Erkeğin tahakküm yöntemi: Cinsel Şiddet!
02:32
Gülşen KOÇUK / JINHA
ANKARA – Cinsel şiddetle mücadele konusunda devletin üzerine düşen görevi yapmadığına dikkat çeken Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği üyesi Özlem Çolak, “Cinsel şiddet mağduru bireylerin gittikleri ilk yer hastane, polis vs. oluyor. O noktadan itibaren, cinsel şiddete maruz kalan kişiyi, uğradığı şiddetin yarattığı yıkımı tamir etmek için girdiği süreci boşa çıkaracak veya pişman edecek bir sistem var Türkiye’de” dedi. Cinsel şiddete maruz kalmış bireylere önyargılı, haklarına ulaşmalarına engelleyici birçok yaklaşımın görüldüğüne dikkat çeken Özlem, haklarını bilmeyen mağdur bireylerin yasal mekanizmalarda da haklarını öğrenemediklerini belirtti.
Cinsel şiddet, bir kişinin kendi rızası dışında cinsel bir eyleme hedef olmasıdır. Hiçbir davranış, cinsel şiddetin nedeni olarak görülmez. Cinsel şiddet, hem kanunlar önünde, hem toplum önünde suçtur. Cinsel şiddete sadece bir yabancı tarafından maruz kalınmaz. Her ne kadar az gündeme gelse de, aile içi cinsel şiddet de kadınların en çok maruz kaldığı bir cinsel istismar örneğidir. Kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı, herkes cinsel şiddet mağduru olabilir. Türkiye’de cinsel şiddete maruz kalan bireyleri koruyucu kanunlar son yıllarda yapıldı. Kanunlarda, kadın – kız ayrımının kaldırılması, çocuğun cinsel istismarında ‘çocuğun rızası’ ibaresinin kaldırılması gibi değişiklikler yapıldı.
‘Sorunlar ancak, kadın örgütlülüğü ile çözüme ulaşır’
Bugün dünyada en çok yaşanan cinsel şiddet türünün aile içi cinsel şiddet olduğuna dikkat çeken Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu aktivisti Zehra Tosun, kadına, eşi cinsel ilişki kurmak istediğinde bunu yapmak zorunda olduğunu düşündüğü için yerine getirdiğini dile getirdi. Ev içinde tecavüzün yasalarla da tanımlanmış olduğunu ifade eden Zehra, evli olan kadının eşinin tecavüzüne maruz kalması durumunda yasal süreci başlatabileceğini belirtti. Zehra, çok uzun yıllar Güneydoğu Anadolu Bölgesinde cinsel şiddetin daha yaygın olduğunun düşünülmesine rağmen, 2009 yılında yapılan bir çalışmaya göre Karadeniz Bölgesi’nde daha çok cinsel istismar olayının yaşandığını söyledi.
Yanlış toplumsal algılar erkekte de, kadında da var
“Tecavüzün kadın üzerindeki ilk temel etkisi, korku, utanç ve suçluluk duygularıdır” diyen Zehra Tosun, bunun toplumun ‘Kadın tecavüze uğruyorsa, kesin bir şey yapmıştır’ algısından kaynaklandığını, bireysel kişilik özellikleriyle alakalı olmadığının altını çizdi. Korku, utanç ve suçluluk duygularının, kadınların harekete geçmesinin önünde bir engel olduğunu kaydeden Zehra, bu sorunların çözümü için kadın örgütlülüğünün önemine işaret etti. Tecavüze ilişkin, toplumdaki kadını suçlayıcı yanlış algıların sadece erkeklerde değil, kadınlarda da olduğuna değinen Zehra Tosun, “Kadınlar da ataerkil toplumda yetişiyor, toplumdan bağımsız değildir. Dolayısıyla öncelikle burada kadının dönüşüm sağlanması gerekiyor” dedi.
