Kürt kadını, Dermanê Xweza’yı tanrıça kültüründen bu yana koruyor

02:26

 


Zehra DOĞAN - JINHA


MÊRDÎN – Doğa ile gizli bir işbirliği içerisinde olan Kürt kadını, Dermanê Xweza (Doğa İlaçları) formülünü tanrıça kültüründen bu yana koruyor. Dokunduğu her şeye anlam biçen animist kadın, ruhun sadece bedende olmadığına inanarak, doğada her şeye bir anlam biçiyor. Kadına özgü olan doğayla telepati kurma özelliğinin korunması gerektiğini söyleyen doğal tedavi ile ilgilenen Şehem Anne, doğal tedavi yöntemine her kadının merak duyması gerektiğini söylüyor: “Kürt, Türk, Ermeni, Süryani hiç fark etmeksizin tüm kadınlar, size miras bırakılan tüm değerlere inanarak, sahip çıkın. Hiçbir şeyi gereksiz bulmayın. Bu kültür, bu güne kadar taşınabilmişse, elbet bunda vardır bir doğruluk.”


 


Geçmişten bu güne gelen Dermanê Xweza (Doğa ilaçları) , önemini hala koruyor. Kürt kadınların doğal toplumdan bugüne taşıdığı ilaçlar, Kürt tarihinde oldukça önemli bir yerde. Doğa ile gizli bir işbirliği içerisinde olan Kürt kadını, bu ilaçların formülünü tanrıça kültüründen bu yana koruyor. Dokunduğu her şeye anlam biçen animist Kürt kadını, ruhun sadece bedende olmadığına inanıp ve doğada başta bitkiler olmak üzere her şeye bir anlam biçiyor. Bir nevi doğa ile telepati kuruyor. Mêrdîn (Mardin) topraklarına adım atar atmaz Mezopotamya kadının emeğinin aşikar olduğunu hissedebileceğiniz köylerden birinde yaşayan doğal tedavi ile ilgilenen Kürt kadını Şehem Doğan’ı (60) arka bahçede kış için bitki toplarken buluyoruz. Bizi oldukça sıcak karşılayan Şehem anne ile, sohbetinin tatlılığına kapılıp bir anda kendimizi de onunla birlikte faydalı bitki arayışına girerken buluyoruz.  Kadına has olan doğayla telepati kurma özelliğinin korunması gerektirdiğini söyleyen Şehem anne, bu değerli işi kadınların daha iyi anladığını ve unutulmaya yüz tutmuş bu değerin, henüz unutulmadan her kadının merak duyması gerektiğini söylüyor.


Kadınlardan miras kalan formüller!


Yaptığı ilaç formüllerini ninesinden öğrendiğini söyleyen Şehem anne, bu ilaçların formüllerinin her birin farklı bir kadından ona miras kaldığını söylüyor. Topladığı bitkileri bize gösteren Şehem anne, her birinin hangi hastalığa şifa verdiğini anlatıyor:  “Soğuk algınlığı için, pûng (çorak toprak nanesi) kaynatıp içmek iyi geliyor. Mide ve bağırsak hastalığına da ava sûsê (meyan kökü suyu) içmek çok faydalıdır. Kolesterol için de gûriz (sığır otu) kaynatıp, suyunu sabah ve akşam olmak üzere birer bardak içmek iyi. Bu işlemi iki ay yaptıktan sonra, mide ve bağırsakla ilgili hiçbir sorun kalmıyor.”


‘Doğanın sesine kulak verin ’


Tıbba saygı duyduğunu ve büyük önem verdiğini söyleyen Şehem anne, geçmişimizden kalan otlarla tedavi mirasının da unutulmaması gerektiğini belirtiyor. Doğal tedavi ile ilgilenen Şehem anne, “Doğanın sesine kulak verilmeli ve her kes bu işi öğrenmeli” diyor. İnsanların başının çaresine bakmayı bilen varlık olduğunu söyleyen Şehem anne, metropolleşen şehirlerde, beyinin ve fiziğin giderek tembelleşip, çaresizleştiğini vurguluyor.


‘Kültürümüze ait bu formülleri, kayıt altına alın’


Közde pişmiş mükemmel kahve molasından sonra, bizi tekrar bitki arayışına çeken Şehem anne, bize anlattığı otların unutulmaması için, kayıt altına alınması gerektiğini söylüyor. Karşılaştığı guhij ağacının dalını kavrayıp meyvesini gösteren Şehem anne, “Bu meyveleri toplayıp, güneşte kuruttuktan sonra havanda öğütüyoruz. Öğüttüğümüz kuru meyveyi, suda kaynatıp demliyoruz. Damar tıkanıklığı olan kişiler, bu yöntemi iki üç ay kesintisiz kullandıktan sonra, olumlu sonuç aldıklarını kendileri de görecek” şeklinde konuşuyor. Aklına gelen bitkileri peş peşe sayan Şehem anne, “Şeker hastalığı için xerzîkrewî, berû (palamut), beîw (badem) gibi şeyleri kurutup havanda öğütüp, yemek çok faydalıdır. Papatya suyu, kalp sıkışmasına, sütte kaynatılan hîro da astım, bronşit ve zature için faydası var ” diyor.


‘Kürt’ler yanık yaralarında uzmandır’


Kürt kadınlarının özellikle yanık yaralarını iyileştirmek için kendilerine has merhem formüllerinin olduğunun altını çizen Şehem anne, “Vücuttaki en derin yanık için bile, bir fincan zeytin yağı, içine yarım mum karıştırıp kısık ateşte eritmeye bırakıldıktan sonra, elde edilen kremi yanığın üzerine her gün uyguladıktan birkaç gün sonra yanıktan eser kalmıyor” diyor. Şehem anne, derin çıkan suçiçeği için de, ceviz ve pekmezin beraber kaynatılarak lapa hale geldikten sonra bölgeye sürülmesini öneriyor.


‘Kürt, Türk, Ermeni, Süryani tüm kadınlar, değerlerinize sahip çıkın’


İnatçı ve geçmeyen yaralar için hewajo merheminin iyi olduğunu söyleyen ve bizlerle bu merhemin formülünü paylaşan Şehem anne, “Çölde yetişen hewajo otunu kaynatıyoruz. Elde ettiğimiz su, palamut ağacı külü ve inek yağı ile beraber kaynatıp, merhem kıvamına getiriyoruz. Bu elde ettiğimiz merhem, akla gelebilecek her yara için çok faydalı” diyor. Bizimle birkaç formülünü daha paylaşan Şehem anne, “Deri altı sivilceleri için bizirkitan’ı ezip, sütle kaynatıp elde ettiğimiz kremi, bölgeye sürüyoruz. Geriye iltihap diye hiç bir şey kalmıyor. Kilo almak istemeyen insanlar da, sabah akşam birer tane sarımsak yutsun. Verem hastaları da, mümkün olduğunca çamlık bölgelerde yaşasın. Çam ağacı, vereme karşı oldukça iyileştirici özelliğe sahip” diyor.


Bizi uğurlamak için yola kadar gelen Şehem anne, ”Kürt, Türk, Ermeni, Süryani hiç fark etmeksizin tüm kadınlara tek bir ricada bulunacağım. Geçmişteki insanların, size miras bıraktığı tüm değerlere inanarak, sahip çıkın. Hiçbir şeyi gereksiz bulmayın. Bu kültür, bu güne kadar taşınabilmişse, elbet vardır bir doğru” diyerek bizi uğurluyor.


Foto - Kamera : Zehra DOĞAN


(zd/hp)