Gece havalanan savaş uçaklarının sesine, barış için dua eden Kürt anaların sesi karışıyor
01:05
Mizgin TABU - JINHA
AMED - “Bu defa hangi ananın canı yanacak? Hangi anaya, evladının yanık, tanınmayan bedenini verecek savaş uçaklarının sesleri?” diye düşünmeye devam ediyor analar. Yıllardır neredeyse her gün kalkan savaş uçaklarının sesleri içinde, barış umutlarını yitirmeden hayatlarını sürdürüyor Amed halkı... Amed’ de bebeklerin kulaklarında ninniler değil, uçak sesleri çınlıyor. Savaş uçaklarının sesine karışan tek ses, savaşın bitmesi için dua eden, geceleri sabaha kadar uyanık bekleyen anaların sesi oluyor.
Savaş uçaklarının sesinin duyulduğu her an, bir ananın binlerce defa ölümü demektir aslında… Evlatlarının bombalanacaklarını bilip de, engel olamamak daha derinden acıtır. “Bu defa hangi ananın canı yanacak? Hangi anaya, evladının yanık, tanınmayan bedenini verecek savaş uçaklarının sesleri?” diye düşünmeye devam ediyor analar. Yıllardır neredeyse her gün kalkan savaş uçaklarının sesleri içinde, barış umutlarını yitirmeden hayatlarını sürdürüyor Amed halkı... Amed’ de bebeklerin kulaklarında ninniler değil, uçak sesleri çınlıyor. Savaş uçaklarının sesine karışan tek ses, savaşın bitmesi için dua eden anaların sesi oluyor. Her güne savaş uçaklarının sesleriyle uyanarak başlayan anaların hislerine kulak verdik.
‘Savaş uçaklarının sesini duyduğum geceler, gözüme uyku girmiyor’
“Kendimi bildim bileli, bu şehirde savaş uçakların sesleriyle uyanıyorum” sözleriyle, yaşanan savaşın uzun bir geçmişten beri süregeldiğini ifade eden Sultan Koyun, savaş uçaklarının her kalkışında bir anne olarak kendisinde yaşattığı acıyı dile getirdi. Savaş uçaklarının sesleriyle yanık, tanınmayan cenazelerin bekleyişine girdiklerini kaydeden Sultan Ana, yürütülen savaşın ne ahlaka, ne de dine uygun düşmediğine vurgu yaptı. Savaş uçaklarının seslerini duyduğu günler gözüne uyku girmediğini söyleyen Sultan Ana, “Çocuğunun ateş içinde olduğunu, ciğerinin bir parçasının ölümle burun buruna olduğunu bilmek çok zor… O ateş her gün benim yüreğimi yakıyor” şeklinde konuştu.
‘Bir insanın ölümüne ağlamıyorsan, dinin de merhametin de yoktur’
“Bütün anneler, AKP Hükümetinin sürdürdüğü bu savaş politikalarına karşı durmalı” şeklinde annelere çağrıda bulunan Sultan Ana, her gün savaş uçaklarının kalktığı bir şehirde anne olmanın iki kat daha fazla acı demek olduğunun altını çizdi. AKP Hükümetinin dini kullanarak siyaset yaptığını söyleyen Sultan Ana, “Başbakan, anaların gözyaşlarını dindirir, savaşa bir çözüm yolu bulur dedik. Fakat Tayyip Erdoğan, anaların gözyaşlarını daha çok akıttı” dedi. Bir süre önce Diyarbakır Emniyet Genel Müdürü Recep Güven’in “Dağda yaşamını yitiren insana ağlamayan insan değildir” açıklamalarına değinen Sultan Ana, “Başbakan, ‘Biz, dağdakiler için ağlamadık, ağlamayız’ dedi.
