3.Eleştirel Psikoloji Sempozyumu başladı

12:00

Hazal PEKER - JINHA


AMED –3. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu açılış sunumu “Kürt sorununda psikopolitik hususlar” oldu. Canada Ottawa Universitesi akademisyenlerinden Ersin Aslıtürk, “Kürt halkı aşağılanmış ve gerektiğinde ayrımsız şiddete maruz bırakılarak öz güvenlerine yani haysiyetlerine tecavüz edilmiştir. Kürtlerin önemli bir kısmı bu aşağılanmaya bir isyanla cevap veriyorlar. Yaklaşık 30 yıldır süre giden savaş, çeşitli siyasal gelişmelerin yanında, Türkiye toplumunda da derin yaralara yol açmaktadır.” dedi.


 


Sosyolog ve psikologlar, 12 Eylül 1980 darbesi ardından devam eden süreçte, toplumun üzerinde travmatik bir etki bıraktığında hemfikir. Son 30 yıllık süreçte yaşanan toplumsal travmanın Organizasyonunu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı, Bağlar Belediyesi, Toplumsal Dayanışma için Psikologlar Derneği (TODAP), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)’ nın yaptığı birçok yerli ve yabancı psikologun katılacağı III. Eleştirel Psikoloji Sempozyumu’nun, 15-16 Eylül 2012’de Sümerpark’ da başladı.


Sempozyumun açılış sunumu Canada Ottawa Universitesi akademisyenlerinden Ersin Aslıtürk tarafından, “Kürt sorununda psikopolitik hususlar” konusu oldu. Sunumda, Ersin Aslıtürk’ün ‘Türkiye’nin en can alıcı konusu’ olarak adlandırdığı Kürt sorunu, sosyal psikolojik ve psikopolitik bir yaklaşımla ele alındı. Türkiye tarihinde Kürtlerin en doğal politik ve kültürel haklarının inkar edildiğini belirten Ersin Aslıtürk, şunları ifade etti:


“Kürt halkı aşağılanmış ve gerektiğinde ayrımsız şiddete maruz bırakılarak öz güvenlerine yani haysiyetlerine tecavüz edilmiştir. Kürtlerin önemli bir kısmı bu aşağılanmaya bir isyanla cevap veriyorlar. Öyle görünüyor ki bu isyanın Kürtler açısından en temel psikolojik fonksiyonu psikopolitik bir olgu olarak nitelendirilebilecek bir kolekfik-özgüven duygusunun ortaya çıkmasıdır. Türkiye’ de ki devlet geleneğinin kendi kimlik korkularına ve güvensizliklerine dayalı etkili siyaset eksikliği ‘güvenlikçi’ siyasetin devamını sağlamış, fakat Kürtlerin özgüven ihtiyacını ve çatışma ortamının devam etmesini sağlamıştır. Yaklaşık 30 yıldır süre giden savaş, çeşitli siyasal gelişmelerin yanında, Türkiye toplumunda da derin yaralara yol açmaktadır. Sonuçta bu siyasal ve toplumsal iklim, Türkiye’ de Türklerin ve Kürtlerin dışsal korku ve içsel güven ekseninde gelişen duygularını asimetrik şekillerde etkilemiş, ortak yaşam iradelerinde de belirgin sarsıntılara yol açmıştır.”


(hp)