Devrimin başlangıcında bir Melle: Ülkesi olmayanın dini de yoktur! (Dosya 1)
14:56
19 yy dan itibaren Suriye rejiminin işgali altında bulunan 3 milyon Kürdün başkaldırısı. Dileri, kültürleri ve ulusal kimlikleri yasaklanmış ve bunlardan 400 binine kimlik dahi verilmeyen, kendi ülkesinde mülteci gibi yaşayan, Arap baharını Kürt devrimine dönüştüren bir halkın öyküsü: Rojava’ da Kürt Devrimi!
HABER: HAZAL PEKER - JINHA
ROJAVA - Dünyamız son yıllarda “Arap Baharı” olarak adlandırılan, Tunus ile başlayarak domino etkisi yaratan “Diktatörlerin” yıkılışına tanıklık etti. Tunus, Mısır, Libya diktatörlerinin yıkılışından sonra bugün itibarı ile isyanın merkezi Suriye halklarının Baas rejimine karşı giriştiği iç savaş, dünyanın ve özelikle bölge ülkelerini büyük değişim ve dönüşümleri, toplumsal alt üst oluşları beraberinde getirmeye adaydır. Hiç şüphesiz bu köklü değişimlerde öne çıkan en önemli faktör, 19 yy dan itibaren Suriye rejiminin işgali altında bulunan 3 milyon Kürdün direnişi. Dileri, kültürleri ve ulusal kimlikleri yasaklanmış ve bunlardan 400 binine kimlik dahi verilmeyen, kendi anavatanında mülteci gibi yaşayan, Arap baharını Kürt devrimine dönüştüren bir halkın öyküsü: Rojava’ da Kürt Devrimi!
İnsanlık tarihinde ulusal, toplumsal, sınıfsal tüm ayağa kalkışlar, insanlığın dipsiz kuyulara atıldığı, onur ve şerefinin ayaklar altına alındığı, inkara, asimilasyona, köleliğe tabi tutulduğu bir sürece girildiğinde nesnel ve öznel koşulların bir devrim için uygun ortamı yaratığını görmekteyiz. Büyük değişim ve dönüşümler, düğmeye basar gibi kendiliğinden ortaya çıkmaz. Ön hazırlıklar dönemi, bazen çok uzun sürer. İşte Rojava’ da ki toplumsal devrimde, büyük hazırlıklar sonucunda doğdu. Görünen o ki, dünyayı sarsan Arap Baharının tersine, Rojava Kürt Devriminin özgün yanı ise, kansız bir devrimle sonuca ulaşması olacak.
Kürt bölgeleri ‘güvenli’, diğer yerlerde ‘kaos ve savaş’
Rojava’da ki örgütlülük düzeyi şöyleydi: Devrimden önce 16 siyasi parti, legal ve ilegal düzeyde faaliyet yürütmekteydi. Bu partilerin pek çok üyesi Baas Rejimi tarafından tutuklanmış, bir bölümü de ülke dışına çıkmak zorunda kalmıştı.
Suriye sınırları içerisinde tanımlanan ve şu anda kendilerini “Batı Kürdistan” olarak adlandıran bölgeyi biraz tanıyalım:
Rojava bölgesinde ki iller, Baas rejimi tarafından şehir olarak adlandırılmadığından, 2 bölge ismiyle tanımlanıyor. Birincisi Dêrik, Tirbê Sipîye, Qamişlo, Amude, Dirbesêyê ve Serê Kanyê’ nin bulunduğu Cizre Bölgesi. Bir diğeri ise Kobanê ve Efrîn. Ayrıca bazı Arap illerinde de Kürtler var. Bu Kürtler taşındıkları Kürt illerinde ki evlerini de bırakmamışlar. Herhangi bir durumda tekrar geri dönebilirler. Bu nedenle evleri hem yerleştikleri Arap illerinde, hem de kendi illerinde var. Bu iller: Hesekê, Şam, Raqa, Minbic, Halep ve Latkiye. Söz konusu şehirlerden Halep, Kürtlerin en yoğunlukta yaşadığı il. Toplam Kürt nüfusunun 500 bin den fazla olduğu biliniyor. Arap alevilerin oluşturduğu Latkiye’de ise 50 Kürt köyü bulunuyor. Ancak şu anda Kürt halkının bütünüyle yada kısmen denetiminde bulunan bölgeler: Kobanê, Dêrik, Tirbê Sipîye, Qamişlo, Amûdê, Efrîn, Dirbesêyê ve Serê Kanyê. Arap illerinde de Kürtlerin bulunduğu mahalleler oldukça örgütlü. Halk kendi oluşturduğu silahlı YPG gücü ile, bulundukları mahallelerin güvenliğini sağlıyor. Asayişeri var. Arap illerindeki Kürtlerin yaşadığı alanlar güvenli. Ancak Arapların olduğu mahalleler de kaos ortamı ve savaş var.
