‘Tecavüz mağdurları yaşadıkları travmayla baş başa bırakılıyor’

08:46

 


Hicret ÇİFTÇİ/JINHA


SÊRT -Çocuk istismarlarını ve kadına yönelik tecavüzleri değerlendiren Avukat Roja Arslan, tecavüz ve cinsel istismarlarla ilgili açılan dava dosyalarında artış yaşandığına dikkat çekerek, “Dava görülme aşamasındayken birçok sivil toplum örgütü, partiler, kadın kuruluşları, dernekler davayı takip eder. ‘Buradayız, mağduru koruyoruz, yanındayız’ derler. Ancak sonrasında devletin gözetiminde nasıl büyüyorlar, nasıl yetişiyorlar? Gençlik dönemine nasıl giriyorlar? Neler yaşıyorlar, toplum ile uyumu hangi aşamadadır? şeklinde olayın takibi yapılmıyor. Kişi yaşadığı travmayla baş başa bırakılıyor” şeklinde konuştu.


Türkiye’de ve Bölgedeki kadına yönelik şiddet, tecavüz, taciz ve çocuk istismarları giderek yaygınlaşmaya başladı. Çocuk istismarlarının ve kadına yönelik tecavüzlerin nedenlerinin ve nasıl çözülebileceğini, konuya ilişkin hukuki ve sosyal boyutunu değerlendiren Avukat Roja Arslan, asıl tartışılması gereken konunun verilen cezaların caydırıcılığına ilişkin olduğunu belirtti. Gazi İlköğretim Okulu davasında faillerin yargılanmasının 10 yıl esas alınarak, cezaların tayin edildiğini dile getiren Roja, bu durumunda mağdurların fiziksel ve ruhsal yapılarının bozulduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu’nun raporlarının etkili olduğunu söyledi. Sadece Siirt'te yargının bunu gerçekleştirmesinin yeterli olmadığına değinen Roja, olayların bu kadar çok sık yaşanmasının cezaların yeterli derecede verilmediğinden kaynaklı olduğuna işaret etti. Roja, caydırıcı cezaların verilmemesi nedeniyle mağdurların daha fazla mağdur edildiği durumla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.


'Devlet failleri koruyor'


Mağdurların genelde yoksul kesimden geldiğini vurgulayan Roja, mağdurların yaşlarının 6 ile 15 arasında değiştiğini, faillerin de genelde yetişkinlerden oluştuğuna dikkat çekti. Mağdurlara en fazla yaşlı kişiler, emekli, komşu, akraba, ebeveyn tarafından cinsel istismara uğradığına değinen Roja, ensest vakalarının da arttığını belirtti. Çoğu zaman devletin failleri koruduğu durumlarla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Roja, buna örnek olarak Bingöl'de 8 uzman çavuşun kız çocuğuna tecavüz olayında sanıkların tutuklanmaması, kuran kursu hocasının erkek çocuğa istismarında aynı durumun yaşanmasının bunu açıkça ortaya koyduğun belirtti. Bu suçların sürekli kendisini yenilemesini değerlendiren Roja, bu durumun temelini oluşturan başka sıkıntıların olduğunu fiziksel, psikolojik, ekonomik boyutunun yanı sıra din olgusunun etkili olduğunu ifade etti. Mevcut sistemin etkisinin ve kanunların kişiyi koruyamamasının etkisinin de büyük olduğunu vurgulayan Roja, "Bu yüzden hukuk sistemi tamamen değişmelidir. Çocukların en sağlam anlamda koruyucu, daha suç aşamasına gelinmeden neler yapılması gerektiği konusu gündeme gelmelidir" dedi.


‘Taciz ve tecavüze yönelik tepkiler zayıf’


Yaşanan olayın ardından çocuğun devlet tarafından koruma altına alınarak devlet yurduna yerleştirildiğini ifade eden Roja, dava görülme aşamasında birçok sivil toplum örgütünün, partilerin, kadın kuruluşlarının, derneklerin mağdurun yanında olduğunu ancak sonrasında ilgilenme konusunda eksik kaldıklarını belirtti. Taciz ve tecavüze yönelik tepkilerde zayıf kalınıyor. Kadın kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin olay vukuğunun gerçekleşmesinden sonra devreye girdiğine dikkat çeken Roja, "Yine Siirt'te bir cinsel istismar davası şeklinde. Bingöl'de, Ağrı'da ya da Van'da, Başkale'de bütün sivil toplum örgütleri oraya konuşlanır. ‘Buradayız, mağduru koruyoruz, yanındayız’ diyorlar. Yürüyüşler, mitingler, eylemler düzenleniyor. Ancak sonrasında devletin gözetiminde nasıl büyüyor, nasıl yetişiyor? Gençlik dönemine giriyor neler yaşıyor, toplum ile uyumu hangi aşamadadır? Olayın takibi yapılmıyor” şeklinde konuştu.


