‘Kadın temsiliyet oranını yükselten BDP’dir’
16:43
JINHA
İSTANBUL – HDP’nin düzenlediği, “2014 Yerel Seçimlere Doğru Yerel Yönetimler Konferansı”nın , “Yerel Yönetimler ve Demokratikleşme” oturumunda konuşan İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayten Alkan, “Türkiye’de kadın temsiliyet oranını yükselten ve yerel bölgelerde kadınların yönetime katılımını engelleyen algıyı kıran yalnızca BDP’dir” dedi.
HDP’nin “2014 Yerel Seçimlere Doğru Yerel Yönetimler Konferansı” Cezayir Restoran’da “Yerel Yönetimler ve Demokratikleşme” başlıklı ikinci oturumu ile devam ediyor. Satı Burunucu’nun moderatörlüğünü yaptığı ikinci oturuma, İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayten Alkan, Şehir Plancısı İkbal Polat, Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Ümit Şahin konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar bu oturumda, mevcut yönetimlerde kadın kotası, cinsiyet eşitliği, yerellerde oluşturulan komisyonlar ve oluşturulabilecek komiteler ve yönetim sistemi açısından oluşturulabilecek yeşil yerel yönetimlere ilişkin sunumlarını gerçekleştirildi.
‘Her gün bir kadın öldürülürken, sadece 19 sığınma evi var’
Oturumda ilk olarak konuşan İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayten Alkan, kurumsal düzeyde kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık politikalarını, Kürt hareketinin kazanımı olarak değerlendirdi. Türkiye’de yönetim alanları ve siyasi partilerde kadınların temsiliyetlerine ve cinsiyet eşitliğine dayalı yaşanan problemlere ilişkin değerlendirmelerini dile getiren Ayten, 2009’da kadınların belediye başkanlıklarındaki oranın yüzde 0.6 olduğu bilgisini verdi. Ayten, “10 bin nüfustan daha küçük belediyelere bakıldığında temsiliyetin yalnızca yüzde 10’nunu kadınlar oluşturuyor. Türkiye’de meclislerde kadın temsiliyet oranını yükselten ve kadınların yönetimlere katılımını engelleyen yerel bölgelerde bu algıyı kıran yalnızca BDP’dir” dedi. Yine kadına yönelik şiddete ilişkin araştırmalar sonucu ortaya çıkarılmış istatistikleri veren Ayten, günde en az bir kadının öldürüldüğüne işaret ederek, bunun yanında çok yetersiz sayıda kadın sığınma evi olduğuna dikkat çekti. 2005’te çıkarılan yasa ile birlikte belediyelerin yalnızca 19’unun kadın sığınma evi açtığına değinen Ayten, “İsveç’te 160 tane kadın sığınma evi varken buna karşılık Türkiye’de kölecilik sistemi ile işleyen 64 tane genel ev var” ifadelerine yer verdi. Yine hükümetin güvenlik politikasını da eleştiren Ayten, polislerin güvenliğini sağlamadığını, aksine can güvenliğini tehdit edenin sistem olduğunu belirtti.
İkbal: Halk ile müzakere zemini oluşturuyoruz
HDK Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi ve Nilüfer Belediyesi’nde Şehir Plancısı olan İkbal Polat, Nilüfer Belediyesi’nde yaptıkları çalışmalara ve projelere ilişkin sunum yaptı. Nilüfer’de yerel yönetimlerin güçlendirilmesi açısından mahallelerde çalışmalar yaparak komiteler oluşturdukları bilgisini veren İkbal, yaş ve cinsiyet kotaları belirleyerek mahalle komiteleri oluşturduklarını ve oluşturulan komitelerden gelen talepler doğrultusunda sorunların çözümü için çalışma yürüttüklerini ifade etti. Belediyenin yönetim sürecinde de değişiklik yaptıklarını belirten İkbal, “Alınan kararlar mahalle komitelerine gidiyor ardından eşitlik birimi raporu ve diğer birimlerin onayından geçtikten sonra ya iptal ediliyor ya da uygulamaya konuluyor. Bu uygulamalarla halk ile müzakere süreci zemini oluşturuyoruz” dedi.
‘Yerelde katılım ve demokrasiyi büyütmek gerekir’
Sabancı Üniversitesi’nden Dr. Ümit Şahin ise, yerel yönetimleri pratikleştirmenin son derece önemli olduğunun altını çizdi. Katılım ve diğer talepler açısından AKP Hükümetinin, Gezi’den sonra düşen politesini toparlamak için yerel seçimleri kullanacağını öne süren Ümit, öncelikle yerellerde katılım ve demokrasiyi büyütmek gerektiğine dikkat çekti. Gezi Parkı eylemlerinde bir taraftan AKP karşıtlığının, diğer taraftan ise, katılım ve ekoloji ile demokrasi mücadelesi yürütmek olduğunu ifade eden Ümit, AKP’nin, Gezi’de ortaya çıkan mücadele alanlarını ve argümanlarını kullanacağını aktararak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan, ‘Her yer Metro Her yerde metro’ sloganını örnek verdi. Ümit, yeşil yerel yönetimlere ilişkin hazırladığı sunumun tanıtımını yaparak, yerel yönetimlerde dikkat edilmesi gerekenleri, ulaşım, yeşil alanlar ve katılım şeklinde üç başlıkta topladı. Büyükşehir yasaları ile yapılan son değişikliklerin yerinde yönetime olumsuz etki ettiğine konuşmasında yer veren Ümit, “Her şeyden önce yerelleşmenin ölçek olduğunu unutmamak gerekir. Büyükşehir yasası ile Türkiye’de büyükşehir sayısı 30’a çıktı. Bu aynı zamanda cinsiyet açısından da sorunlar yaşatacaktır. Kadınların seçilmesi ihtimalini düşürecektir ” dedi. Bunlara karşı yeşil yerel yönetim şeklini savunduğuna vurgu yapan Ümit, “Yeşil kent olma kriterleri ele alınıp detaylı politikalar üretilmeli. Küresel iklim değişikliğinden, iletişim stratejisine kadar her alanda, detaylı planlar hazırlanmalı. Yine sakin kentler için son derece detaylı kriterler var. Sokak sokak yapılacak çalışma ve yürütülecek pratikler sonucunda doğru yere varılacaktır” değerlendirmesini yaptı.
(ed/gk)

