‘Türkiye’de kadınlar fişleniyor’

10:15

Eylem Daş / JINHA


İSTANBUL- Devletin, kadını, bedeni üzerinde uyguladığı politikalarla denetim altına almaya çalıştığına dikkat çeken Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyesi Deniz Bayram, hamile kayıt sistemi olan GEBLİZ’in kadının özel hayatını deşifre ettiğine dikkat çekerek, gebe olan kadınların telefonla arandığını, ulaşılmadığı zaman aileye gebeliğin ihbar edildiğini ve bu tip uygulamaların da kadın cinayetlerinin önünü açtığını söyledi.


AKP Hükümeti kadın bedenini, çalışma yaşamı, üreme politikaları ve sosyal yaşam alanındaki politikalarıyla kamusal alandan uzaklaştırmakta ve kutsal aile kurumu içerisine hapsetmektedir. Kadını kamusal alandan uzaklaştırmanın en kolay yolu çalışma alanındaki düzenlemelerdir. İktidarı boyunca çıkarılan yasalar, düzenlemeler hep kadını iş yaşamından uzaklaştırarak evin yolunu tutmasını işaret etmektedir. Devletin, kadınların çalışma hayatı ve çocuk doğurması ile bu kadar yakından ilgilenmesinin sebebi izlediği neoliberal politikalardır. Bir kuluçka makinesi olarak kodlanan kadına sürekli doğurun! doğurun! denmesi aslında kadının sadece doğurmak için var olması gerektiğini vurgular niteliktedir. Çünkü, kadınlar sürekli doğursun ki devlet uluslararası rekabette diğer devletlere fark atabilsin. İşte bu sebeple, AKP bir yandan neoliberal politikaları doğrultusunda muhafazakar anlayışla buladığı aile kurumunu kutsallaştırmaya çalışırken, bir yandan da kadını aile içinde yalnızlaştırarak, kendi istediği biçimde üretime dahil olmasının yollarını açmaktadır.


‘Yasaklar fiili olarak devam ediyor’


Kürtajın yasaklanmaya çalışılmasına karşı sokakları dolduran ve yasa konusunda iktidara geri adım attıran Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu, devam eden fiili kürtaj yasağına ve sınırlandırmalarına karşı mücadeleye devam ediyor. Mor Çatı’da gönüllü avukatlık yapan ve Kürtaj Haktır Karar Kadınların Platformu üyesi Deniz Bayram hükümetin kadın politikaları üzerine değerlendirmelerde bulunarak, hükümet kürtaj yasağını geri çekse de fiili olarak yasaklar devam etmektedir dedi. Türkiye’de 10 haftaya kadar kadınların kürtaj olmasının yasal olduğuna dikkat çeken Deniz, ancak fiili olarak yasaklamaların devam ettiğine işaret etti. Bazı hastanelerin donanım yetersizliğini sebep gösterdiğini kaydeden Deniz, hastanelerin 8 haftadan sonraki gebelikleri sonlandırmadığını, kadınların 9 ya da 10 haftalıkken yasal hakları olmasına rağmen kürtaj yapılmadıklarını ve geri gönderildiklerini ileri sürdü.


‘Uludere Katliamı kürtajla örtülemez’


Başbakanın “Her kürtaj bir Uludere”dir sözünü hatırlatan Deniz, Başbakanın kürtaj ile Uludere katliamını yan yana getirdiğini belirterek, kürtajı bu katliamla bir tuttuğunu ve kürtaj yasağının ilk sinyalini verdiğine işaret etti. Hemen ardından, AKP bürokratlarının, kadın bedeni üzerinden kürtaj hakkında konuşmaya başladığını ifade eden Deniz, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın basında, “Kadın tecavüze uğradığında gebe kalsa da doğursun devlet bakar” ifadelerinin yer aldığını kaydetti. Tüm bu politikaların karşısında kadınların örgütlenerek, sokağa çıktığını ve “Kürtaj haktır bunu tartışmaya bile açmıyoruz” diyerek bu yasaklamaların önünde siper olduklarını dile getiren Deniz, hükümetin yasa taslağını geri çekmek zorunda kaldığını söyledi.


