Sipanê Xelatê’nin binlerce yıllık dostu: KOÇERLER!

00:56

 


Bahar CİRASUN - Zehra DOĞAN / JINHA


BEDLÎS - Sipanê Xelat Dağı’ının binlerce yıllık dostu Tetwan Koçerleri, özgür yaşam sırrının Koçerlikte olduğunu belirtiyor: “Bir yere bağlı kalmak ve orada yaşamını herkes gibi geçirmek bizim için işkence anlamına geliyor. Dağlarda özgürce koşup şarkı söylemekten var mı ötesi?” Kendilerine ait olan binalara neden yerleşmediklerini sorduğumuz Koçer kadınlar, “Beton evleri sevmiyoruz. Oradaki yaşam daha rahat olabilir. Fakat biz, o beton evlere ait değiliz. Geçmişten bu yana, böyle yaşadık. Farklı bir hayat yaşamak bizi ürküttüğü gibi, pek ilgi çekici de durmuyor. Yılın her ayı kafamızın estiği gibi ülkenin farklı bölgelerine göç ediyoruz. Bütün topraklar bizim sayılır” diyor.


 


Koçerlik, sosyal hayattan tutun, ekonomik yaşama kadar doğayla iç içe yaşamaktır. Yazın yaylalarda, Kışın sıcak diyarlarda, hayvanları doğada otlatmak, Kara çadırın altında yaşamak, doğayla iç içe olmak, Koçerlerin yaşam biçimidir. Onlar için rahat yaşamak, ‘apartmanlarda yan komşudan bi’haber olmak’ anlamına gelmiyor. Akrabalarıyla dağ teklerinde özgürce hareket etmektir, rahat yaşamak. Bitlîs’in Tetwan ( Tatvan) İlçesinde, eşsiz göl manzarasını bütünleştiren Koçerlerin yaşam tarzı, görenlerin odak noktası oluyor. Tetwan Koçerleri, yazın Sipanê Xelat dağlarında koyunlarını otladıktan sonra, kışa yakın zamanlarda yine Tetwan merkeze gelip burada çadırlarını açıyor. Yılın belirli zamanlarında, başka bölgelere de giden Koçerler, hayatı bu şekilde tanımladıklarını söylüyor. Yaşamın her alanında ekolojik sürdürülebilirliği esas alan Tetwan Koçerlerini ziyaret ettik. Bizi oldukça sıcak karşılayan Koçerler, yaşamlarına dair her şeyi bizimle paylaşıyor. Bizi görür görmez, ellerini henüz yapmaya başladığı sarma tenceresinden çıkarıp sıkı sıkıya saran Nebile Temel, “Yuvamıza neşe kattınız. Başımızın üstüne geldiniz” diyerek, hazırlamış olduğu köze çay yapmak üzere güğümünü bırakması ile sohbetimiz başlıyor.


Sipan’dan Mêrdîn’e yolculuk!


Bir yandan akşama çocuklara yemek yetiştirmek için tatlı telaş içerisinde olup bir diğer yan dan da sorularımızı yanıtlayan Nebile Temel, iki ay önce Sipanê Xelat dağından geldiklerini söylüyor. Dağ eteklerinde koyun otladıklarını belirten Nebile anne, “Yaz boyu hayvanlara baktık. Şimdi de molayı Tetwan’da veriyoruz. Koyunlarımız yürüyerek Sipan’dan geliyor. Buradan da Mêrdîn’e gideceğiz.  Mêrdîn’e gideceğimiz güne kadar burada durmamız gerekiyor. Boş kalmamak için buradaki patates tarlalarına gidip çalışıyoruz. Bizim yaşamımız da bu şekilde geçiyor. Çalışmadan duramıyoruz” diyor.


Dağ yaşantısını, şehre getiriyoruz’


Koçer yaşantısından dünden bu güne çok az şeyin değişmediğini belirten Mecbure Temel (45), kışın döndüklerinde bile dağ yaşantısını şehre getirdiklerini belirtiyor. Yazın zozanlarda aylarca koyun bakımı yaptıklarını söyleyen Mecbure, “Koyunları sağdıktan sonra elde ettiğimiz süt ile peynir yapıyoruz. Yaptığımız peynirleri koyun postuna koyup saklıyoruz. Koyun postunu değerlendirdiğimiz gibi, tüylerinden de yün elde ediyoruz. Günün diğer boş kalan zamanında ise çobanlara yemek yapıyoruz” diyor. Sonbaharda da boş kalmayı sevmediklerini söyleyen Mecbure, “Burada boş kalmamak için kışa hazırlık yapıyoruz. Kışın yakmak üzere tezek yapıyoruz.  Hiçbir zaman hazıra konmuyoruz. Yakacağımız odunları bile kendimiz dağlara gidip topluyoruz. Bizim yaşamımız da bu şekilde sürüyor. Sürekli hareket halindeyiz. Her zaman her yerdeyiz. Dağ ile şehir arasında mekik dokuyoruz. Dağ yaşantısını şehre getiriyoruz” diyor.


