Hem Kürt hem de LGBTT olmak demek, iki kat sorun demek!
13:43
Gülşen KOÇUK
DİYARBAKIR - Diyarbakır’ın LGBTT oluşumu olan Hebûn İnisiyatifi, bölgedeki LGBTT bireyleri örgütlemeyi, bilinçlendirmeyi ve toplumdaki cinsiyetçi algıyı aşmayı amaçlıyor. Trans bireylerin tecavüze maruz kaldıklarına, namus cinayetlerine kurban gittiklerine, linç girişiminde bulunulduğuna dikkat çeken Hebûn aktivisti Öykü Sezer, “Hem Kürt hem de LGBTT olduğumuz için sorunlar yaşıyoruz. Cins kimliğinizden dolayı dört duvar arasına hapsoluyoruz. Facebook sitesi üzerinden açmış olduğumuz sayfamız hacklendi. Adımız Kürtçe. Sitemizi hackleyenlerin adı ’Ayyıldız Timi’ idi. Bu faşist bir saldırıydı” şeklinde konuştu.
LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) 1900’lü yıllarda eşcinsel bireyler için kullanılmaya başlandı. LGBTT, bir anlamda da bu bireylerin mücadelelerinde kullanılan çatı kelimeydi. Hareketin Türkiye’deki ilk yansıması ise, 1993’de merkezi İstanbul’da kurulan Lambdaistanbul’du. LGBTT’nin Türkiye’ nin doğusundaki oluşumlarından biri olan Hebûn, Diyarbakır’da 2007’de Piramit adıyla başladı. Oluşum bir buçuk yıl sonra isim değişikliğine giderek 2009 yılında Hevjîn adıyla çalışmalarına devam etti. Bu dönemde inisiyatif Hevjîn dergisiyle de yayın hayatına başladı. Fakat derginin yayın hayatı uzun sürmedi. İnisiyatif 2011 yılında aldığı Hebûn adıyla yoluna devam etti. Diyarbakır’ın LGBTT oluşumu olan Hebûn, bölgedeki LGBTT bireyleri bilinçlendirme, destek sunma amacıyla çeşitli faaliyetler yürütmekte. Üye çalışmalarını sürdüren Hebûn inisiyatifinin, 5’i aktif olmak üzere 35 üyesi bulunmakta. LGBTT bireylerin uğradıkları hak ihlallerine karşı bir inisiyatif olan Hebûn, toplumun, farklı cinsel yönelimlere bakış açısını değiştirmeyi hedefliyor.
‘Yaşama hakkımız elimizden alınıyor’
Diyarbakır’daki LGBTT oluşumu olan Hebûn İnisiyatifi aktivisti Öykü Sezer, bölgedeki LGBT bireylerin sorunlarına değindi. Bölgedeki LGBTT bireylerin bilinçsizliğinden dolayı hak ihlalleri yaşadığını söyleyen Öykü, yaşanan sorunların aşılması için örgütlenmeye ihtiyaçları olduğunu dile getirdi. Türkiye’deki LGBTT oluşumlarla sürekli iletişim halinde olduklarını aktaran Öykü, “Örgütsel olarak yan yanayız. Fakat bireysel olarak yan yana duramıyoruz. Sözler veriliyor, ama faaliyete gelince tıkanıyoruz” dedi. Güneydoğu’da trans bir birey olarak yaşamanın zor olduğuna da vurgu yapan Öykü, trans bireylerin tecavüze maruz kaldıklarına, namus cinayetlerine kurban gittiklerine, linç girişiminde bulunulduğuna dikkat çekti. Dört duvar arasına hapsolduklarını söyleyen Öykü, “Cins kimliğinizden dolayı dört duvar arasına hapsoluyoruz. Kısacası, yaşama hakkınız elinizden alınıyor” diyerek LGBTT sorunlarını dile getirdi.
‘Kürt demek iki kat sorun demek’
Emniyet Müdürlüğü ile yaşadıkları sorunları da paylaşan Öykü, “Keyfi şekilde evler basılıyor. ‘Bu binada travesti yaşıyor, fuhuş yapılıyor’ şeklinde bizi binada ifşa ediyorlar” dedi. Kürt bir LGBTT olmanın iki kat daha fazla sorun demek olduğunu dile getiren Öykü, batıda etnik kimlikten dolayı, doğuda ise cinsel kimlikten dolayı ayrımcılığa uğradıklarını belirtti. İki kimliği birden sahiplenemediklerine vurgu yapan Öykü, LGBTT ve Kürt olduğu için ‘öldürülme ihtimalinin’ her zaman olduğuna dikkat çekti. Kürt olduğu için yaşadığı ayrımcılığı değerlendiren Öykü, “İnsanız. Hissediyoruz, yemek yiyoruz, uyuyoruz, kalkıyoruz, hiçbir farkımız yok. Aramız da sadece dil ve kültür farkı var. Buda savaş nedeni olamaz” dedi.
