BDP MYK toplantısının sonuç bildirgesi açıklandı

15:52

JINHA


ANKARA - BDP Genel Merkezi MYK üyeleri 2 Ekim tarihinde gerçekleştirdikleri siyasal süreç değerlendirmesi ve planlama gündemleriyle ilgili yaptıkları toplantının sonuç bildirgesini açıkladı.


BDP Genel Merkezi’nde 2 Ekim tarihinde biraraya gelen BDP MYK üyeleri siyasal süreç değerlendirmesi ve planlama gündemleriyle gerçekleştirdikleri toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Yaklaşık bir yıldır devlet heyetiyle PKK Lideri  Abdullah Öcalan arasında gerçekleşen görüşmelerin bugün yeni bir aşamaya gelindiği ifade edilen sonuç bildirgesinde, “Bilindiği gibi bu görüşmelerde KCK’nin silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesi ve müzakerenin mekanizmalarının yaratılması ile demokratikleşme adımlarının ardından normalleşme süreci öngörülüyordu. Görüşmelerin kamuoyuna açıklanmasından bu yana silahların susmuş olması ve tek bir kişinin bile yaşamını yitirmemiş olması Türkiye’de yaşayan bütün halkların ortak kazanımıdır” denildi.


‘Çatışmaları bitirecek bir süreç yaşanmadı’


Kürt sorununun demokratik çözümünü sağlayacak ve çözümsüzlükten kaynaklanan çatışmaları nihai olarak bitirecek bir sürecin yaşanmadığına dikkat çekilen bildirgede, “KCK’nin silahlı güçlerini sınır dışına çekme çabasına karşılık, geri çekilmenin yasası bile çıkarılamamış, Akil İnsanlar Heyeti başka bir formatta oluşturulmuş, Meclis Komisyonu’nun içi boşaltılmıştır. Karakol ve kalekol yapımlarının hız kazanması, korucu alımlarının devam etmesi, demokratikleşme ve geri dönüş için adım atılmaması, İmralı sisteminin eskisi gibi devam etmesi demokratik çözüm sürecini riske sokmuş, tıkanmaya yol açmıştır. Sürecin tıkanması ve ilerletici adımların atılmaması nedeniyle de, geçtiğimiz günlerde KCK’nin geri çekilmeyi durdurma kararı almıştır” sözleri ifade edildi.


‘Anadil yasağı devam etmektedir’


Başbakan tarafından açıklanan “demokratikleşme paketi” ilişkinde değerlendirmelerde bulunulan bildirgede, “Demokratikleşme paketi adı altında kamuoyuna açıkladığı paket ise bu tıkanıklığı aşabilecek bir paket değildir. Pakette yer alan kimi maddeler, halkımızın büyük bedeller ödeyerek kazandığı ve zaten kullandığı haklardır ve bu hakların kullanımı örneğin eş başkanlık sisteminde olduğu gibi paketteki halinden daha ileridir. Buna karşılık artık savunulamaz olan anadil yasağı esas olarak devam etmektedir. Anadile ‘anadil’ bile diyemeyen paket, sadece özel okullarda Kürtçe derslere zemin açmıştır. Baraj kaldırılmamış, seçim sistemleri tartışmaya açılmıştır. Paketin asıl sorunu, koruculuk sistemi, yerel yönetimler, TCK, TMK, geri dönüş gibi sorunu kökten çözme yolunda atılacak adımları içermemesidir” diye kaydedildi.


‘Paket taleplerin çok uzağındadır’


Paketin, Akil İnsanlar Heyetlerinin raporlarının çok gerisinde olduğu belirtilen bildirgede, toplumsal grupların taleplerinin çok uzağında olduğu dile getirilerek, “Kürtlere Kürt diyemediği gibi Alevilere de Alevi diyememiş, Alevilerin inanç özgürlüğünü içermemiştir. Ermenilerin, Rumların, nefret suçunun esas mağdurları LGBT bireylerin taleplerini görmezden gelmiştir. Bu paket gelinen aşamada, ne demokratik çözüm sürecindeki tıkanıklığı aşacak ne de nihai çözümün önünü açacak bir pakettir. Sürecin önünün açılması ise, Sayın Öcalan’ın partimizin heyetiyle yaptığı son toplantıda dile getirdiği gibi, bir yıl önce başlatılan diyalog sürecinin artık yeni bir formatla,  anlamlı bir müzakereye evrilterek, derinleştirerek sürdürülmesi, derinlikli bir müzakere için yeterli araçların ve imkânların yaratılması ve gerekli komisyonların kurulmasıyla mümkün olabilir. Çözüme gidecek yollar ancak bu şekilde açılacaktır” denildi.


‘Halklarımızın geleceği birbirine bağlıdır’


Rojava’da yaşanan savaşa da değinilen bildirgede son olarak şunlara yer verildi:


“Bilindiği gibi iki yıldan beri Suriye’de devam eden iç savaşta Rojava’da yaşayan Kürtler, çatışan güçlerin, yani ne statükocu Esad’ın ne de bünyesinde radikal dinci unsurları barındıran ÖSO (Özgür Suriye Ordusu)’ da yer almamış, üçüncü bir çizgiyi benimseyerek Rojava’daki diğer halklarla birlikte demokratik bir devrim gerçekleştirmiştir. Bu devrim 19 Temmuz’da birinci yılını doldurmuştur. Demokratik Ortadoğu’ya giden bir adım olan bu devrim 2’nci yılına girerken, özellikle El Kaide ve El Nusra’ya bağlı çetelerin saldırısıyla karşı karşıyadır. Bu güçlerin askeri mühimmat dahil bütün lojistik desteklerini Türkiye’den sağladıkları, yaralılarını rahatlıkla hastanelerde tedavi ettikleri, her kesim tarafından ifade edilmekte ve bu destek halen devam etmektedir. Artık halklarımızın geleceği birbirine bağlıdır. Bu değerlendirmeler ışığında, sürecin önünü açacak, Rojava devrimini sahiplenecek eylem ve etkinlikleri örgütlemenin yanı sıra örgütlülüğümüzü geliştirmek, derinleştirmek ve tüm demokrasi güçleriyle birlikte mücadele etmenin olanaklarını yaratmak en önemli görevimizdir. “


(mg)