‘Biz, o beton evlere ait değiliz’


Bize çay yapmak için hazırladıkları ateşin etrafında toplanan çocuklarla girdiğimiz sohbet oldukça keyifli geçiyor. Çocukların kameraya şaşkınlıklar içerisinde bakmaları, soru soranların ve cevap verenlerin yer değiştirmesine neden oluyor. Bizim Koçer yaşantısına olan merakımızın önüne, çocukların kamera ve fotoğraf makinesine gösterdikleri ilgi geçiyor. Hemen karşımızda olan ve sahiplerinin de kendilerinin olduğu binayı işaret ederek, ‘Orada neden yaşamayıp ta kıl çadırları tercih ediyorsunuz’ sorumuza karşılık veren Sevcan Temel, “Beton evleri sevmiyoruz. Oradaki yaşam daha rahat olabilir. Fakat biz o beton evlere ait değiliz. Geçmişten bu yana, biz böyle yaşadık. Farklı bir hayat yaşamak bizi ürküttüğü gibi, pek ilgi çekici de durmuyor. Yılın her ayı kafamızın estiği gibi ülkenin farklı bölgelerine göç ediyoruz. Bütün topraklar bizim sayılır” diyor.


‘Koçerlik bize, geçmişimizden miras’


Yaptırdıkları binaların geliriyle koyun ve keçi aldıklarını söyleyen Hamdiye Temel, paranın onlara için pek önemli olmadığını söylüyor. Koçer yaşantısını anlamak için Koçer olmak gerektiğinin altını çizen Hamdiye, “Yaşam şeklimiz size çok farklı gelebilir. Bizim, evde hiçbir işi yapmadan oturanlara hayretle baktığımız gibi, siz de bize şaşırabilirsiniz. Biz gerçekten de hiçbir zaman boş durmayız. Emek vermeyi severiz. Burada boş durduğumuz vakitlerde, başkasının toprağıdır, diye çalışmazlık etmeyiz. Gider amelelik yapar, hayatımızı kazanmaya çalışırız” diyor. Ailede şu ana kadar okuyanın olmadığını söyleyen Hamdiye “Okul okumak, insanların yaşamlarının yolunu bir şekilde bulmaları için iyi bir araç. Fakat bizim böyle bir derdimiz yok. Geçmişten bu güne hep Koçerlik yaptık. Çocuklarımız da böyle yaşayacak. Bu yüzden hiç okuma gereği duymadık” şeklinde konuşuyor.


‘Dağlarda özgürce koşup şarkı söylemekten var mı ötesi’


Koçerliğin güzel olmalarının yanı sıra zor yanlarının da çok fazla olduğunu belirten Hamdiye, yağmur çamur demeden sürekli bir yerlere göç etmek durumunda olduklarını belirtiyor. Gittikleri her yerden farklı anılarla dönmenin ayrı bir güzellik olduğunu söyleyen Hamdiye, “Kışın Rêha (Urfa) ve Mêrdîn’e gidiyoruz. Sonra Sipan dağına çıkıyoruz. Kalıbımıza sığmayan ruh halimiz var. Bir yere bağlı kalmak ve orada yaşamını herkes gibi geçirmek, bizim için işkence anlamına geliyor. Dağlarda özgürce koşup şarkı söylemekten var mı ötesi” diyor.


Yanlarında olduğumuz süre içerisinde de hem çalışıp, hem de sorularımızı yanıtlayan Koçerler, yanlarından ayrılmadan önce közde demledikleri çaylarını ikram etmeyi ihmal etmiyor. Kadınların ve çocukların hep birlikte bizi uğurlaması ise, kadınlar tarafından söylenen Kürtçe şarkılar eşliğinde oluyor.


Fotoğraf: Bahar CİRASUN


Kamera: Zehra DOĞAN


(zd/hp)