‘Roman çocuklar, kendilerini Kürt çocuklarına yakın hissediyor’

10:59

 


JINHA


AMED – III. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu’nda “Roman çocukların yoksulluğu deneyimleme biçimleri” konusu İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk ve Gençlik Merkezinde görevli Psikolog Derya Koptekin tarafından ele alındı. Çok sayıda Roman çocukla görüştüğünü dile getiren Derya Koptekin, çocuklarla yaptığı mülakatlarda, Roman çocukların kendilerini Kürt çocuklarıyla çok yakın gördüklerini, kendileri ile Kürt çocukları arasında benzerlikler bulunduğunu belirtti.


 


‘Toplumsal Rramva’ adı ile düzenlenen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından organize edilen III. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu’nda “‘Politik ninni / arabulucu olarak sosyal bilimler ve sosyal bilimciler” konusu ele alındı. Yunanistan’da Aristotle Üniversitesi akademisyenlerinden Athanasios Marvakis  tarafından yapılan sunumda ‘entegrasyon’ ve göçmenler özel olarak ele alındı. “Makalem ‘entegrasyon”a dair, göçmenleri pasif ve güdülmüş- öznellikten yoksun ve yaşamlarına öncülük ederken kendi inisiyatiflerinden mahrum bırakılmış- olarak gören hakim ve yaygın söylemlere eleştirel bir atıfla başlıyor” diyen Athanasios, şunları belirtti:


“Araştırmam, hakim görüşün göçmenleri sınırladığına ve söylendiği üzere onları yalnızca şartlara göre asimile eden, nihayetinde sadece kimin taleplerine boyun eğmek zorunda olduklarını seçmeye mahkum eden bir kutuplaşmaya işaret ediyor. Buradaki genel kaygım, bu toplumsal olguya, bu olaylarda rol alan ilgili kişilerin öznelliğini soyutlayarak yaklaşmanın sadece bir ‘teorik’ eksiklik ya da -düzeltilmesi gereken- ‘hata’ değil aynı zamanda belirli bir epistemolojik, dolayısıyla politik bir bakış açısı olmasıdır. Ve bu noktada bakış açısının amaca yönelik olup olmadığı ya da ‘sadece’ gerçeklere dayalı olarak alınmış olması önemsizdir, asıl önemli olan bunların pratikteki etkileridir. Göçmenlerden ve onların entegrasyonundan bahsederken, insanların hayatlarında değişiklik yapacak çeşitli iyi nedenleri göz önüne almamak -bazen insan hayatı için çok ağır bedelleri olan- sadece ‘kötü’ veya ‘iyi’ bilimin örneği değildir. Göçmenlerle ve onların entegrasyonuyla ilgili bakış açımızı devlet bürokrasisinin ve polisin ‘çıkarları’ ve algısıyla sınırlayan bir kanaat gelişmesine de yol açar.  Ve ‘entegrasyon’ sadece etkisiz-iyi ya da kötü- bir kavram olmadığı ve süregelmekte olan toplumsal mücadelelere özgü bir araç ya da silah, belirli bir bakış açısının yansıması ve ifadesi de olduğu için, bu sunum, herkesin öznelliğini benimseyen alternatif fikir ve yöntemlerin belirlendiği eleştirel, sosyal bilimlere ait sonuçları mütalaa eder.”


Roman çocukların yoksulluğu deneyimleme biçimleri


Daha sonra “Roman çocukların yoksulluğu deneyimleme biçimleri” konusu İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk ve Gençlik Merkezinde görevli Psikolog Derya Koptekin tarafından ele alındı. Roman çocukların yoksulluğa, zenginliğe ve Roman olmaya ilişkin değerlendirmelerini konu alan bir çalışma yaptığını belirten Derya Koptekin, “Çalışmamda yoksulluğu ekonomik bir kategori olmanın yanı sıra, kişilerin içinde yaşadığı, anlamlandırdığı, başa çıkmak için çeşitli yöntemler geliştirdiği toplumsal bir ‘durum’ olarak sorunsallaştırıyor. Bu bağlamda, çocukların kendilerine ve ‘zenginlere’ dair imgeleri, toplumsal eşitsizliklerin ve hiyerarşilerin onlarda açtığı yaralar, Roman kimliğinin kendi yoksulluklarını anlamlandırmalarındaki etkileri, yoksulluğu yaşantılama biçimleri ve onunla başa çıkma mücadeleleri temaları etrafında odaklaşıyor” dedi. Derya Koptekin, çocuklarla yaptığı mülakatlarda, Roman çocukların kendilerini Kürt çocuklarıyla çok yakın gördüklerini, kendileri ile Kürt çocukları arasında benzerlikler bulunduğunu belirtti.


Foto: Hazal PEKER


(hp)