Demokratik özgür kadınla yerel yönetimlere
08:43
Perihan Kaya - Sarya Şakar / JINHA
AMED – 30 Mart 2014 yerel seçimleri değerlendiren DÖKH aktivisti Fatma Kaşan, hedeflerinin yerel yönetimlerde kadın sayısını arttırmak olduğunu söyleyerek, “Amacımız kadın temsiliyetini eşit temsiliyetlere çekmek. Demokratik özgür kadın hareketinin farklılığı budur. Demokratik özgür kadın hareketinin esas amacı toplumsallığı geliştirmektir. Toplumsal ilişkileri demokratikleştirmektir. Bunun içerisinde kadın erkek özgürlüğünü sağlamak ve toplumsal kurtuluşu kadın kurtuluşuyla birlikte geliştirmektir. Bu nedenle kadın yerel yönetim seçimlerinde böylesine yüksek bir iddiayla ortaya çıkıyor” dedi.
Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) aktivisti Fatma Kaşan, 30 Mart 2014’te yapılacak yerel seçimlere ilişkin JINHA’ya konuştu. DÖKH olarak bölgede BDP’yi Batı ise HDP’li kadın adaylarını desteklediklerini söyleyen Fatma, 2014 yerel seçimleri için bölgede kadın stratejisi temelinde yürüttükleri çalışmalara ilişkin, demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesi ekseninde yaklaştıklarını belirterek, “2014 seçimleri bizim için kadın hareketi açısından demokratik özerkliğin inşasını geliştirme ve kurumsallaştırma anlamında bir evre olarak görüyoruz. Bizim açımızdan siyasi anlamı son derece yüksek bir süreçtir” dedi. Hem demokratik kurtuluş sürecini hızlandırmak hem hem de özgür yaşamı inşa etmeyi amaçladıklarını dile getiren Fatma, “Demokratik özerkliği inşa etme sürecinde kadınların oynayacağı rol ve onların üstleneceği sorumluluk öncü misyondur, kadın açısından demokratik özerklik geniş anlamda kadın sistemidir çünkü toplumdaki bütün sosyal ilişkilerin demokratikleştirilmesini gerektirir” diye konuştu.
‘Kota dışında da kadın adaylar başvurabilir’
Bölgede seçim süreci boyunca kadın aday sayılarını ikiye katlayarak, arttırdıklarını dile getiren Fatma,“Bu seçimde en küçük kominden başlayarak, belediye başkanlığına kadar bütün yerellerde kadınların bu seçimi çok daha demokratik bir yarış esprisiyle ele almasını sağlayacak bir çalışma yürütüyoruz” şeklinde konuştu. Seçilecek kadın profiline ilişkin çok kapsamlı toplantılar gerçekleştirdiklerini belirten Fatma, “Kadın hareketi 2014 seçimlerine son derece hazırlıklı bir şekilde start vermiştir” dedi. Kota uygulamasını kadınlar için ayrılmış bir alan olduğunu kaydeden Fatma, kadınların kota uygulamasının dışından kalan alanlarda da muhtarlık il ve ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliğine başvurması gerektiğine vurgu yaptı.
‘Demokrasiyi en iyi işleten parti BDP’dir’
“DÖKH olarak Kürdistan’da BDP’nin kadın adaylarını Türkiye’nin batısında da HDP ile girilecek seçim sürecini destekliyoruz” diyen Fatma, “HDP ve BDP ile ortak çalışmayı esas aldık. Kürdistan’da ve Türkiye de DÖKH ve diğer kadın hareketleri son derece güçlü ve kendi haklarında karar alabilme ve bu kararları hayata geçirebilme konusunda iradeli yapılardır” dedi. BDP’nin diğer partilere göre en önemli farkının kadınla ilgili karar politikalarını tümden kadın hareketlerinin inisiyatifine bırakılması olduğuna dikkat çeken Fatma, “Parti içi demokrasi ve toplumsal demokrasiyi en iyi işleten parti BDP’dir. Parti dışında bütün STK’ların kültür, inanç ve kadın hareketlerinin tartışma ve kararlaştırma hareketlerine önem vermektedir. 2009 seçimlerinde kadının belediye pratiklerinden çıkardığı sonuçlardan dolayı büyük bir talep vardı. Bu durumu onure eden ama aynı zamanda ciddi bir sorumluluk altına alan bir yaklaşımdır” ifadelerinde bulundu.