‘Biz, çocuklarımızı yaşasınlar diye büyüttük’
Erdoğan, gözlerin bir insanın ölümüne ağlamıyorsa demek ki dinin, merhametin yok!” şeklinde konuştu. Sultan Ana, şöyle devam etti:
“Asker anneleri ağladığında, biz gerilla anneleri olarak onların yüreğindeki acıyı çok iyi anlıyoruz. Biz askere de gerillaya da ağlıyoruz. Bir çocuğu büyütmek çok zor ve biz, çocuklarımızı yaşasınlar diye büyüttük. Çocuklarımızı AKP sistemine kurban etmek için büyütmedik. Bu kanın durması için herkese sorumluluk düşüyor. Annelerin acısı dinsin diye herkes sorumluluğunu yerine getirmeli. Operasyonların durması için, aydınlar, yazarlar, avukatlar, milletvekilleri herkese sorumluluk düşüyor. Tayyip Erdoğan Erdoğan Suriye’de demokrasi yok diyor. Tayyip sen 7 aylık çocuktan 70 yaşındaki insana kadar herkesi katlediyorsun. Peki senin demokrasin, adaletin var mı? Sen 35 gencecik insanı katlettin. Bunlara neden kulağını tıkayıp gözünü yumdun? Adalet diyorsun, 35 insanın hesabını niye sormuyorsun? Barış için hala geç kalınmış değil bu sorun çözülebilir.”
‘Her Kürdün 10 tane çocuğu var, Erdoğan inatlaşmasın artık’
“Kürdistan’da anne olmanın bedelini çok ağır ödüyoruz” diyerek sözlerine başlayan anne Nezehat Teke, “2000 yılında, bu savaşta bir kızımı kaybettim. Sabahları savaş uçaklarının sesini duyduğumda irkiliyorum. Çünkü o acıyı çektim. O uçakların çocuklarımızın üzerine bomba yağdırdığını bilmek, acımızı derinleştirmekten başka bir şey yapmıyor” dedi. Başka annelerin de evlat acısını yaşamasını istemediklerinin altını çizen Nezehat Ana, her gün yeni bir barış umuduyla uyanarak bu savaşın bitmesi için dua ettiklerini ifade etti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt halkına ‘Kürt kardeşlerim’ şeklinde seslenişi üzerinde duran Nezehat Ana, “Kürt kardeşlerim dediğin, bomba yağdırdığın çocukların anne ve babalarıdır” sözleriyle tepki gösterdi. Savaşın durması ve Kürtlerin haklı taleplerinin kabul edilmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğine vurgu yapan Nezehat Ana, “Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve Kürtlerin taleplerinin kabul edilmesi için cezaevlerinde açlık grevine giren tutsaklar kan kusmaya başladı. Çözümsüzlük, ne zamana kadar devam edecek? Kimdir demir parmaklıklar ardına attıkları? Kardeşim dediklerinin çocukları, bizim çocuklarımız” dedi. Artık cenaze görmek istemediklerini ifade eden Nezehat Ana, “Biz intikam demiyoruz. Erdoğan inat etmiş, ‘Kürtleri bitireceğim’ diyor. Her Kürdün on tane çocuğu var. İnatlaşmasın artık. Allah bu haksızlığı kabul etmeyecek” dedi.
‘Rabbime, ‘Bu uçakları kaldıranlardan hesap sor’ diyorum’
Ne Erdoğan’ın ne de diğer bakanların kendi çocuklarını askere göndermediklerine değinen Nezehhat Ana, “Benim beş çocuğum var, onları askere göndermeyeceğim. Bizim çocuklarımız kurbanlık koyun değil” şeklinde konuştu. Nezehat Ana sözlerine şöyle devam etti:
“Savaş uçakları kalktığında en büyük ıstırabı çekiyoruz. Her savaş uçağı, kendisiyle birlikte ölümü de götürüyor. Kabir azabından daha beter bir azap bu… Savaş uçaklar kalktığında kulaklarımı kapatıyorum, sesini duymak istemiyorum. Beddua ediyorum uçaklar kalktığında. Rabbime, ‘Bu uçakları kaldıranlardan hesap sor’ diyorum. Bazı annelerin evleri, savaş uçakların kalktığı havaalanın yanında. Çoğunun çocukları gerilla ve onlar için ne kadar zor bir durum… Ne günümüz gün, ne gecemiz gece…”
Foto – Kamera: Mizgin TABU
(gk/hp)

