‘Dizilerde, mücadeleci kadın modeline ihtiyacımız var’

02:02

 


Gülşen KOÇUK - JINHA


ESKİŞEHİR – ‘İffet, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizileri üzerinde araştırma yaparak olay ve karakter çözümlemesine giden Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi Aysun Akıncı Yüksel, “Dizilerde tecavüze uğrayan kişiyi yasal yollara başvurmaya iten motive edici bir kurgu yok. Dizilerdeki karakterler, gerçek kişilikler için doğru model oluşturmuyor. Bizim kurmacalarda, bunun aksini söyleyen, mücadeleci kadın modeline ihtiyacımız var” dedi.


 


Ana akım medyanın son 3 yıl içerisinde izleyicinin önüne sunduğu dizilerden en çok dikkatleri üzerine çeken ‘tecavüz’ konulu diziler oldu. ‘Tecavüzcüsünden vazgeçemeyen kadın’ profillerinin oluşturulduğu dizilerde kadın, sevgilisi, eşi gibi yakın çevresinden kimselerin saldırısına uğruyor. Kadını iki kat daha sessiz kalmaya iten bu durum, izleyenler için alternatif bir model olarak görülüyor. ‘İffet, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizileri üzerine profil çözümlemesi yapan Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi Aysun Akıncı Yüksel ile, diziler ve kadın konusuna ilişkin görüştük.


Dizilerin bir kısmı tecavüz odaklı, bir kısmında ise tecavüz, oyalama yöntemi


Dizilerdeki tecavüzcü ve mağdur profillerinin, yapılan araştırmalarla uyumlu olduğunu ifade eden Akademisyen Aysun Akıncı Yüksel, tecavüz olayında saldırganların genelde yakın çevreden sevgili, eş gibi insanlar olduğunu dile getirdi. Mağdurlar açısından bakıldığında daha çok, kurban profilinin çizildiğini söyleyen Aysun, “Mağdur kadın, eyleme geçme şansı olmayan, eyleme geçtiğinde ya geç kalmış ya da kurumlar tarafından reddedilen kişiler olarak medyaya yansımaktadır” şeklinde konuştu. ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?, İffet ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizileri üzerinde çalışan Aysun, “İffet ve Fatmagül’ün Suçu Ne dizilerinin doğrudan tecavüz odaklı olmasına karşın, Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de tecavüz, belli bir süre diziyi oyalayan bir konu olarak geçiyor” dedi.


Travmanın nasıl atlatılacağı konusunda, yol gösterilmiyor


Dizilerdeki tecavüz vakalarına gerçek hayatta da sıkça rastlandığına dikkat çeken Akademisyen Aysun, dizilerde tecavüz sonrası yaşanan travmanın nasıl atlatılacağı konusunda elle tutulur bir yolun gösterilmediğini kaydetti. Kadının yaşadığı travmayı atlatması için tek yol gösterici dizinin “Fatmagül’ün Suçu Ne?” olduğunu belirten Aysun, “Orada bir kadın dayanışması söz konusudur. Yasal yollarla meselenin halledilmesi, bu travmanın psikiyatr desteğiyle atlatılabileceğinin gösterilmesi anlamında da çok önemlidir. Fakat yine de problematik. Çünkü tecavüze yeltenmeyen, ama orada bulunup engel olmayan kişi ile evleniyor en nihayetinde. Bununda sıkıntılı olduğunu söyleyebilirim” dedi.


‘Kurmacalarda, mücadeleci kadına ihtiyacımız var’


TV dizilerindeki kişilerin gerçek yaşam ve gerçek kişiler üzerinde etkili olduğunu sözlerine ekleyen Aysun Akıncı Yüksel, televizyonda işlenen profillerin doğru olmamasının izleyicilerde doğru bir model oluşumunu da engellediğinin altını çizdi. Özellikle ‘mağdur’ profilinin gerçek yaşamdaki mağdurları motive edici bir özellik taşımadıklarına vurgu yapan Aysun, dizilerdeki profil çözümlemesini şöyle sürdürdü:


“İzleyenler bilecekler ki, Cemile ancak iki ay sonra kızının desteğiyle savcıya gidiyor. İffet zaten o kadar çok seviyor ki Cemil’i, böyle bir şeye yeltenmiyor. Fatmagül’ün Suçu Ne’de de Ebe Nine karakteri, bu kadar itici bir güç olmasa, mesele orada da örtbas edilecek. Yani bu açıdan baktığımızda ‘Evet, benim başıma bir şey geldi ve ben bununla baş etmeliyim’ motivasyonu bu dizilerde verilmiyor. Fakat gerçek hayata baktığımızda saldırganların serbest bırakıldığı, çok fazla tecavüz vakalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bizim kurmacalarda, bunun aksini söyleyen, mücadeleci kadın modeline ihtiyacımız var.”


‘Toplumsal cinsiyet bilinci, büyük önem taşıyor’


Tecavüz oranlarındaki artışların dizilerle direk bir ilişkisi olmadığını söyleyen Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi Aysun Akıncı Yüksel, tecavüz potansiyelinin aslında hep var olduğunu ve geçmişte de pek çok tecavüz vakası yaşandığına dikkat çekti. Bundan 10 yıl öncesine kadar da kadınların, gerek töreler, gerekse eşler arası cinsel hayatın bir uzantısı gibi algılanmasından dolayı tecavüz vakalarına sessiz kaldıklarına değinen Aysun, tecavüzün rahat dile getirilmesinin ve bir suç olarak konuşulmasının yeni olduğunu belirtti.


Dizilerde oluşturulan profillere karşı öncelikle izleyicinin bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Akademisyen Aysun, her dizinin izlenme zorunluluğu varmış gibi algılamaması gerektiğine dikkat çekti. Medya okuryazarlığının bilinçlenme noktasında önem taşıyan bir alan olduğunu kaydeden Aysun, “Medyanın profesyonel çalışanlarının da, toplumsal cinsiyet anlamında bilinçlendirilmesi gerektiği kanısındayım. Bu, iki taraflı yürütülmesi gereken bir yoldur” dedi.


Foto – Kamera: Gülşen KOÇUK


(gk/hp)