‘Ey Kürtler! Bugün namus günüdür’
Rojava’ da tüm devrim hazırlıkları yaklaşık bir yıl sürdü. İlk olarak örgütlenme çalışmaları Derik’de başladı. Daha sonra diğer Kürt bölgelerine yayıldı. Devlet kurumlarının halk tarafından ele geçirilmesinden 3 ay önce, Kobanê’ de gerçekleştirilen devletin yıllar öncesinden el koyduğu tarlaların halk tarafından ele geçerilmesi durumu ise, halkta moral kaynağı oluşturdu. Olay şöyle gelişti: Suriye Rejimi, uzun yıllardır halkın topraklarına el koymuş, genim (buğday) ve arpayı kendi denetimlerine almıştı. Kürt halkı kendi topraklarını almak ve tarlasını kendisi işlemek için 3 ay önce gece devletin el koduğu araziye girdi. Tüm tahıla el koydu. Suriye ordusunun olayı duyması üzerine tarlaya gidişi, halkın kendi içerisinde güvenlik gücü olarak oluşturduğu Halk Savunma Birlikleri (YPG) tarafından engellendi.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, aynı zamanda Kürt illerindeki örgütler, Suziki markalı araçlar üzerine monte edilen megafonlarla, sokak sokak dolaşarak, halkı ‘yönetimi ele geçirmeye’ çağırıyordu. Duyurularda, şunlar söyleniyordu: “Ey Kürtler, Mele Mustafa Barzani’nin, Şey Sait’in, Gazi Muhammed’in Selahaddin Eyûbî’ nin torunları, bugün namus günüdür. Şeref günüdür. Tüm yurtseverler alanlara çıksın. Özgürlüğümüzü kazanalım.”
Kobanêli Melle: Ülkesi olmayanın, dini de yoktur!
Rojava devriminde ki en etkili ve önemli faktör, tüm Kürt illerinde devrime ilişkin ilk toplantıların, camiilerde gerçekleştirilmiş olmasıydı. Halkın, “Camide neden toplanıyoruz?” sorusuna cevap doğal halk öncüleri olan melleler tarafından cevaplandırılıyordu: “ Camiiler Hz.Muhammed döneminde de halkın toplumsal sorunlarını gidermek için toplanılıp, tartışılan yerlerdi. Sonradan alanı daraltıldı. Biz şimdi eskisi gibi işlevli hale getiriyoruz.”
Hazırlıkların ardından Baas kurumlarının ele geçirildiği ilk kıvılcımın yakıldığı yer olan Kobanê camiilerin de, namaz sonrası melleler duyurular yaparak, halkın eylem ve yürüyüş yapacağı yeri ve günü belirtip, katılım çağrısında bulunuyordu. Melleler tarafından camiilerde yapılan duyurularda: “Ülkesi olmayanın, dini de yoktur” deniliyordu. Bu slogan Rojava devrimine damgası vuran en önemli yol gösterici sözlerden oldu.
Ve halk, yönetime el koyuyor..
Tarih 19 Temmuz 2012, saat 01.00’ı gösterdiğinde Kobanê halkı, örgütlü bir şekilde, öncelikle şehrin çıkış yolu üzerinde bulunan devlete ait tütün muamüllerinin bulunduğu satış noktasına el koydu. Halk tarafından oluşturulan silahlı güçler (YPG) şehrin giriş ve çıkışını kontrol altına aldıktan sonra, halk birçok devlete ait kurumları denetimi altına aldı. Merkez Seqafi adı verilen Kültür Merkezi ve sırasıyla Baas Partisi, halk halı kursu merkezleri, Mahkeme Binası ve pek çok kurumun tamamı barışçıl yöntemlerle Rojava halkının kontrolüne geçti. Kan dökülmemesinin en büyük nedeni Baas Rejimine bağlı Emin Askeri denilen silahlı güçlerinin Halk liderleri tarafından ikna edilmesi ve can güvenliklerinin sağlanacağı garantisi verilmesi oldu. Kaldı ki, zaten halk tarafından kuşatılan bu birliklerin karşı koyma şansı da yoktu. Halen bu birlikler, sivilleştirilip, silahlı halk güçleri tarafından can güvenlikleri korunmaktadır. Bir kısmı kaçak yollarından Arap kentlerine dönerken, bir bölümü de Özgür Suriye Ordusu (diğer bir adıyla Muhalifler) bölgedeki etkinliği nedeniyle can güvenliklerinin olmaması gerekçesi ile Kobanê de kalmaya devam etmektedir.
Devam edecek..
Foto – Kamera: Hazal PEKER
YARIN: Yüksek Kürt Konseyi Üyesi İlham Ahmet: Suriye 3’ e bölünebilir
(hp)