‘Mağdur kadın için en kritik şey, kadın dayanışmasıdır’
Kadının tecavüz olayından sonraki süreci, olayın tecavüz olduğuna karar verme ve harekete geçme olarak iki aşamalı yaşadığını ifade eden Toplumsal Dayanışma İçin Psikologlar Derneği (TODAP) üyesi Hilal Eyüpoğlu, bundan sonraki sürecin birçok şeyi karşısına almayı gerektiren bir süreç olduğundan dolayı zorlu olduğuna dikkat çekti. Kadının, hukuki süreç boyunca içinde bulunduğu psikoloji üzerinde duran Hilal, şöyle devam etti:
“Bu süreçte, kadının devlet kurumlarında maruz kaldığı muamele, soru şekilleri, kadına yaklaşım biçimleri de kadının hayatını, ruhsal durumunu zorlaştırabiliyor. Hatta o kadar zorlaştırıyor ki durumu, ‘Ben artık yapamayacağım, dayanamayacağım’ diyerek haklarını aramaktan vazgeçebiliyor. Burada çok kritik bir şey devreye giriyor: Kadın dayanışması. Çevremizde herhangi bir kadın, buna dair bir şey belli ettiğinde veya söylediğinde, gerçekten koşulsuz onun yanında olduğumuzu belli ettiğimizi ve destek verdiğimizi göstermemiz gerekiyor.”
‘Sorun erkekte değil, erkekliğin kendisindedir’
“Bir yandan cinsel şiddetin ne olduğunu konuşurken, ne olmadığını da konuşmak gerekiyor” diyen TODAP üyesi Aylin Ülkümen, cinsel şiddet davranışlarının erkeğin bireysel yönünden, kişiliğinden, karakterinden, bireysel patolojik durumundan kaynaklandığını düşünmenin yanlış olduğunu dile getirdi. Erkeğin karşısındaki bireye uyguladığı şiddet veya cinsel şiddetin bireysel patolojik durumlardan kaynaklanmadığını kaydeden Aylin, “Bu durumlar bireysel patolojik durumlardan çok, toplumsal yapıdan kaynaklanıyor. Asıl sorun erkeğin kendisi değil, erkekliğin kendisidir” dedi.
‘Cinsel şiddetle mücadelede, devlet görevini yapmıyor’
Çalışmalarına eleştirel perspektifi de dâhil ederek cinsel şiddet üzerine çalışan diğer meslek gruplarıyla paylaşarak, nasıl bir mücadele pratiği geliştireceklerinin üzerinde durduklarını kaydeden Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu ve TODAP üyesi Özlem Çolak, cinsel şiddet üzerine yapacakları çalışmalara sadece meslek gruplarını değil, feminist gruplarını, konunun asıl öznesi olan ve mücadele eden kadınları da dahil edeceklerini ifade etti. Cinsel şiddetle mücadele konusunda devletin üzerine düşen görevi yapmadığına da dikkat çeken Özlem, “Cinsel şiddet mağduru bireylerin gittikleri ilk yer hastane, polis vs. oluyor. O noktadan itibaren, cinsel şiddete maruz kalan kişiyi, uğradığı şiddetin yarattığı yıkımı tamir etmek için girdiği süreci boşa çıkaracak veya pişman edecek bir sistem var Türkiye’de” dedi. Cinsel şiddete maruz kalmış bireylere önyargılı, haklarına ulaşmalarına engelleyici birçok yaklaşımın görüldüğüne dikkat çeken Özlem, haklarını bilmeyen mağdur bireylerin yasal mekanizmalarda da haklarını öğrenemediklerini belirtti. Fiziksel ve cinsel şiddet arasındaki farklara değinen Özlem Çolak, “Bir kişi kadın danışma merkezlerine ya da sığınma evlerine başvurduğunda, maruz kaldıkları fiziksel şiddetten bahsediyorlar. Ama cinsel şiddetten hala bahsedemiyorlar. Çünkü bu, bir şekilde cinsellikle bağlantılandırıldığı için ya da cinselliğin kullanıldığı bir şiddet biçimi olduğu için bunun ortaya çıkması çok güç oluyor” dedi. Özlem, cinsel şiddeti, konuşulabilir ve görülür kılmanın, şiddete maruz kalan kişinin utancı, suçu, hatası olmaktan çıkarıp, yapana yüklemenin, mücadele alanı açacağına işaret etti.
‘Cinsel şiddet, toplumsal bir sorundur’
Cinsel şiddetin toplumsal bir şey olduğunu düşündüklerini belirten TODAP üyesi Fatma Tanış, cinsel şiddetle mücadele noktasında patolojik durumları tedavi etmekten ziyade, kadınların dayanışma içerisinde olarak bir başarı elde edebilecekleri kaydetti.
Foto – Kamera: Gülşen KOÇUK
(gk/hp)