Cinsel yönelimlere göre adlar verildiğini söyleyen LGBTT Hebûn inisiyatifi aktivisti Öykü Sezer, kendilerine ‘üçüncü tür’ diye hitap edildiğini dile getirdi. Üçüncü tür diye bir şeyin olmadığını ifade eden Öykü, “Soyunduğun zaman ya kadın vardır, ya erkek. Üçüncü bir tür yoktur. İnsanların cinsel hayatlarına kadar müdahale edilmesi doğru değil. Biz kimseye ‘heteroseksüel misin?’ demiyoruz. Bu kadar da dar görmemek lazım” dedi.
‘Medya yanlı haber yapıyor’
Türkiye ve dünyada medyanın yanlı haber yaptığını söyleyen Öykü, hiçbir LGBTT ölümlerinin, işkencelerinin, ve bu konulara ilişkin yaptıkları yürüyüşlerin medyada yer almadığını ifade etti. Basının LGBTT’ nin eylemlerini önemsemediğini dile getiren Öykü, “Bazı gazeteler çok küçük bir haber olarak geçiyor. Oysa çok büyük bir olay bu” dedi. Ayrıca LGBTT bireylere eğitimler vermeye çalıştıklarını, fakat yetersiz kaldıklarını aktaran Öykü, avukat ve psikolog sıkıntısı yaşadıklarını belirtti. Yardım istenilen psikolog ve avukatların çekindiklerini ifade eden Öykü, “Daha önce bize yardımda bulunan iki kadın avukat deşifre edilerek ‘Biseksüel bu kadınlar. Bu yüzden LGBTT’lere destek veriyorlar’ diye isimleri çıkmıştı. Biz duyarlı avukat ve psikologlardan destek bekliyoruz” dedi.
‘Herşey hükümette bitiyor’
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin de anayasaya eklenmesi gerektiğini söyleyen Öykü, “ Anayasada cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine ilişkin kavramların yer almamasının, bu kadar büyük bir kaosa yol açtığını göremiyorlar. Dolayısıyla sorunların çözümünün kilit noktası, hükümettir” dedi. Anayasal çözüm için kadınlarla birlikte mücadele etmenin önemine değinen Öykü, “Erkek egemen toplumun ne halde olduğunu görüyoruz. Bu sorunu mücadeleyle çözebileceğimize inanıyorum. Yan yana durmalıyız” dedi. Facebook sitesi üzerinden açmış oldukları ‘Hebûn’ sayfasının hacklendiğine de dikkat çeken Öykü, “Adımız Kürtçe. Birde LGBTT’ yiz. Sitemizi hackleyenlerin adı ’Ayyıldız Timi’ idi. Sonrasında tüm üyelerimizin mail adresleri deşifre edildi. Bu faşist bir saldırıydı” diye ekledi.
‘LGBT dernekleri her yerde olmalı’
Batıda LGBTT kimliğiyle ilgili ciddi sorunlar yaşamadığını söyleyen LGBTT aktivisti Ümit Manay, batıda namus ve nefret cinayeti sayısının az olduğunu dile getirdi. LGBTT bireylerin günlük yaşamda sürekli travmalara varan boyutta yaklaşımlara maruz kaldığına işaret eden Ümit, sokakta yürürken küfürlü konuşmalar, dalga geçmeler, ötekileşme yaşadığını belirtti. LGBTT derneklerinin her yerde olması gerektiğini ifade eden Ümit, örgütlenmeye her yerde ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
‘Orada direk porno koleksiyonu yapılıyor’
LGBT'lilerin askerlik sorununa dikkat çeken Ümit, eşcinsel bireylerin cinsel yönelimlerini kanıtlamak için yaşadıkları problemleri dile getirdi. Askere alınmamak için TSK’ ya eşcinsel olduklarının belgelerle kanıtlanmasının istenildiğini söyleyen Ümit, durumu “Bunu iğrenç bir şekilde belgeleyip sizi maymuna çeviriyorlar” sözleriyle ifade etti. Ayrıca cinsel ilişki esnasında çekilen fotoğraflarda, yüzünde gülümseyen ifade olması şartının olduğunun altını çizen Ümit, “Orada direk porno koleksiyonu yapılıyor” dedi. Yeni yasa ile birlikte ‘Çocuğunuz eşcinsel midir?’ yada ‘LGBTT midir?’ şeklinde aileyi de işin içine kattıklarını ifade eden Ümit, “Zaten çoğu LGBTT kendi kimliğini ailesinden gizliyor. Bu tür yasalarla LGBTT’ ler daha da ötekileştiriliyor. Bu nedenle LGBTT birçok arkadaşım kötü şeyler yaşadı” dedi. Toplumda, eşcinsel erkek deyince çok yanlış bir algı oluştuğunu dile getiren Ümit, “Eşcinsel erkek deyince parlak giyinen, abartılı davranan, transseksüel deyince şiddet saçan, elinde bıçak algısı var. Bu çok yanlış bir algı” şeklinde konuştu.
Toplumda cinsiyetçi algının ortadan kalkması için öncelikle kadının özgürleşmesi gerektiğine dikkat çeken Ümit, toplumda kadının ikinci planda olduğunu dile getirdi. Kadın ve erkek eşitliği konusunda erkeğe büyük rol düştüğünü söyleyen Ümit, “Kadın özgürleşirse cinsiyetçi algıyı ortadan kaldırabiliriz” dedi.
Fotoğraf - Kamera: Hülya ADIYAMAN
(gk/hp)

