reddedildiğini hatırlatan Sanem, bu davada ise inisiyatifin tüzel kişiliği olmadığı gerekçesiyle müdahil olarak kabul edilmediklerini söyledi. Kadınların yaşadığı cinayetlerden 'sistem 'in sorumlu olduğunu dile getiren Sanem, yürüttükleri mücadelede dava takipleri, eylemler düzenleme ve yasa tasarısı hazırlama gibi birçok konu ile ilgilendiklerini ifade etti. yaşama hakkı ellerinden alınan kadınların davalarını takip ettiklerini dile getiren Sanem, "Ölen kadınların aileleriyle birlikte dava sürecinin peşindeyiz. Cinayetlerin önüne geçebilmek için,hukuksuzluğa dikkat çekmek ve sesimizi duyurabilmek için davaya müdahil olmak,takipçisi olmak istedik" dedi.


'Dayanışmamız halka halka büyüyor!'


Kadınların dayanışma ağının büyüdüğünü vurgulayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız İnisiyatifi temsilcisi Sanem, şunları kaydetti:


"Dayanışmamız, halka halka büyüyor. Birlikte mücadele veriyoruz. Kamuoyu yaratmaya çalışıyoruz. Cinayetlere 'Dur!' diyoruz. Gerek eylemlerle, gerekse anayasa çalışmalarına katılma süreciyle, etkin olmaya çabalıyoruz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve meclisteki milletvekilleri ile görüşmeler yaptık. Bu takibin kararlılıkla sürmesi gerekiyor. Bütün kadınları dayanışmaya ve cinayetlere karşı mücadeleye çağırıyorum."


'LGBTT' lilerin ve kadınların ortak mücadelesi ile kazanacağız!'


Trans fobiye, ayrımcılığa karşı koyabilmek amacıyla davaya müdahil olduklarını dile getiren Siyah Pembe Üçgen Derneği Yöneticisi Deniz Solmaz, "Yıllardır devam eden nefret cinayetlerine ilişkin mahkemelerden gerekli sonuç çıkmadı. Bunun önüne geçebilmek için, katile hak ettiği cezanın verilmesi için müdahil olmak istedik" dedi. LGBTT' li bireylerin yaşamın her alanında ayrımcılığa maruz kaldığına dikkat çeken Deniz, sistematik şiddetin Türkiye’nin değişmez bir gerçeği olduğunu ifade etti. Her alanda ve her yerde şiddetin uygulandığına işaret eden Deniz, "LGBTT bireylerin okulda, yolda, hastanede ayrımcılığa maruz kalıyor. Örneğin trans bireyseniz, karakola şikâyet için gittiyseniz, bir anda sanık olarak çıkabiliyorsunuz. Mahkeme karşısına çıkarıldığınızda, hâkimin aşağılamalarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bu ayrımcılık kolay kolay değişecekmiş gibi görünmüyor" dedi. Mücadelelerin başarıları da beraber getirdiğine dikkat çeken Deniz, tehdit ve hakaret üzerine suç duyurusunda bulunan 2 LGBTT' li ye koruma verilmesi talebinin onaylandığını belirtti. Seri cinayetler davasından da beklentilerinin olduğunu söyleyen Deniz, şunları kaydetti:


"Bu duruşmadan en ağır cezayı bekliyoruz tabi ki. Bu, canavarca hisle ve tasarlayarak işlenmiş nefret cinayeti. Bunun kanunda cezası ağırlaştırılmış müebbet. Bu mahkemeden çıkacak sonuç, örnek teşkil edecek. Çünkü ortada darp var, gasp var, yağma var. Bunların cezası hafif olmamalı. LGBTT örgütleri ve kadın örgütleri olarak, hep birlikte cinayetlerin, ayrımcılıkların üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz."


'Ülkemizin hukuk mantığı: Ölen öldü, kalan suçluyu kurtaralım'


Davanın takipçisi olduklarını belirten Ayşe Selen Ayla’nın annesi Hatice Ayla, "Bu 9. duruşma. Katilin cezai ehliyetinin olmadığını iddia ediyorlar. Bunun için Adli Tıptan rapor bekliyoruz. Ceza indirimine gitmek istiyorlar. Bu yüzden dava uzadıkça uzuyor" dedi.  Kadın inisiyatiflerinin davayı takip etmelerinden dolayı heyecanlandığını dile getiren Hatice, kadın örgütlerinin desteğinin, davanın sonucuna yansıyacağına inandığını ifade etti. Yargı organının işleyiş tarzını eleştiren Hatice, şunları belirtti:


"Ülkemizde 'Ölen öldü, kalan suçluyu kurtaralım' mantığıyla hareket eden bir hukuk var. Bu cinayet, organize bir şekilde işlenmiştir. Katil, planlayarak, tasarlanarak, çocuklarımıza tuzak kurup, hedef almıştır. En ağır cezayı alması gerekir. Bu cinayet tek başına işlenmemiştir. Sistematik bir cinayettir. Beklentimiz failin en ağır şekilde cezalandırılmasıdır."


İzmir Bornova’da Mevlana Mahallesi’nde 13 Ekim gecesi evli olduğu Sedat Çöl tarafından 10 yerinden bıçaklanarak öldürülen Ferdane Çöl' ü n annesi de seri cinayet davasının takipçisi. Her duruşmada hazır bulunan Ferdane Çöl’ün Annesi Suna Maviş, "Katillerin, ağırlaştırılmış ceza almalarını istiyoruz. Biz yandık, başkaları yanmasın. Öldüren içerde, ama azmettirenler dışarıda" diye konuştu.


Fotoğraf: Pelin İKTÜEREN


(pi/hp)