Medya, Sinema ve Kültürel Alanlarda Cinsiyet Eşitliğinin İnşası
03:33
Pelin İKTÜEREN – Hazal PEKER / JINHA
İSTANBUL - Uluslararası Cinsiyet Eşitliğinin İnşası Konferansı, başladı. Konferansın forum konularından biri de, Medya, Sinema ve Kültürel Alanlarda Cinsiyet Eşitliğinin İnşası. Konuşmacı Hülya Uğur Tanrıöver,” Başbakana sevgilerimi iletiyorum, ben dünyada hiçbir başbakan görmedim ki, olimpiyatlardan başarıyla dönen bir kadın sporcuyu tebrik ederken ‘O bir anne’ desin” dedi.
Uluslararası Cinsiyet Eşitliğinin İnşası Konferansı İsveç – Türkiye Deneyimleri, Boğaziçi Üniversitesi Şahenk Salonu- Garanti Kültür Merkezi’nde devam ediyor. Filmmor Kadın Kooperatifi, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği, GSÜ Medya Çalışmaları, Araştırma ve Uygulama Merkezi, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı tarafından organize edilen konferans 2 gün sürecek. Konferansta, “Mevcut eşitsiz koşullarda, inşa edilmesine özel önem verilmeden kadın-erkek eşitliği sağlanabilir mi? Kadın-erkek eşitliğini inşa etme sürecinde özel önlemler, özel politikalar neler olmalı? İsveç ve Türkiye’de kadın-erkek eşitliği uygulamaları, yasalar, özel önlemler, politik yaklaşım nasıl olmalı? Politik, ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda kadın-erkek eşitliğini bir bütün olarak inşa etme politikaları neler olmalı?” Sorularının yanıtlarını tartışılıyor. Uluslararası Cinsiyet Eşitliğinin İnşası Konferansına, İsveç ve Türkiye’den, çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi, akademisyen, öğrenci, gazeteci ve siyasetçi kadın katılıyor.
‘Kadın sporcu tebrik edilirken ‘O bir anne’ denilir mi?’
Konferansın 2. Forum başlığı ‘Medya, Sinema ve Kültürel Alanlarda Cinsiyet Eşitliğinin İnşası’ konusuydu. Forumun konuşmacıları, İsveç Doris Film’den Aase Högfeldt, Swedish Research Institute Asa Elden, Feminist Perspective Marianne Broddesson, Türkiye’den Pazartesi Gazetesi adına Ayşe Düzkan, EHESS Paris’den Berna Ekal, MEDİZ’den Hülya Uğur Tanrıöver, FİLMMOR’ dan Melek Özman, AKP’den Zeynep Karahan Uslu oldu. İlk söz alan konuşmacılardan Hülya Uğur Tanrıöver, Türkiye medyasında kadının ele alınışına ilişkin değerlendirme yaptı. Kadının medya da çok sorunlu bir şekilde işlendiğinin artık herkes tarafından bilindiğini dile getiren Hülya Uğur Tanrıöver, esas önemli olanın sorunun çözümüne ilişkin çalışmalar yürütmek gerektiğini belirtti. “Kadın bedeninin sunumu, kullanımı, muhafazakar söylemler eklenerek konu müstehcenlik meselesine gelip, dayanıyor” diyen Hülya Uğur Tanrıöver, şunları belirtti:
“RTÜK de ki kararlarda ‘Her türlü ayrımcılığın cezalandırılması’ maddesi varken, en az başvurulan cezalandırma kategorisinin bu oluyor. Hepimiz biliyoruz ki kadın, haberlerde magazinleştiriliyor. ‘Anneler barış istiyor’ deniliyor. Yani siz kadınlara diyorsunuz ki, “Siz görüşünüzden, siyasi olduğunuzdan değil, doğurduğunuz için barış istiyorsunuz’ deniliyor. Türkiye de içeride ve dışarıda barış istememiz gereken bu süreçte, barışı istemenin bir vicdan meselesi olmanın dışında, kadın üzerinden, anneliği üzerinden barış meselesini gündemleştirmek doğru değil. Sınır tanımayan anneler adının anlamına ilişkin yoğunlaşmayı da size bırakıyorum. Başbakana sevgilerimi iletiyorum, ben hiçbir başbakan görmedim ki olimpiyatlardan başarıyla dönen bir kadın sporcuyu tebrik ederken ‘O bir anne’ desin.”
Daha sonra konuşan Feminist Perspective Marianne Broddesson, İsveç’in toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda duyarlı bir toplum olduğunu belirtti. Marianne Broddesson, kadınların yüzde 90’ ı erkekten daha fazla çalışmasına rağmen, daha çok kadınların iş yaptığı kamu sektöründe ayrımcılık olduğunu düşündüğünü söyledi. İş gücü açısında kadın ve erkek arasında büyük ayrımcılık olduğunu ifade eden Marianne, “Tabi ki erkek şiddetine maruz kalmak, önemli bir sorun. Bu gazeteciler tarafından da yansıtılmakta. Kadınlara karşı erkek şiddetinin önemli bir konu, konferans konusu olduğunu düşünüyorum” dedi.
Foto – Kemera: Hazal PEKER
(hp)