‘Kadının varlığı tarih boyunca erkeği tehdit etti’


Kadının tarih boyunca erkek egemen sistem tarafından tehlike olarak görüldüğüne işaret eden Deniz, devletin, kadını, bedeni üzerinde uyguladığı politikalarla denetim altına almaya çalıştığını aktardı. Ayrıca, kadın kelimesinin bakanlıktan en küçük taşra teşkilatına kadar silindiğine dikkat çeken Deniz, “Bu politikalar, hükümetin aile politikaları ile bütünleşmektedir. Ailenin bir devlet kurumu haline gelerek kurumsallaşması neticesinde yürütülen kadın düşmanı politikalar aynı zamanda ucuz iş gücü politikaları ile iç içe geçti. Yani Türkiye’nin nüfus odaklı hareket etmesi sadece nüfus politikası açısından değil, aynı zamanda kadın bedeni denetlenirken her doğan çocuğunda bir sömürü kaynağı olarak görülmesinden kaynaklanıyor” dedi.


‘Kadın politikaları patriarkala hizmet etmekte’


Devletin neoliberal politikalar doğrultusunda uyguladığı Part-time ve esnek çalışma modelleri  ile kürtajın birbirinden bağımsız politikalar olmadığını öne süren Deniz, neoliberal politikalar ile kadın bedeninin denetlenerek aile içerisine hapsedildiğini, böylelikle patriarkalın gereklerinin yerine getirildiğini vurguladı. Sistemin sadece bir yerden kurulmadığını ifade eden Deniz,  “Hukuk sistemi, devletin sosyal politika sistemi kadınlar şiddete uğradığı zaman bile kadını yalnızlaştırıyor. Kadın bedeninin denetlenmesi, aile hayatı içersine mahkum edilmeye çalışılması, iş gücünün azaltılması hem iyi anne ve hem iyi ev kadını rolünü üstlenmesi sağlanıyor” dedi. Hükümetin çok fazla yasal düzenlemeler yoluna giderek kürtajı 4 hafta gibi çok kısa bir süreye indirmeye çalıştığına dikkat çeken Deniz, kadınların bu sürede hamile olduklarını bile anlamadıklarını belirtti. Deniz, sonrasında ise doğum kontrol yöntemlerinin kısıtlanmaya çalışıldığını vurgulayarak, ertesi gün hapı ve doğum kontrol haplarının reçetesiz temin edilemediğine işaret etti.


‘GEBLİZ kadının özel hayatını deşifre ediyor’


Doktorlara da kürtaj karşıtı olma inisiyatifi verildiğinin altını çizen Deniz, doktorların bu inisiyatifi çok rahat bir şekilde kullandıklarını söyledi. Kadınların çoğunun hastanelerde kürtaj olamadığını kaydeden Deniz, “Donanım yetersizliği bahanesiyle geri gönderiliyorlar. Ayrıca bazı hastanelerde kötü muameleye maruz kalıyorlar. Kötü koşullarda operasyon yapılıyor ve ‘yaparken düşünseydin’ gibi sözlü tacizlere uğruyorlar. Devlet ayrıca kadınları fişliyor. Kadınlar aile polikliniklerine gittiği zaman bir form veriliyor. Kadının gebe olup olmadığı, ne zaman gebelik testi yaptırdığı, kürtaj olup olmadığı gibi sorular soruluyor. Bu bilgiler Sağlık Bakanlığı ile paylaşılıyor. Kadın, test yaptırdığı zaman aile hekimleri kadınları arıyor.  Sizi GEBLİZ’e ( Gebe, bebek, loğusa sistemi) alıyoruz diyorlar. Ama kadın o sırada bu çocuğu istemiyor olabilir, bu şekilde vazgeçirme politikası uygulanıyor” diye konuştu.


‘Kadın aileye ihbar ediliyor’


Bu şekilde uygulamaların doğrudan özel hayatı ihlal ettiğine vurgu yapan Deniz, aile hekimliklerinde bu raporların hala var olduğuna dikkat çekti. Kadınların telefonla arandıklarını, ulaşamadıkları takdirde ailenin herhangi bir ferdine de kadının gebelik testi yaptırdığını ihbar ettiklerini işaret etti. Bu tip uygulamaların kadın cinayetlerinin önünü açtığını ifade eden Deniz, yasa geri çekilmiş olsa bile kadınların bu tip uygulamalara karşı mücadeleyi bırakmayacaklarını sözlerine ekledi.


(ed/mg)


Fotoğraf: Eylem Daş