Amed surlarında ‘zebeş’!

10:21

 


Mizgin TABU - JINHA


AMED – Doğada endemik olarak bölgenin, orijin bitkisinin yerleşik hayata geçiş tarihi ile karpuzun tarihinin aynı olduğunu söyleyen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Başkanı Abdulsamet Ucaman, “Med’lerden bu yana Amed surlarının yapımı itibariyle, zebeşin tarımı, Amed bölgesinde yaygınlaşmış” dedi. Amed karpuzunun doğal üretimi için belediye olarak projelerinin olduğunu söyleyen Abdulsamet, Botanik projesi ile Dicle Nehri kıyısında botanik bahçelerinden zebeşin fidelerini elde ederek surların yanında yetiştirmeyi planladıklarını belirtti.


 


Ülkemizde her şehrin sembolü olmuş, kendine özgü bir tarım ürünü bulunuyor. Örneğin, şeftali dediğimizde Bursa, incir dediğimizde Aydın, pamuk dediğimizde Adana, fındık dediğimizde Giresun, çay dediğimizde Rize ve Amed dediğimizde akla ilk olarak zebeş (karpuz) geliyor. Amed’te yüzyıllardır zebeş yetiştiriciliği için 'Boran' denilen yabani güvercinlerin yetiştirildiği ve barındığı "Boranhaneler"  vardı. Dünyaca meşhur Amed zebeşi için yetiştirilen ve "Koğa" denilen güvercin gübresinden faydalanılan boranhaneler, eskiden Amed’te oldukça yaygındı.


‘Zebeş, Farsça Xerpis, Latince citrullus vaulgaristir’


Mezopotamya’da ender olarak yetişen zebeşin adını ilk verenin Kürt’ler olduğunu belirten Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Başkanı Abdulsamet Ucaman, zebeşe Fars’ların xerpis dediğini ve Latince isminin de citrullus vaulgaris olduğunu söyledi. Yörenin ender bitkisi olan zebeşin, insanların tarıma ilk geçiş esnasında aroması ve şekeri itibariyle tadı güzel olduğu için, ilk kültüre aldıkları sebze olduğunu söyleyen Abdulsamet, “ Amed’te susuz yetiştirilen çeşitlerimizden tutun da çay kenarında ve nehir kenarında yetişen zebeş çeşitlerimiz var. Pembe, sürme, ferik, yafa, kara, alaca ve Mehmet Emir adında yetişen zebeş çeşitlerimiz var. Bu zebeşlerin önde geleni, ferik ve sürmedir, özelikle ferik çeşidinin yetmiş kiloya yakın karpuzu olduğu bilinir” dedi.


‘Boranhane kültürü yok oluyor’


Yörede zebeşin pekmez ve şerbetinin çeşitli şekillerde kullanıldığını söyleyen Abdulsamet, “Yöresel olarak kültüre alınmış zebeş, yetiştiriciliğiyle çok farklılık göstermektedir. Eskiden boranhane dediğimiz güvercin yetiştiriciliği, kent merkezine yakın köylerde çok meşhurdu. Şimdi bu boranhaneler fazla yok. Dolaysıya şuan, artık zebeşler için farklı yöntemler kullanmakta.  Bu da zebeşin tadını ve kalitesini düşürüyor ” şeklinde konuştu. Amed’te zebeş üretiminin artık ticari amaçlarla yapıldığından dolayı, suni gübrelerin kullanıldığının altını çizen Abdulsamet, “Zebeş üretiminde, genetiği değiştirilmiş hivrit çeşitler şuan rağbet görmekte. Tadımlık aroma olarak, gerçek Amed zebeşi olmamasına rağmen, ticari olarak daha fazla üretim yönelik olduğu için, şuan yörede maalesef bu ürünler duhul edilmiş” dedi.


Med’lerden bu yana zebeş..


Amed zebeşinin yuvarlak familyasından farklı olarak diğer yörelerden birinci derecede ayrıştığını belirten Abdulsamet, “Zebeşin tarihi Med’lere kadar uzanır. Kürtler, doğadan aldıkları yankılardan isim üretir. İlk yerleşik hayata geçişle birlikte çay kenarında zebeş yetiştiriyor” dedi. Doğada endemik olarak bölgenin, orijin bitkisinin yerleşik hayata geçiş tarihi ile karpuzun tarihinin aynı olduğunu söyleyen Abdulsamet, “Med’lerden bu yana Amed surlarının yapımı itibariyle, zebeşin tarımı, Amed bölgesinde yaygınlaşmış” dedi.


Abdulsamet: Amed surlarında botanik bahçeler kuracağız!


Amed tarihinin tedavi yöntemlerinde zebeşin önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Abdulsamet, “Zebeşin  yüzde 80’ ninin  su olmasından dolayı, içindeki aroma şekerinin düzgün olması, idrar söktürücü olduğunu  ve böbreklere ciddi faydaları var. Amed yıllardan bu yana bu sebepten dolayı zebeşe çok önem verir” dedi. Amed zebeşinin doğal üretimi için belediye olarak projelerinin olduğunu belirten Abdulsamet, “Botanik projemiz elimizde mevcut. Bu projeyle, botanik bahçelerini, Amed surlarını, Dicle nehrini ve Boranhaneleri birleştirerek, dörtlü bir sembol haline getireceğiz. Bu proje ile, öncelikle boranhanelerde gübreyi elde edeceğiz. Daha sonra Dicle Nehri kıyısında botanik bahçelerinden zebeşin fidelerini elde ederek surların yanında yetiştirmeyi planlıyoruz” dedi.


Foto – Kamera: Mizgin TABU


(mt/zd/hp)