‘Farklı etnik yapılar da benimsenecek’
Kadın ve erkek adaylar arasında hizmet anlamında siyasal bir fark olmadığını dile getiren Fatma, “Toplumun en temel siyasal ve ekonomik sorunları kadın ve erkek arasındaki kölelik, mülkiyet ve sömürge ilişkilerinin olmasıyla bağlantılıdır. Kadın erkek ilişkilerinde özgürlük çizgisini ve onun sosyal yaşam düzeyini geliştiren ve bu anlamıyla politik bir duruşa ve politik uygulamalara sahip olacak kişilerin olmasına önem vereceğiz” dedi. Kürdistan’da halkın yürütmüş olduğu özgürlük mücadelesine bağlılığın yanı sıra Kürtler dışındaki inanç hareketlerini farklı etnik yapıları benimseyecek aday profillerine önem vereceklerini söyleyen Fatma, “Biz adayları destekleriz gibi bir yaklaşım da bulunmayacağız. Ya eğilim yoklamasıyla ya da ön seçim ile halkın ortaya çıkaracağı iradeyi gözeteceğiz. Demokratik katılım aynı zamanda rekabet şartlarını gerektiren bir uygulamadır ama temel hedef değildir. Kadınlar kota uygulamanın dışındaki yerlerde de aday olmalıdır” sözlerini ifade etti.
‘Kadın ve erkek belediyeciliği arasında farklılıklar var’
Kadın belediyeciliği ile erkek belediyeciliği arasında farklılık olduğunu dile getiren Fatma, “Bu özellikle cins doğasıyla ilgili bir farklılıktır. Kürdistan’da BDP’li belediyeler temel politikalarında kadın veya erkek aynı ilkelerle belediyeciliği esas alıyor. Bu halkçılıktır, demokratik katılımcılık yerel yönetimler modelidir. Sosyal, kültürel alanlarda geniş bir biçimde uygulamaktır. Çok dilli belediyecilik konusunda hizmet sunması kadın yada erkek uygulaması diye bir uygulama yok. Sadece kadın erkek diye politikalar hayata geçmiyor. Yüzde 40 cinsiyet kotası, kadına yönelik şiddet, çalışan personelden tutalım seçilmişlere kadar kadına yaklaşım temel kriterdir. Kadın bütçesi uygulaması, kadına yönelik şiddetle mücadele edilmesi, danışmanlık merkezlerin geliştirilmesi, kadın istihdam alanında kooperatifleşmelere gidilmesi, kentin mimarisi, yaşam alanlarının oluşturulması temelinde bütün belediyeler aynı perspektifi hayata geçiriyor” şeklinde konuştu.
‘Kadın belediyelerin olduğu yerlerde değişim yüzde yüzdür’
Şimdiye kadar 27 Kadın Danışmanlık Merkezi’nin kurulduğunu kaydeden Fatma, “Üç tane sığınma evi ki, biz ona özgür yaşam evleri diyoruz açıldı. Yine yüzlerce kadın parkları, yine genel topluma dönük parklar açıldı. 17 kadın kooperatifi açıldı. Kadın belediye başkanlarının olduğu yerlerde toplumsal değişim yüzde yüzdür. Çünkü belediyecilik kamusal bir alandır. Hem yerel hem siyasi temsiliyeti sağlıyor. Kadın daha hiyerarşisiz iktidar özelliklerini katmadan, daha açık olması daha doğal bir biçimde gelişiyor. Kadınların olduğu yerlerde kent mimarisi kadına göre düzenlenme oranı çok daha yüksek. Bu kadın belediyeciliğin getirdiği bir farklılıktır. Kaldırımların düzenlenmesinden tutalım kadınlar için yaşam alanların çoğaltılması kadına karşı duyarlıkları çok daha fazladır. Genelde kadın hareketinin ortaya koyduğu yaklaşımlar ilkeler ortaya koyuyor. Hiçbir erkek bu konuda kendisini direk sorumlu görmez. Kadın sorunlarına dönük neyi geliştirebilirim diye. Belli düzeylerde var ama istediğimiz oranda değildir” diye belirtti.
‘Amacımız kadın temsiliyetini eşit temsiliyetlere çekmek’
Hedeflerinin yerel yönetimlerde kadın sayısını yükseltmek olduğunu söyleyen Fatma, “Amacımız kadın temsiliyetini eşit temsiliyetlere çekmek. Bunu sadece klasik bir kadın erkek eşitliği için yapmıyoruz. Demokratik özgür kadın hareketinin farklılığı budur. Demokratik özgür kadın hareketinin esas amacı toplumsallığı geliştirmektir. Toplumsal ilişkileri demokratikleştirmektir. Bunun içerisinde kadın erkek özgürlüğünü sağlamak ve toplumsal kurtuluşunu kadın kurtuluşuyla birlikte geliştirmektir. Bu nedenle kadın yerel yönetim seçimlerinde böylesine yüksek bir iddiayla ortaya çıkıyor. Yoksa diğer partilerdeki gibi klasik 100 tane erkek olsun 3 tane kadın olsun biz bu işi böyle götürelim biçiminde yaklaşmıyoruz. Bizimkisi tümden kadın kurtuluşuyla toplumsal kurtuluş çizgisinin iç içe geçen bir mücadelenin toplumla birlikte paylaşılmasıdır. Bu amaçla biz kadın belediyeciliğine anlam veriyoruz” diye kaydetti.
