‘Enfal’in acısı, dün gibi taze yüreğimde'
14:09
SÜLEYMANİYE - Baas Rejimi tarafından gerçekleştirilen ve 2 yıl içinde 200 bin Kürd’ün katledildiği Enfal’de, çocuğunu, eşini, babasını, kardeşini ya da bütün ailesini kaybeden Kürt kadınları, bu acıyı ilk günkü gibi hissediyor yüreğinde. Kelar’lı Aske Eliya da bu kadınlardan sadece biri. Aske, ‘kıyamet’ olarak tanımlıyor Enfal'i ve “En büyük mağdurları Kürt kadınlarıdır” diyor.
Kürtleri yok etmek amacıyla 1986-1988 yılları arasında gerçekleştirilen El-Enfal Harekâtı’nın yarattığı acılar sürüyor. Saddam Hüseyin'in öncülüğünü yaptığı Baas Rejimi, Kelar, Germiyan, Koyê, Şiwan,Hewlêr, Çemçemal ve Behdinan' da en az 2 yüz bin Kürdü katletti. Baas Rejimi’nin zulmü, Enfal’le de sınırlı kalmadı. Sağ kurtulan çok sayıda Kürt, köle olarak satıldı. Birçok Kürt kadın ve çocuğunun Kuveyt Şeyhlerine, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne satıldığı belirtiliyor. Katliamın kadınlar üzerindeki etkisi ise, hâlâ taze bir yara gibi duruyor yüreklerinin bir yerlerinde…Enfal mağdurlarından biri de Aske Eliya. Enfal'de oğlunu ve eşini kaybeden Aske, 'kıyamet' olarak tanımlıyor Enfal’i.
'Çaresizdim, sadece ağlıyordum'
O günleri anlatırken gözyaşlarına boğulan Aske, hâlâ o acıyı yeniden ve daha derinden yaşıyor gibi. 1988 yılının Nisan ayında, savaşın Germiyan'a kadar ulaştığını belirten Aske, “Savaş Qadir Kerem İlçesi’nde başladı. Karadan ve havadan yoğun saldırılar oluyordu. Operasyona korucu ve askerler katılmıştı. Saldırılar önce Qeredax'ta başladı. Köyler bombalanıyordu ve her yer toza dumana boğulmuştu. Öncesinde, ilçemizden çoğunluğu genç 48 kişi, Saddam'ın güçleri tarafından tutuklanmıştı” diyor. Tutuklananlar arasında kadınların da olduğunu dile getiren Aske, o günleri, kirpiklerinden dökülen yaşlarla yıkamak istercesine, derin bir ‘ax’ çekiyor ve “Ölen ölmüştü zaten. En vahim olanı ise, düşmanın zulmü yanında, toplumun klasik bakışının da kadını boğması yüzünden, yaşayan kadınlar için de yaşadıkları her gün yeni bir ölümdü” diyor Aske. Toplumda ekonomik açıdan, kadın için bir aileye bakmanın, aileyi idare etmenin zor bir olduğuna dikkat çeken Aske, “Eşim, oğlum ve damadım da öldürülenler arasındaydı. Diğer kurbanlar ise, en yakın akrabalarımdı. Hepsi öldürüldü ve ben çaresizlikten, ağlıyordum sadece. Uzun bir süre kendime gelemedim” diyor.
Cenazelerini, memleketine getirmek istiyor
Bu katliamın sorumlularından birinin de aynı zamanda Halepçe Katliamı’nın da sorumlusu olan ve 25 Ocak 2010 tarihinde idam edilen Kimyasal Ali lakaplı Ali Hasan El Mecid olduğunu hatırlatan Aske, şöyle diyor:
“Kimyasal Ali’nin idam kararını duyduğum zaman çok sevindim. Talabani ve Barzani'den beklentim, artık Kürtler arasında savaş olmaması ve kan dökülmemesidir. Mesut Barzani ile kendim bizzat görüştüm ve onu uyardım. ‘Kürtlerin kazanımları partilerin değil, Kürt halkının hizmetine girmeli’ dedim. Kendisinden, öldürülüp toplu mezarlara gömülen yakınlarımın cenazelerinin, Kerkük'ün Çemçemal İlçesi’nin yakınlarındaki bir köye gömülmesini istedim. Çünkü bu bedeller Kerkük için verilmişti. Bunu, Kerkük'e daha çok sahip çıkılması için istiyoruz. Yaralarımız ancak 'Kerkük ve Kifri' yeniden Kürtlerin olduğu zaman iyileşecektir. Bu aynı zamanda tüm Kürtlerin de birliğini sağlayacaktır. Çünkü, bazı parçalarda hâlen Kürtler zulüm altında. Katliamlar, hâlâ sürüyor. Enfal unutulmamalıdır. Bazı değerler vardır ki asla parayla alınıp satılamaz. Enfal’in unutulmaması için, her yıldönümünde 3 gün boyunca hayat durmalı, işe gidilmemeli, televizyonlarda eğlence programları yayınlanmamalı. Bu, tüm dünyanın bu katliamı tanıyabilmesi için gerekli.”
Çeviri: Koma Gulê Xatûn
JINHA
(zz/hö/hp)