‘Mağdurlar kaderlerine terk ediliyor’


Mağdur olan çocukların büyüme aşamalarıyla ilgilenilmediğine değinen Roja, bu çocukların nasıl büyüdükleri, yetiştikleri, psikolojileri, ruhsal ve ekonomik durumlarıyla genel olarak ilgilenilmesi gerektiğini belirtti. Bu durumu yaşayan mağdurların yaşadıkları travmayla baş başa bırakıldığını belirten Roja, bu durumun düzeltilebilmesi için yeni kurumların açılması ve bu kurumların devletten bağımsız yerler olması gerektiğini söyleyerek, kişinin durumunun göz önünde tutularak çözümlere gidilmesi gerektiğini dile getirdi. Roja, cinsel istismar suçunu işleyen bireylerin ayrı bir yerde cezalarını çekerek rehabilite edilmesi gerektiğini kaydetti.


‘Cinsel istismar dosyalarında artış yaşanıyor’


Her geçen gün bu olayların bu kadar sık yaşanmasının normal bir durum olmadığını, biriken cinsel istismar dosyalarının her gün önlerine konulduğuna değinen Roja, "Bu konu sadece hukuk sisteminde verilen cezalarla ilgili değildir. Yani kişiye 30, 40 yıl yada müebbet cezalarının verilmesi bu sorunu ortadan kaldırmaz" dedi. Konunun toplumsal bir sorun olduğu için sadece kanunların düzenlemesi ile düzelmeyeceğini belirten Roja, hukuku aşan durumların olduğunu dile getirerek, daha çok bu olayların niçin gerçekleştiği ile ilgili araştırma ve çalışmaların yapılması gerektiğini söyledi. Bunun da sivil toplum örgütleri, psikolog, sosyolog, avukat, sağlık kurumları diğer bütün ilgililer tarafından yapılması gerektiğini vurgulayan Roja, konunun özüne inilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Din olgusunun yoğun olduğu toplumlarda bu kadar sık yaşanmasının cinselliğin hala bir tabu olarak görülmesinin ve cinselliğe ilişkin bilgi eksikliğinin etkili olduğunu söyleyen Roja, yaşanan sorunlara ilişkin acil bir çağrı üzerine durulması gereken bir konu olduğunu dile getirdi.


'Çocuklar ve ebeveynler arasındaki kopukluk sorunları büyütüyor'


Kadın ve çocukların toplumun olmazsa olmazları olduğu vurgusu yapan Roja, erkek egemenlikli bir toplumda yaşandığı kadın varlığının hep arka planda kaldığını belirtti. Anne ve babaların çocuklarına yeterli ilgiyi göstermediğine değinen Roja, "Çünkü adliyeye taşınan davaların büyük bir kısmı üçüncü kişilerin aracılığı ile geliyor. Bu da bizde acaba daha önümüze gelmemiş kaç tane dosya var? sorunu getiriyor" dedi. Çocukların kendilerini ebeveynlerine rahat ifade etmediği bir toplumla karşı karşıya olunduğunu vurgulayan Roja, "Aileler çocuklarının neler yaşadıklarına inememeleri de kendisiyle birlikte bu tür sorunları getiriyor. Annenin yeteri düzeyde ilgi göstermemesi, babanın sevgi göstermemesi, bunların toplumun temel sorunudur” sözlerini dile getirdi. Çocukların, başından geçenleri ailesinin kendisini suçlayacağı kaygısı taşıdığından kaynaklı anlatamadığını bununda olayların büyümesine neden olduğunu vurgulayan Roja, bu da suçlunun bulunamaması ve durumun adliyeye yansımasının önünde engel olduğunu belirterek, ailelerin çocuklarını yargılamadan dinlemeleri gerektiğini söyledi.


 (hç/mg)