BERİVANLAR: Köyümüze, dağlarımıza dönmek, orada süt sağmak istiyoruz

09:28

 


Mizgin TABU - JINHA


AMED - Geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu söyleyen ve zorunlu göç sonrası yaşadıkları mağduriyeti anlatan Berivanlar: “Devlete baş kaldırdığımız için, bize dayattıklarına direndiğimiz için, köylerimize dönemiyoruz. Köyümüze gittiğimizde ise, ‘Siz teröristsiniz. Teröristlere ekmek veriyorsunuz. Defolun, gidin buradan’ diyorlar. Ama orası onların değil, bizim. Köyümüze, dağımıza gidip, yemyeşil dağlarımız da hayvanlarımıza bakmak, süt sağmak istiyoruz. Topraklarımızda ölmek istiyoruz.” 


 


Berivan, dağda açan çiçek, süt sağan kadın anlamına gelir Kürtçe de. Öyledir de.. Kadınlarımız, dağlarda yemyeşil kırlarda koyunlarını sağar. Rengarenk elbiseleriyle, doğanın içinde ki çiçektir onlar. Bahar aylarında beri yolculuğuna çıkan kadınlar, yaşadıkları zorluklara rağmen özlemleriyle, umutlarıyla beriye giderler. Yaşadıkları zorluklar diyoruz, çünkü topraklarından göçe zorlanmış, evleri yakılmış, tarlalarına el konulmuş birçoğunun. Zorluklar diyoruz, çünkü barajlar ve su kanalları yapılarak hayvanlarına baktıkları alanı daraltılmış, onların. Amed’in Bismil ilçesinin Yukarı Darlı Köyü’nde yaylalara çıkıp, hayvancılık yapan, süt sağan berivanları ziyaret ettik. Beriye giden kadınlarla, berivanlık, yaşam koşulları ve geleceğe dönük beklentilerine ilişkin görüştük:


‘Yapılan barajlar yüzünden, hayvanlarımıza bakacak yer yok’


Barajlar ve su kanallarının yapılması ile çalışma koşullarının zorlaştığını ve hayvanlarına bakacak alanlarının kalmadığından söz eden berivan Arap Aksu, “Hayvanlarımıza bakacak yer imkânı kalmadı. Burada barajlar yapılınca, bizimde hayvanlarımıza bakma koşullarımız zorlaştı” diyor. Sabah erken saatlerinde beriye gittiklerini dile getiren Arap, koyunlarını sağdıktan sonra peynir yaptıklarını ve sattıklarını belirtiyor. Sekiz kardeş olduklarından söz eden Arap, tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu ve geçimlerinin zorlaştığını aktarıyor. Okumayı çok istediğinden bahseden Arap, kardeşlerinin evlendiğini ve annesinin yaşlı olduğunu bu yüzden hem beri ye gittiğini hem de ev işi yaptığını ve kendine zaman ayıramadığını söylüyor.


‘Topraklarımızda ölmek istiyoruz’


Köylerinden göç etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Arap, “Bir an önce bu zulmü üzerimizden kaldırsınlar, köyümüze dönmek istiyoruz. Hayvanlarımız, pamuk tarlalarına giriyor, pamuk sahibi ile kavga ediyoruz. Buradaki hayatı sevmiyoruz, buradaki ovalarda yaşamak istemiyoruz. Köyümüze, dağımıza gidip yemyeşil dağlarımız da hayvanlarımıza bakmak istiyoruz. Toprağımızda ölmek istiyoruz. Burada bir avuç toprak bile bize ait değil” diyor. İstanbul’ a gitmek gibi bir düşüncelerinin de olduğunu, ama sonra bu fikirden vazgeçtiklerini belirten Arap, “Metropolde yaşamak zor. Metropoller bizim hayatımız gibi değil. Bizim yerimiz, yurdumuzdur. İstanbul’a gitsek hazır giyim da çalışacağız. Biz kendi köyümüzde, annelerimiz gibi, hayvanlarımıza bakalım, süt sağalım, bahçemize bakalım istiyoruz. Metropoller bizim yaşam tarzımıza uzak.”  diyor.


‘Haksızlık ve zulüm bitsin’


Mardin’in Aqres Köyü’nden olduklarını ve köylerine dönmek istediklerinden bahseden Arap, “Devlete baş kaldırdığımız için, bize dayattıklarına direndiğimiz için, oraya tekrar dönemiyoruz. Köyümüze gittiğimizde ise, ‘Siz teröristsiniz. Teröristlere ekmek veriyorsunuz. Defolun, gidin buradan’ diyorlar. Ama orası onların değil, bizim. Biz istiyoruz ki tüm halklar gibi, insanca hakkımız verilsin. Bu haksızlık üzerimizden kaldırsınlar. Bugün haksızlığın ve zulmün zamanı değil” diye vurguluyor. Kürtlerin dayanışma içinde olması gerektiğini aktaran Arap,”Haksızlıktan kurtulmak istiyoruz. Özgür olmak istiyoruz. Yurtsever bir halksan, nereye gidersen git hep eziliyorsun. ‘Kim bilir, sen kimsin? Nerelerden geldin?’ diyorlar. Birbirimize inanmamız gerekiyor” diye sesleniyor.


‘Birbirimize sahip çıkalım’


Geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu söyleyen berivan Emine Aksu ise, “Beriye, öğlen gidiyoruz. Birde ikindide gidiyoruz. Sütümüzü eve götürüp kaynatıyoruz. Sabaha hazırlamak için, uyuyamıyoruz. Sonra erkek çocuklarımız çarşıya götürüp satıyorlar. Sekiz çocuğum var, yetmiyor. Bizim köyümüzü, evimizi hep yaktılar. Tarlalarımıza el koydular. Malımızı, mülkümüzü bize vermiyorlar. Üstüne para verdiğimiz halde vermiyorlar. Biz iyiliği istiyoruz. Erdoğan iyiliği gelmiyor” diyor. Beriye gittiklerini, sonrasında ev işi yaptıklarını, çocuklarına baktıklarını dile getiren Emine, “Kadının işi çok zor. Biz de işimizi bitirdikten sonra, gezmek, dinlenebilmek isteriz. Ama olmuyor. Biz de diğer halklar gibi özgür olmak istiyoruz. Bütün mücadelemize rağmen yolumuz açılmıyor. Çocuklarımız cezaevlerinde tutuklu, çocuklarımız dağda ölüyorlar. İşimiz çok zor, bu halde kimse halimizi sormuyor. Sanki herkes bize karşı. Aslında bizim bir birimize sahip çıkmamız gerekiyor. Halk olarak bir birimizi desteklemeliyiz” diyor.


Büyük çocuklarının fındık toplamaya Karadeniz Bölgesine gittiğini söyleyen Neslihet Aksu, “Bir işimiz, geçim kaynağımız yok. Bütün gelirimiz bu koyunlardır. Oda yetmiyor. Burada kadının işi de çok zor. Eve gidiyoruz, çocuklara bak, çamaşır, bulaşık yıka. Beriye git, koyunları sağ. Hayat Kürt kadınları için çok zor” diyor.


Foto-Kamera: Mizgin TABU


(mt/ha/hp)