‘Eş başkanlık sistemi kadının 8 yıllık mücadelesinin sonucudur’
Kadın belediyeciliğinin bölgede, Türkiye’de hatta Ortadoğu ve Dünya genelinde örnek alınan aynı zamanda çalışmaları örnek model olarak gösterilen yerler olduğuna dikkat çeken Fatma, şunları belirtti:
“Türkiye’de kadın belediyeciliği konusunda ciddi bir farkındalık yaratıldı. Diğer partilerin son derece dikkatini çekti. Diğer partiler BDP’yi bu konuda kıskanıyor. Ve bu konuda rol kapmaya çalışan bir noktadadır. Bunun Türkiye demokrasisi açısından önemli görüyoruz. Bizim kadın belediyelerimiz neyi geliştirdiyse bunlar Türkiye’de geliştirilmeye değer modeller olarak görüldü. Örnek olarak Kadın Danışmanlık Merkezleri’nin Kürdistan’da yoğun bir biçimde açılması, kadın sorunlarıyla ilgilenmesi gittikçe Türkiye genelinde teşvik edici politikalara neden oldu. Doğrudan bir katılımcılık sağlandı. Siyaset demokratikleştirildi. Türkiye siyaseti açısından öncülük yaptı. Artık diğer siyasi partiler eş başkanlık sisteminden bahsediyor. 8 yıl önce kimse bize inanmadı sadece kadınlar kendilerine inandılar. Kürt kadınları bu konuda ısrarcı oldu. Bunu bütün alanlarda kurumlardan tutalım siyasi partilere kadar hayatın her alanında uyguladılar. Bu şimdi Türkiye’de bir hak olarak ortaya çıktı. Bu kazanım 8 yıllık bir mücadelenin sonucudur.”
‘Bu seçimle Kürtlerin siyasi iradesi ortaya çıkıyor’
Bölgede ve Türkiye’de kadın eksenli yaşanacak bütün demokratikleşme süreçlerinin aynı zamanda bütün Ortadoğu’yu da değiştireceğine dikkat çeken Fatma, “Siyaseti yaşamı demokratikleştirme toplumsal ivme kazandırma ve bunu kadın eksenli yapmak son derece büyük siyasi sonuçları olan durumlardır. Bunun siyasi sonuçları nedir? Kadının katılım gösterdiği yerel yöneticilik, kadının katılım gösterdiği parlamenter sistem, kadın duyarlılığı ve farklılığı belli bir süre sonra değişime uğramasına neden oluyor. Bu seçimler sadece Kuzey Kürdistan için değildir. Rojava devrimine yönelik saldırıların olduğu bir döneme denk geliyor. Kürt siyasi iradesinin, Kürtlerin siyasi statüsünün kendini tümden özgürleştirme sürecinin gerçekleştirme sürecini yaşıyoruz. Bu seçimler Rojava devrimini bir selamlama bir tamamlama devrimi olacaktır. Bu seçimle Kürtlerin siyasi iradesi ortaya çıkıyor. Rojava devrimi bize sorumluluklar veriyor. Yepyeni bir sayfa açmıştır. Bunun geri dönüşümü yoktur. Kürtler artık Ortadoğu’da bir statü sahibi olacak ve bunu kazanacaktır. Rojava devrimi Kuzey Kürdistan siyaseti üzerinden büyük bir etkisi olacaktır” sözlerine dikkat çekti.
‘Amed, Sakine Cansız direnişçiliğinin yaşam bulduğu bir kenttir’
Diyarbakır’ın 40 yıldır direnişin başkenti olduğuna işaret eden Fatma, “Amed, Sakine Cansız direnişçiliğinin yaşam bulduğu bir kenttir. Sakine şahsında E Tipi Cezaevi’nde kadın direnişi bitirilmek istendi ama sakine Amed’in bu zindanlarında bütün Kürtler adına direnişi yükseltti. Bizde kadın arkadaşlarımızın demokratik mücadele anlayışıyla bu şehri sahipleneceğini düşünüyoruz. Hakkâri’nin ise mücadeleciliği konusunda öz kültürünü ve yasam tarzını asimilasyona karsı korumuş olması kadın hareketi açısında önemli bir yer kılmıştır. Ana dille yaşamı sürdürme ve sosyal yaşamda Kürt kadınına yönelik değerleri koruyan bir yerdir” dedi.
(sg-pk/mg)

